GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Aksaray ili Mehmetçik İlkokulunda eğitim gören otizmli çocukların ve ailelerinin karşılaştıkları kötü muameleyi otizm farkındalığına dönüştürebilmek için katkı sağlayacaklarına, 7 Kasım İlhan Erdost'un ölümünün 39'uncu, 12 Eylül Anayasası'nın halkoyuna sunulmasının 37'nci yıl dönümüne, iktidar partisinin af konusuna hassasiyetle yaklaşması gerektiğine, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz'ün Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşadıklarına yönelik TBMM Başkan Vekili Levent Gök'ün açıklamalarından memnuniyet duyduklarına, TBMM'de 4/D statüsünde çalışan personelin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine, Mevlit Kandili'ni kutladıklarına ve bu mübarek günde "Bu toplum nereden geldi nereye gidiyor, biz kimiz, hangi değerlerimiz aşındı, gelir adaletsizliğine nasıl sessiz kalıyoruz?" sorularına Meclisin tüm üyelerinin cevap aramasının en faydalı ibadet olacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:15
Tarih:07.11.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Aksaray'da otizmli çocuklara yapılan ve hepimizi üzen, utandıran muameleye değinerek başlamak isterim. Tabii, bütün Aksaray halkını, Aksaraylıları töhmet altında bırakmak doğru olmaz ancak yurdun neresinde, dünyanın neresinde olursa olsun böylesine aşağılık bir davranışın tasvip edilmesi mümkün değildir. Bu konudaki soruşturmayı yakından takip edeceğimizi, konuyla ilgili Meclisin kurmuş olduğu komisyonda görevlendirdiğimiz arkadaşların meseleyi yakından takip ettiklerini ve otizmli çocukların ve ailelerinin karşılaştıkları bu kötü muameleyi, onların yaşadıkları sorunların farkındalığına dönüşebilecek bir imkâna çevirmek için bir toplumsal duyarlılığın yaratılmasına katkı sağlayacağımızı açıkça ifade etmek isterim.

Bugün 7 Kasım, İlhan Erdost'un ölümünün yıl dönümü. 12 Eylül faşist darbesinin gerçekleşmesinden elli beş gün sonra Onur Yayınlarının ve İlkyaz Basımevinin sahibi İlhan Erdost kardeşi Muzaffer Erdost'la birlikte gözaltına alındı. Mamak Cezaevinde A Bloktan C Bloka götürüleceği 200 metrelik mesafede yirmi beş otuz dakika araç içinde tutuldu, dövüldü ve koğuşuna konulduktan sonra da hayatını kaybetti. Buradan kendisini bir kez daha saygıyla, rahmetle anıyoruz. O günden bugüne o personelin yargılanması ve ceza alması mümkün olmamıştı. Bu cezasızlık kültürü 12 Eylül döneminden sonra yerleşti ve hâlen daha, maalesef, on yedi yıllık AKP iktidarında da devam etmektedir.

Ne acı bir tesadüftür ki aynı zamanda 7 Kasım, 12 Eylül faşist darbesinin dayattığı Anayasa'nın halk oylamasının da yıl dönümüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 7 Kasım 1982 günü yapılan halk oylamasında yüzde 91,3 "evet" oyu almıştır 12 Eylül Anayasası. Bugün, o Anayasa'ya "Evet." diyen hemen hemen hiç kimse o Anayasa'yı ve verdiği "evet" oyunu savunamamaktadır. Rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle 16 Nisanda, yüzde 91,3'le değil yüzde 50'nin biraz üzerinde bir oyla ve halkı, olağanüstü hâl koşullarında, referandumun öncesinde, sırasında ve sonrasındaki olanca hukuksuzlukla ve çok küçük bir farkla verilen "evet"i, bu kararı milletin verdiği... "O yüzden partili Cumhurbaşkanlığına devam, o yüzden bakansız Meclise devam, o yüzden hesap sorulamayan milletin değil sarayın bakanlarına devam." diyenler, emin olun, nasıl 12 Eylül Anayasası yüzde 91,3'le "evet" oyu almışsa ama bugün kimse savunamıyorsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...16 Nisanın rejime kasteden Anayasa değişikliğini -ki bugün yapılan anketler, yüzde 70'le partili Cumhurbaşkanlığına milletimizin artık "Hayır." dediğini ortaya koymaktadır- ilerleyen günlerde hiç kimse bunu savunamayacaktır.

Sayın Başkan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın pazartesi günü yaptığı toplantıdan anlıyoruz ki büyük bir beklenti hâline dönüşmüş olan af ya da yargı indirimi ya da infaz düzenlemesiyle ilgili çalışmalar ikinci yargı paketinde de yer almayacak. Oysa yargı paketleri, önce 24 Haziran seçimlerinin istismar konusu yapılmış -af beklentisi- sonra 23 Haziranda İstanbul'un -hukuksuzca ve Anayasa'ya aykırı şekilde- tekrarlanan seçiminde de bir beklenti olarak istismar edilmiştir. Bugüne gelindiğinde o yargı paketindeki af beklentisi birincide olduğu gibi ikincide de boşa çıkmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Af konusu bir toplumsal mutabakat meselesidir. Bunun aranması gerekirken, yetmiş beş gün Meclisi tatile sokup, nereye gidiyorsunuz dememize rağmen buradan ayrılıp gidenler yetmiş beş günü de boşa geçirmişler. Meclis açıldığından beri bugüne kadar, bu otuz beş, otuz altı günlük sürede de toplumun önüne somut hiçbir şey koymamışlardır. "Biz yaptık oldu." diye infaz değişikliği olmaz, af beklentisi bir toplumsal mutabakattır. Suçtan zarar görenin de düşünülmesi, suç işleyenlerin, şu anda içeride olanların ve kader kurbanlarının ailelerinin de düşünülmesi gerekir. Bu konuya iktidar partisinin hassasiyetle yaklaşması, yarattığı bu beklentiyi boşa çıkarmanın vicdan muhasebesini de yapması gerekmektedir.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, sizin yönettiğiniz bir oturumda dile getirmek çok uygun olacak; biraz önce Plan ve Bütçede yaşananları takip edeceğinizi söyledik, o konuyu tekraren dile getirmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yapmış olduğunuz açıklamadan da memnuniyet duyuyoruz.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde 4/D'li personeller var ve bunların sorunları var. TBMM'de farklı statüde çalışan personelin sorunları TBMM'de çalışırken taşerondan 4/D statüsüne geçirildikleri için oluyor. Ciddi problemler var, en başta ücret adaletsizliği var. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop bu yönde çözüm için çalışma yaptıklarını söylemiştir. Geçen bunca zamana rağmen hiçbir iyileşme olmamıştır. 4/D'li personeller, aynı işi yaptıkları kadrolu personelin neredeyse üçte 1'i kadar maaş almakta, 4/B'li personelin neredeyse yarısı kadar ücret almakta, daha yüksek fiyatlara yemek yemekte ve kıyafet parası gibi ödemeleri alamamaktadırlar. Mağduriyet ve eşitsizliğin yanında ayrıca sorun sanki kendilerindeymiş gibi onlardan kurtulmak için amirleri tarafından mobbinge uğramaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biz 4/D'li personele Meclis Başkanının nasıl bir çözüm üreteceğinin takipçisiyiz. Onu da sizin demokrat, adil yaklaşımınızla takip edeceğinize ve bu sorunu en kısa zamanda çözüme kavuşturacağınıza inanıyoruz Sayın Başkan.

Son olarak, yarın İslam âleminin Mevlit Kandili. Kandili şimdiden kutluyoruz. Mevlit "doğum zamanı" demek. Her peygamberin ümmeti peygamberinin doğum gününü kutlar. İslamiyet açısından da bu son derece önemli bir gecedir. Bu gece için din adamları, bu gecenin nasıl geçirilmesi gerektiğini soranlara elbette Kur'an okunmasını, elbette bol bol ibadet edilmesini, eksik namazların tamamlanmasını salık verirler ve bu geceye ilişkin en önemli tavsiyelerden, önerilerden bir tanesi de bu gecede tefekkür etmektir.

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu gecede elbette Kur'an okumak, elbette namaz kılmak, her türlü ibadeti yapmak, küskünleri barıştırmak ve yapılabilecek en iyi şeyleri yapmak ve hissetmek önemlidir. İslam âlimleri der ki: "Bu gecedeki en iyi ibadetlerden biri de tefekkürdür." Tefekkür "Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?" sorularına cevap aranmasıdır. Bu aranacaksa bugün Aksaray'da yaşananları, dün konuştuğumuz, hepimizin vicdanını yaralayan 4 kardeşin siyanürle intiharını, bu kardeşlerin açlığını, yokluğunu, sefaletini, ölümlerinden iki saat sonra borçtan dolayı elektriklerinin kesilmesini, yoksulluk içinde kıvranıp, bu acıya dayanamayıp, 4 kardeşin toplu hâlde intiharını düşünüp bu Meclis "Bu toplum nereden geldi, nereye gidiyor? Biz kimiz? Hangi değerlerimiz aşındı?"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son bir cümle...

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Biz ne kadar para kazanıyoruz? Bizim ne kadar paramız var, varlığımız var? İnsanlar ne durumda? Toplumun en zengin yüzde 1'i yüzde 90'ı, geri kalan yüzde 99,9 yüzde 10'u nasıl paylaşıyor? Biz bu gelir adaletsizliğine nasıl sessiz kalıyoruz? Biz milletvekilleri olarak memleket bu hâldeyken nasıl duruma tahammül edebiliyoruz."u? yarın akşam bu Meclisin tüm üyelerinin düşünmelerinin hepimiz için de toplum için de en faydalı ibadet olacağını düşünüyor, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)