GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:06.11.2019

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet görüşülmekte olan kanun teklifi -adını söylersem otuz saniye geçecek, geçiyorum- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yani BDDK'nin ödeme sistemleri üzerindeki denetim yetkisini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına devrediyor, bu kanun teklifinin özeti bu. Peki, böyle bir kanun teklifine ihtiyaç var mı, niye ihtiyaç var? Gerekçeye bakıyoruz, gerçekten çok da ayrıntılı ve tatmin edici bir açıklama söz konusu değil. Sadece Merkez Bankasının ödeme sistemlerine dair düzenleme ve gözetleme yetkisini genişletme niteliğinde bir kanun teklifi.

Şimdi, kanun yapma tekniğini de geçiyoruz çünkü bu Mecliste çok söyledik, artık torba değil gerçekten çorbaya dönüşmüş kanun teklifleri var. Milletvekillerinin anlamadığı torba kanunları halk nasıl anlayacak, artık kamuoyunun, izleyenlerin takdirine bırakıyorum.

Şimdi, ikili bir manzara var: Bir, AKP'nin gözüyle ya da Cumhurbaşkanının gözüyle Türkiye'yi izlemek var, bir de gerçekten halk olarak, vatandaş olarak yaşamın içinden ekonomik tabloyu gözlemek var. Cumhurbaşkanının gözünden izlediğimizde pespembe bir tablo var gerçekten. Ne diyor? "Ekonomik kriz asla yok, demokrasi var, şiddet yok, savaş yok, para çok." İnsanın bunu dinleyince âdeta neşe dolası geliyor ama gelin görün ki gerçek ve yaşam çok acı ve bu acıyı işte bugün 4 kardeşin birlikte intihar etmesi bir kez daha gözümüze soktu. Evet, hepimiz sorumluyuz. 4 insanın açlıktan, yoksulluktan birlikte intihar etmesinin -başta yönetenler, iktidar partisi olmak üzere yapabileceklerimiz varken yapmadıysak- sorumluluğunu herkes yüreğinde hissetmelidir.

Şimdi, bir yandan Cumhurbaşkanı "IMF bizden borç para istiyor." diye böbürlenirken biz de soruyoruz kendisine: Gerçekten madem bu kadar iyi durumdayız ihtiyat akçesine niye el attınız? Sormaz mı insan? Pazar çantasını dolduramayan, tenceresini kaynatamayan, çocuklarının okul ihtiyaçlarını karşılamayan, işsiz kalanlar soruyor, iktidara biz onlar adına soruyoruz: O zaman IMF'ye borç verecek durumdaysak bu yaşadıklarımız nedir? Gerçekten bu zülüm niye? İhtiyat akçesi aslında bir ülkenin kefen parasıdır diğer anlamda, nitekim onu da yediniz bitirdiniz ve halkın sırtına yüklediniz.

Değerli milletvekilleri, Eylül 2019'da hazırlanan bir rapora göre 4 kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı -açlık sınırı olarak- 2.064 lira olarak açıklanmış. Gıda harcamasına giyimi, konutu, kirayı, suyu, yakıtı eklediğimiz zaman diğer ihtiyaçlarla birlikte, 6.724 lira olmuş. Şimdi, bu eylül ayı için böyle, kış olunca bir de ısınma masrafları, artık bunun gerisini siz düşünün. Enflasyon düştü deniyor. Peki, fiyatlar niye düşmüyor? Yani bunu da halk adına biz soruyoruz.

Şimdi, Türkiye İstatistik Kurumu işsizlik verilerini açıkladı. 2019 Haziran ayında geçen yılın aynı dönemine göre 938 bin kişi artarak 4 milyon 253 bin kişi olmuş. Şimdi, bu tabloda mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranına bakacak olursak yüzde 13,9'a çıkmış durumda. Rakamlar ortada, sanırım aslında fazla uzatmaya gerek yok. Mevcut duruma ilişkin Merkez Bankasını iki dudağının arasına alan bir saray rejimi var -evet, gerçekten- ve Merkez Bankasının yetkilerini artırarak rejimi sağlamlaştırmaya çalışıyor. Yalnız bir şeyi unutuyor gerçekten. Bu rejimi devam ettirmeye fermanlarınız yetmez. Halk dışarda yaşadığını biliyor, insanlar "Kriz yok." laflarına inanmıyor çünkü mutfağını biliyor, cüzdanını biliyor, gerisi lafügüzaf.

Şimdi, birkaç veri daha paylaşıp konuşmamı bitireceğim. Değerli milletvekilleri, ülkenin yüzde 70,4'ü borçlu durumda. Yani 58 milyon kişi şu anda Türkiye'de borçlu. Temmuz ayından bu yana elektriğe 3 defa yüzde 15 zam geldi yani daha önce aylık 100 lira elektrik faturası ödeyen biri şu anda 160 lira ödemek zorunda kalacak. Yine, ağustos ayından bugüne doğal gaza 2 defa yüzde 15'lik zam yapıldı. Geçen kış 300 lira olan doğal gaz faturaları 400 liraya çıkmış durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Teşekkürler.

Şimdi, çaya, ekmeğe, süte, giyime gelen yüzde 50 zamlardan sonra zamları takip etmek mümkün değil. Bu rakam çok dikkat çekici, şu anda aracı olan bir vatandaş, 60 litre akaryakıt aldığında 432 lira ödeyen bir yurttaş tam 208 lira vergi ödemiş oluyor. Peki, bu vergiler nereye gidiyor gerçekten? Cumhurbaşkanı 2019'un ilk dokuz ayında örtülü ödenekten nereye gittiği bilinmeyen tam 1,5 milyar lira harcadı ama nereye gittiği belli olan normal ödenekten 9 kat zırhlandırılmış 4 adet Mercedes aldığını biliyoruz. Sarayın günlük gideri şu anda 4,5 milyon liraya çıkmış durumda. Sarayın bir günlük harcaması 2.240 asgari ücretlinin, asgari ücretli vatandaşın maaşına denk geliyor. İşte, bu tabloda şimdi "Ekonomik kriz var." diyenlere biz altı ay ile üç yıl arası ceza getirelim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın isterseniz Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Özür dilerim, bitiriyorum.

Yeni bir haber düştü. Bu ekonomik krizde, bu yoksullukta, bu açlıkta belli bir AKP klasiği yine -önce basına sızdırılmış- "Ekonomi kötü" diyenlere cezai yaptırım gelecekmiş. Madem öyle konuşmayı yasaklayın tümüyle. "AKP'yi övmeyen her konuşma yasaktır." deyin. İnsanlar "Ekonomi çok iyi." desin, pespembe bir tablo çizsin, "Hiçbir sorunumuz yok." desin ve gerçekten hayal dünyasında yaşamaya devam edilebilir ama hayal dünyasında sadece iktidar partisi vekilleri ve yetkilileri yaşayabilir.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) - Teröristlere gel, teröristlere!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Toplumun ezici çoğunluğu acıları hissederek, ölerek, intihar ederek, çocuklarını okutamayarak, mutfağında bir tencere ısıtamayarak bu ekonomik krizi iliklerine kadar hissediyor. Lütfen siz de bu gidişata dur deyin.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)