| Konu: | İran sınırından yapılan roketatarlı saldırıda yaralanarak şehit olan er Zekeriya Altunok ile tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet dilediğine, 23 Ekim Van-Erciş depreminin 8'inci yıl dönümüne, deprem kuşağında olmamıza rağmen alınacak önlemler konusunda yeterli olunamadığına, mücadele konusunda yerel yönetimler ile merkezî yönetimin koordinasyon içerisinde üzerine düşeni yapması gerektiğine, 2020 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin Meclise sevk edildiğine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ABD Başkanı Donald Trump'ın mektubuyla ilgili sorularını Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan yanıtlayıncaya kadar tekrar etmeye devam edeceklerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 23.10.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kayseri'deki son şehidimizi ve onunla birlikte hem bu operasyonda hem de bugüne kadar verdiğimiz tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle bir kez daha anarak sözlerime başlamak isterim.
23 Ekim 2011... 2011 yılında meydana gelen Van depreminin yıl dönümü. 604 yurttaşımız o gün yaşamını yitirmişti, 4.152 yurttaşımız yaralanmıştı 7,2 büyüklüğündeki depremde. O dönemde tüm Türkiye yaraların bir an önce sarılması noktasında seferber oldu. Yaraları sarma noktasında tüm yurttaşlarımız, kamu kurumlarımız üzerine düşeni yerine getiriyorlar ama bir deprem kuşağında olmamız ve tarihimizde ciddi depremler atlatmış olmamıza rağmen deprem öncesinde alınacak önlemler noktasında yeterli olmadığımız da ortada. İstanbul gibi ülkemizin en büyük metropolünü büyük bir depremin beklediğini hepimiz biliyoruz. Bu noktada yerel yönetimlerin ve merkezî yönetimin üzerine düşenleri koordinasyon içinde ve birlikte yapmaları gerekiyor. Bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun aldığı inisiyatifi önemsiyoruz ve bu depreme karşı, Ekrem İmamoğlu'nun Ankara'ya uzattığı elin İstanbul'da yaşayan tüm yurttaşlarımızın geleceği ve canları düşünülerek bir an önce tutulması gerektiğini değerlendiriyoruz.
Bütçe Meclise sevk edildi ve dünyadaki demokrasilerde kendi maaşını belirleyen tek adam bizim ülkemizi yöneten tek adam ve kendisi 74.500 lira olan maaşını bu sene 81.250 lira olarak belirledi ve Meclise yolladı. Kendi maaşına zam yapabilen tek adam işçiye, "Ki ben de işçi olarak başlamıştım." dediği süreçte 3 verdi. İtiraz edene "Allah'ın hakkı 3'tür, neye itiraz ediyorsun?" dediler ve memura 4 verdi, Rabia yaptı. Kendisi, kendi maaşına, ne Allah'ın hakkı 3'ü ne millî selamı Rabia'yı uygun görmedi, tam yüzde 9 zam yaptı. Zammın karşılığı 6.750 lira, 3 asgari ücret. Aldığı maaş 40 asgari ücret. Maaş ne memur maaş katsayısına tabi ne asgari ücrete endeksli. Kendisi yüzde 9 olarak belirledi ve buna karşı, emekli olanın aldığı maaştan ilk önce ev kirası verdiğini, doğal gaz, elektrik, su ödediğini ve mutfak giderlerini karşıladığını; oysaki Atatürk'ün vasiyetine rağmen, oraya yapılmış olan sarayda ne maaş ödendiğini ne yemek giderlerine katılındığını; elektrik, su, doğal gazın da maaşını eline alamadan vergisi kesilen gariban asgari ücretliden, memurdan kesilen vergilerle ödendiğinin de altını çizmek gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu konuyu bir kez daha vatandaşlarımıza şikâyet ediyoruz.
Dün çeşitli vesilelerle gündeme geldi Trump'ın hadsiz mektubu. AK PARTİ Grubunca "Yırttık, attık." dediler. Bütün diplomatlardan bütün gruplara telefon yağıyor. Mektubu yırtıp attığınızı muhatabınız bilmiyorsa mektubu kabul ettiniz demektir. İade edeceksiniz, kabul etmeyeceksiniz, dokuz gün susup yutup ortaya çıkınca "Atmıştık." da "Sepetteydi." de "Günü gelince sepetten alıp bir cevap veririz." de demeyeceksiniz.
Sayın Genel Başkanımızın Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanına mektupla ilgili, yanıtlaması talebiyle soruları var.
"1) Hiçbir şekilde diplomatik teamüllere uymayan ve hakaret dolu ifadeler içeren bu mektubu 'Bu üslup kabul edilemez.' diyerek neden iade etmediniz?"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - "2) Okuduğunuzda bu ifadeleri nasıl hazmettiniz? Neden; hangi korku, endişe ve ruh hâliyle bu mektubu kabul ettiniz?
3) Hakaretler içeren mektubu anında iade etmediğiniz gibi, kamuoyundan gizlediniz. Neden?
4) Bu mektubu Amerikalılar kamuoyuna duyurmasaydı üstünü örtecek, sessiz mi kalacaktınız? Neden?
5) Hakaretler içeren mektubun üstünü artık örtemeyeceğinize göre milletin onurunu nasıl kurtaracak, bu yakışıksız üsluba Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arşivine girecek şekilde nasıl bir cevap vereceksiniz? Ne zaman?
6) Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanlarının anayasal görevidir. 82 milyonun huzurunda ettiğiniz yemini hatırlıyor musunuz?
7) Ettiğiniz yeminde bahsi geçen 'namus' ve 'şeref' kavramları sizin için neyi ifade etmektedir?"
Genel Başkanımızın bu 7 sorusunu bu mektuba bir cevap verilene, bu 7 soruya bir cevap verilene kadar tekrar etmeye devam edeceğiz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)