GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 6 Kasım Yükseköğretim Kurulunun kuruluşunun 38'inci yıl dönümüne, İstanbul ili Fatih ilçesinde cereyan eden 4 kardeşin toplu intihar olayının Adalet ve Kalkınma Partisinin gündeminde olmadığına, bu iktidarın yoksulluğa karşı kulak tıkamış göz görmez bir hâlde bulunmasına şahitlik etmekten utanır hâlde olunduğuna, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dünyada şu anda gelişmiş ülkelere baktığınızda ya bakıyorsunuz başkanlık sistemi ya bakıyorsunuz yarı başkanlık sistemi." ifadelerine, beyin göçünün dışarıya çoban göçünün içeriye olduğu bir Türkiye yaratıldığına, baca filtresi takılmayan termik santrallerin faaliyetinin durdurulması yönünde verilen ortak önergenin arkasında durulup durulmayacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:3
Birleşim:14
Tarih:06.11.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

6 Kasım 1981, Yükseköğretim Kurumunun bir darbe kurumu olarak kurulduğu gün. Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidara gelirken YÖK'ten kurtulmayı, YÖK'ü ortadan kaldırmayı taahhüt ediyordu. Aynı yüzde 10 seçim barajında olduğu gibi, seçim mevzuatında olduğu gibi darbe anayasasının etinden, sütünden, yününden yararlanmaya devam ediyorlar. YÖK, başkalarının elindeyken şikâyet edip YÖK'ü kontrolleri altına alınca eskisinden de beter bir hâle getirip partinin bir atama ve yönetme birimi hâline getiren Adalet ve Kalkınma Partisinin samimiyetsizliğini YÖK'ün kuruluş yıl dönümünde bir kez daha kayda geçirmek isterim.

Sayın Başkan, İstanbul Fatih'te 4 kişi toplu intihar etti. Sırf bu kadarı, bütün dünyada hangi ülkede yaşanırsa yaşansın hayatı durdurur, toplu intihar ama bu 4'ü kardeş. Bu 4 kardeşin -48 ile 60 yaş arasındalar- 1'i müzik öğretmeni, 1'i kurye, 2'si işsiz. İki aydır birlikte yaşadıkları evin elektriğini ödeyemiyorlar, ölüyorlar, ölümlerinden iki saat sonra BEDAŞ denen kurum gelip elektrikleri kesiyor cenaze evinde ve emin oldukları bir şey var -o kadar garibanlar ki ölümleri dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir yönüyle bütün ülkeyi sarsacakken- "Bizi 4 tane kedi yavrusu gibi gidip gömerler, kimsenin haberi olmaz." diye bir de kapıya "İçeride siyanür var, dikkat edin, polise haber verin." yazmışlar ki hiç olmazsa ölümlerinden birileri haberdar olsun. 2019 Türkiyesi, ey Adalet ve Kalkınma Partisi, ey Türkiye Büyük Millet Meclisi, 4 kardeş toplu intihar ediyor; gerekçeleri yoksulluk, gerekçeleri geçinememek, gerekçeleri açlık, gerekçeleri işsizlik ve hâlen daha üzerinde yemin ettiğimiz Anayasa, bu devletin sosyal bir hukuk devleti olduğunu yazıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Zenginler daha zengin oluyor, yandaşlar daha yandaş oluyor. İhalenin kime verileceğine ülkeyi yöneten tek adam karar veriyor. Helikopterle İstanbul'un üstünde gezip kupon arsayı zenginlere üçleştiriyor, beşleştiriyor, dağıtıyor ama 4 kardeş açlıktan, yoksulluktan, icra altındaki maaşlarını alamamaktan intihar ediyorlar ve bu intiharlar bu ülkede gündemi sarsmıyor, bakanın gündeminde yok, Cumhurbaşkanının gündeminde yok, Adalet ve Kalkınma Partisinin gündeminde yok. Bu ülkede yaşamaktan, bu ülkede siyaset yapmaktan, bu ülkede hâlen daha iktidarda olup bu iktidarın bu yoksulluğa karşı bu kadar kulak tıkamış, göz görmez bir hâlde bulunmasına şahitlik etmekten dahi insan utanır hâldedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu utancı Cumhuriyet Halk Partisi olarak paylaşıyoruz.

Sayın Başkan, bir yandan da ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan televizyonların karşısına çıkıyor ve şunu söylüyor: "Bakın, biz sistemi değiştirdik." diyor -16 Nisandaki rejime kasteden Anayasa değişikliğini söyleyerek- ve "Gelişmiş ülkelere bakıyorsunuz ya başkanlık, ya yarı başkanlık sistemiyle yönetiliyor." diyor. İnsan hani inansa, itimat etse, bildiğini unutsa, okuduğunu, gördüğünü unutsa, rakamlara değil de duyduğuna itimat etse sanacaksınız ki doğru. Sayın milletimiz, değerli halkımız, vallahi de yalan, billahi de yalan. Kime inanacaksınız? Bütün dünyanın, bizim de üyesi olduğumuz Birleşmiş Milletler var. Birleşmiş Milletler bunu millî gelire göre sıralıyor, İnsani Gelişmişlik Endeksi'ne göre... Neye göre sıralarsa sıralasın bakın, 2018 -daha yeni veri yok; 2019'dayız- ilk 10 sıradaki ülke, insani gelişmişlikte herkes bunu kabul ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Millî gelire bakarsanız da durum farklı değil. 1'inci sırada Norveç, 2'nci sırada İsviçre, 3'üncü sırada Avusturya, 4'üncü sırada İrlanda, 5'inci sırada Almanya, 6'ncı sırada İzlanda, 7'nci sırada İsveç, 8'inci sırada Singapur, 9'uncu sırada Hollanda, 10'uncu sırada Danimarka; parlamenter sistem. 10'da 10!

Bir de kötülere bakalım mı? 180'inci sırada Mozambik, yarı başkanlık, 181'inci sırada Liberya başkanlık, Mali yarı başkanlık, Burkina Faso yarı başkanlık, 184'üncü sırada Sierra Leone başkanlık, Burundi başkanlık, Çad başkanlık, Güney Sudan başkanlık, Orta Afrika Cumhuriyeti başkanlık, Nijer yarı başkanlık.

Milletten korkmuyor musunuz? Allah'tan korkmuyor musunuz? Söz, yalan bitmeden doğru konuşmuyor musunuz? Çıkın yalanlayın. Cumhurbaşkanınız desin ki "Dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi..." Ya, neye bakıp söylüyorsun, hangi veriyle?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ve sonuç şu: Bir gerçek var, memleketten 137 bin genç gitmiş. Nereye gidiyorlar? Parlamenter sistemle yönetilen gelişmiş ülkelere. Kim gidiyor? Doktor gidiyor, mühendis gidiyor, eczacı gidiyor, işletmeci gidiyor, öğretmen gidiyor, 138 bin kişi gidiyor ama -ihracat ithalat dengesine bak- 155 bin geliyor. Ne geliyor? Afgan çoban geliyor, yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Yazıklar olsun! 2019 Türkiyesini, beyin göçünün dışarıya olduğu, içeriye çoban göçünün olduğu bir ülke hâline getirdiniz ve kendi evlatlarımız intihar ediyorlar.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Yazıklar olsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yazıklar olsun! Kabul etmek mümkün değil.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Yalan, ayıptır ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, son sözüm, tam da denk geldi, Sayın Mehmet Muş'un burada olması güzel.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Mehmet Muş, Sayın Doğan Kubat, Özgür Özel, Erkan Akçay hepimize meydan okuyan bir işle karşı karşıyayız. Allah'tan, Mehmet Muş'un da bu konuda kendini bağlayan ifadeleri var. Bir 45'inci madde var. Türkiye'de 15 tane termik santral var. 2013'ten beri filtre takmaları lazım; Soma'yı zehirliyorlar, Elbistan'ı zehirliyorlar, Kütahya'yı zehirliyorlar, Zonguldak'ı, Muğla'yı, Bursa'yı zehirliyorlar. Geçen sene bir baktık bir kez daha iki yıl daha zehirlesinler diye bir kanun geldi buraya. Doğan Bey'in katkısıyla, Erkan Bey'in katkısıyla, Halkların Demokratik Partisinden Fatma Kurtulan'ın gayretleriyle ortak önerge yaptık -bu sonuncu uzatmaydı- dedik ki: "Böyle şey olmaz, filtreyi takmadıysa faaliyeti durdurulacak." Altına hep beraber imza attık, ardından da söz aldık.

Alınan sözleri de teker teker, parti parti söylemek lazım İYİ PARTİ'den Tuba Vural Hanım, diyor ki: "Doğru iş yaptık, süre uzatılmamalıdır, zehirleyemezler, taksınlar."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen, toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - AK PARTİ Kayseri Milletvekili Sanayi Komisyonu Başkanı Mustafa Elitaş diyor ki: "5 parti uzlaşmış, bu şekilde zehirlemeye biz de rıza göstermeyiz. Önergeyi doğru buluyoruz, uygun görüşle takdire bırakıyoruz."

Sayın Erkan Akçay, durumu özetledikten sonra Zonguldak, Soma vurgusu yapıp önergedeki imzasına sahip çıkıyor.

Doğan Kubat, zaten önergenin yazılmasına katkı sağlayan kişi ve hep birlikte çekiyoruz.

O sırada söz alıyorum ve diyorum ki: "Burada bir -tutanaklardan aynen okuyorum, 2014- şüphe var. Bu şüphe, seçimden önce buralarda rahatsızlık yaratıp da sıkıntı olmasın diye bunun çekilip seçimden sonra yeniden getirilebileceği konusunda. Buradan söylüyoruz bir gün olur da..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "Çünkü biz burada rektör atamaları önergesini de hep birlikte çıkardık. Ardından OHAL KHK'siyle düzenlediniz. Herkesin sözü söz mü? Bundan sonra böyle bir düzenleme yapılmayacak değil mi? Zehir solumak zorunda kimse bırakılmayacak diye bu Parlamento iradesini herkes saysın. Sakın ha sakın, bu şirketler, 2019'un sonunda buraya bir tane daha önerge getirip iki yıl daha uzatma almasınlar."

Konu sorulduğunda, Sayın Mehmet Muş da yazın yapılan bir müzakerede Afşin Elbistan'la ilgili bir düzenlemenin buna ait olduğu iddia edilince açıkça söz alıyor ve diyor ki: "Böyle bir şey mümkün değil. Eğer böyle bir sonuç doğuracaksa, bunu ispatlarlarsa iktidar partisi grubu olarak buradayız, gerekeni yaparız, gerekirse özel kanun teklifi vermeye hazırız. Böyle bir görüş gelsin, biz bu anlamda AK PARTİ Grubu olarak gerekli düzenlemeyi yaparız. Uzatma yapılmadı, bundan sonra yapılmayacak." Tutanak altında hepsi, hepsi burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, Plan ve Bütçe Komisyonuna cuma akşamı ikiyi bırakın, bir de bir yıl geçti, üç yıllık uzatma geldi. O kudretli şirketler -bizim milletvekilleri hazırlayacak ya bu kanunları, öyle bir milletvekili yok burada- saraydaki kimleri ikna ettilerse bizden güçlü, sizin iradenizden güçlü, Grup Başkan Vekillerinizden güçlü, Grup Başkan Vekillerimizin imzasından güçlü, hepimizden güçlü, üç yıllık uzatma almışlar.

Şimdi, Erkan Akçay, Özgür Özel, Fatma Kurtulan, İYİ PARTİ'li Lütfü Türkkan ve Mehmet Muş, Meclisin namusunu koruyacak mıyız, milletin ciğerini koruyacak mıyız? Bu KOAH hastalığını, kanseri artıran ve yedi yıldır kollanan firmalara karşı, Meclis, iradesini koruyacak mı? Yukarıdaki torba yasaya tepeden atan ele direnebilecek misiniz? İşte, Meclisin namusunu koruma zamanı. Hodri meydan! Biz buradayız, sözümüzün arkasındayız. (CHP sıralarından alkışlar)