GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:3
Birleşim:5
Tarih:10.10.2019

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargı paketi hakkında birkaç hususa ben de değinmek istiyorum.

Evet, burada ben de söylemiş olayım, bu bir reform değil; bir aldatmaca, bir oyalamaca ama biz burada, bunu konuşurken dışarıda yargı -tırnak içinde- bugün hiç boş durmadı, biliyor musunuz? Savaşa karşı çıkan herkesi gözaltına alarak ya da haklarında soruşturma açarak İstanbul, Ankara, İzmir, Van, Diyarbakır ve daha birçok başsavcılık "Sosyal medya hesaplarını incelemeye aldık, Barış Pınarı Harekâtı'na karşı propaganda yapanlara yani savaşı istemeyenlere yönelik soruşturmalar başladı." dedi. Yine, bizim eş genel başkanlarımız hakkında bugün bir soruşturma yapıldı, Anadolu Ajansı ve bütün yandaş medyada böyle çarşaf çarşaf servisler yapıldı, Diyarbakır'da savaşı protesto etmek isteyen partililerimize sert müdahaleler yapıldı, İl Eş Başkanımız gözaltına alındı. Van'da, Mardin'de ve daha birçok ilde bu manzara var. Neymiş? Efendim, yargı paketi konuşuyormuşuz, efendim, yargı düzelecekmiş. Geçin bunları ya. Yargı taraflı ve bağımlı olduğu müddetçe, iktidarın her söylediğini halka dikte ettirme isteği ve iradesi olduğu müddetçe yargı paketi falan hikâyedir. Şu anda yaşadığımız nedir? İktidar aleyhine, iktidarın sözünün aksine söylenen her söz -tırnak içinde söylüyorum- suçtur. Yani Erdoğan ya da bir AKP yetkilisi, iktidar yetkilisi bir şey söylediğinde, onu eleştirdiğinizde, onun aksine bir şey söylediğinizde yasalarda olup olmaması önemli değil, asla değil, yasada ne yazılmış önemli değil; eleştiri mi yapmış, haber mi vermiş, önemli değil. Yargıç onu emir telakki etmek zorunda ve derhâl soruşturma açmak zorunda. Şimdi, bu nedenle bu paket maalesef hiçbir şeye yaramayacak.

TMK 7/2; bu -saydım- 6'ncı değişiklik. Ya, bir iktidar bir maddeyi 6 kere değiştirir mi ya? El insaf yani. Bir kere yapalım bitirelim. Düşünce ve ifade özgürlüğünü sağlayalım. Gerekçesine bakıyorum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını göstermelik yerine getirmeyin. Gerçekten yapalım bu maddeyi. Ne ekliyormuşuz? Haber verme sınırlarını aşmayan veya eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç değilmiş. E, zaten değil, şu anki TMK'ye göre de değil, şu anki Türk Ceza Kanunu'na göre de değil, şu anki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre de değil ama siz yargıyı öyle bir hâle dönüştürdünüz ki yargıçlar, savcılar iktidarın sözünün aksine işlem yapamıyor, yapamadığı için bu durumdayız. Bu nedenle, bu yargı paketi hikâyedir.

Şimdi, biz öyle bir yargı mekanizması içindeyiz ki "tweet" atan tutuklanıyor ama 1996'da 11 hükümlü ve tutukluyu canice katleden 76 kişi beraat ediyor, yirmi yıldan sonra -ben davanın avukatlığını yaptım- dava zaman aşımından düşürülüyor. Muş'ta -Vartinis katliamı- bir aile diri diri yakıldı, beraat kararı veriliyor. Cemal Temizöz beraat ediyor ama Ahmet Altan, işte, Osman Kavala içeride. Yargı yok; artık, yargı tarafsız ve bağımsız diyemiyorum, yok çünkü.

Şimdi "tweet" atmak suç, açıklama suç ama insan öldürmek suç değil. İnsan öldürme, katliam davalarından beraat kararları veriliyor arkadaşlar. Bu konuda size yüzlerce dava dosyası verebilirim.

Tabii, ne oldu? Son olarak, çok önemli bir düzenlemeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Ondan önce de şunu söylemek isterim: Şu anda bu pakette pasaportlara ilişkin "verilebilir" meselesi var ya, o yine kesinlikle ve kesinlikle bir göz boyama. Ya, şimdi, pasaport almak için memur mu olmak lazım? KHK'yle ihraç edilmeyen, düz vatandaş ya, düz, normal, hiçbir görevi olmayan bir vatandaş yurt dışına çıkamaz mı? Seyahat etme hakkı yok mu bunların? Onu geçtim, burada deniliyor ki: Polislerin araştırma sonucuna göre pasaport verilebilir. Böyle bir düzenleme keyfiyetin sınırlarını korkunç derecede genişletecektir. Burada "verilir" denilir eğer bir düzenleme yapılacaksa. Zaten haksızlık var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu düzenlemeyi yapmasanız zaten otomatik olarak verilecek.

Tutukluluk süresine ilişkin bir şey söyleyeyim: Bir kandırmaca da orada var. Soruşturmada bir yıl altı ay gibi süre uzatılıyor, kovuşturmada da beş yıl var, alın size, dörtte 1 oranında tutukluluk süresi artırılıyor fakat kamuoyuna "Tutukluluk süresini azaltıyoruz." diyorlar.

Değerli milletvekilleri, iki gündür burada savaş konusunda konuşmalar yapılıyor. Size bir şey söyleyeyim mi: HDP Grubu haricindeki herkes çok büyük bir suç işledi biliyor musunuz? Size kötü bir haberim var. Nedir o, biliyor musunuz? Türkiye'nin taraf olduğu bir sözleşme. Nedir? 2000 yılında imzalamışız, 2003 yılında, burada Mecliste, dönemin Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış, Birleşmiş Milletler Medenî ve Siyasî Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 20'nci maddesini dikkatinize sunmak istiyorum. Savaş propagandası ve düşmanlığı savunma yasağını içermiş ve şunu söylüyor: "Her türlü savaş propagandası..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Çok önemli Başkan.

BAŞKAN - Peki, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Tekrar ediyorum: "Her türlü savaş propagandası hukuk tarafından yasaklanır." Burada savaş propagandası yapılıyor. Öyle bir hâle geldik ki bütün televizyonlar, bütün yayınlar savaşı övmek zorunda ve herkes suç işliyor. Bu iktidar, kendisiyle birlikte başta sizlere olmak üzere bütün ülkeye suç işletiyor. Savaş savunulmaz, savaşa karşı olunur, ölüme karşı olunur, yaşamdan yana olunur. Bu sözleşmeye Anayasa'mıza göre tarafız ve bu taraf olmanın yükümlülüklerini yerine getirmek zorundayız. Yasayla düzenlenmek zorundadır ve dediğim gibi, lütfen, şu andan itibaren hepiniz barış tarafına geçin çünkü savaş kötüdür, savaş kötülük içerir ve bu savaş en çok gerçekleri öldürdü. Şu anda Nadira Kadirova'ya ne olduğunu soramıyoruz işte. İnsanlar açlıktan ölürken bunları konuşamıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son sözlerinizi alalım.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Onu PKK'ya soracaksınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Kadınlar öldürülüyor, bir şey diyemiyoruz.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Aynı şeyi ona da söyleyeceksiniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Kadınlar eşleri, babaları ya da başka birileri tarafından öldürülüyor; bunu soramıyoruz, sesimiz çıkmıyor.

ŞAHİN TİN (Denizli) - Ama onu PKK'ya söyle.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - İnsanların hepsi hizaya dizilmiş vaziyette, "Savaşı savunmak zorundasınız, bu nakaratı söylemek zorundasınız." durumuna mecbur kılınıyor. Lütfen, bu suçu işlemeyin, bu suça ortak olmayın. Savaşa karşı olmak ulusal üstü sözleşmelerin gereğidir diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)