| Konu: | Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök'ün açılışta yaptığı açıklamadan memnuniyet duyduklarına, ABD Başkanına gerekli cevabın verilmesi için daha neyin beklendiğini öğrenmek istediğine, 8 Ekim Bahçelievler katliamının 41'inci yıl dönümü vesilesiyle Latif Can, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevenci'nin katledilmesi olayını bir kez daha kınadıklarına, ölüm cezasının kaldırılmasının doğru bir adım olduğunun altının çizilmesi gerektiğine, 12 Eylül öncesinde hayatını kaybeden vatan evlatlarının önünde saygıyla eğildiklerine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ'yle mücadele noktasındaki eksikliklere dikkat çeken tespitine, Millî Sarayların Cumhurbaşkanlığına bağlanmasıyla personelin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 3 |
| Tarih: | 08.10.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, öncelikle, açılış konuşmanızda altını çizdiğiniz hususlardan duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek başlayayım.
Amerika Birleşik Devletleri'nin başındaki zat uzun süredir sürdürdüğü dengesiz, nezaketsiz üslubunu devam ettiriyor. Dün akşam Twitter'den okuduklarımızı birkaç gün önce bu Mecliste temsil edilen bir siyasi partinin sayın genel başkanına karşı yapılan nezaketsizlikten ayırarak da okumuyoruz. O günlerde elçiliğe çağrılmış ve açıklama istenmiş olan maslahatgüzarına bu talebe Amerika'nın ne yanıt verdiğinin takipçisi olmalıyız. Bu Meclisin çatısı altında temsil edilen bir siyasi partiye ve genel başkana yapılan nezaketsizlik bu Meclise dolayısıyla milletin tümüne yapılmış nezaketsizliktir. Aynı şekilde, bırakın diplomasinin dilini; günlük dili, nezaketi, adabı, edebi terk edecek şekilde dönüp de Türkiye Cumhuriyeti'ne had bildiren bir Amerikan Başkanının haddinin bir an önce bildirilmesi gerekmektedir. "Geldikleri gibi giderler." deyip kendisine verilen ölüm fermanına karşı dünyanın en büyük antiemperyalist mücadelesini başlatmış ve kazanmış bir liderin koltuğunda oturan son Cumhurbaşkanına; yine, Türkiye'nin menfaatleri için karşısındaki yedi düvele canı pahasına meydanlarda karşı çıkmış olan İsmet Paşa'nın Lozan'daki tavrına; yine, Johnson mektubuna vermiş olduğu, bugün tarihimizde dış politikayla ilgili hepimizin gurur duyduğu o cevabı veren İsmet Paşa'nın koltuğunda oturmasına...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yine -yürütmenin başı olarak söylüyorum, yaptığı görev olarak değil- Başbakanlığı döneminde bütün dünya karşısında olmasına rağmen Kıbrıs'taki mezalimi durdurmak için "Ada'ya barış götürüyoruz." deyip ne Amerika'nın ne İngiltere'nin, hiçbir tanesinin tehditlerine boyun eğmeyen Ecevit'in makamında oturanlara: Gerekli cevap vermek için daha neyi bekliyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Hafta sonundaki tutum doğruydu. Bu Amerikan Büyükelçisi bu "tweet"lerden sonra hâlen daha çağrılıp da bunun hesabı sorulmuyorsa, hatta çağrıldığı yerde birkaç saat de kapıda oturtulmuyorsa iç politika malzemesi yaparken "Ey Trump"ların, bugün Trump'ın "tweet"inde "Biz anlaştık, sana hudut çizdim. Hudutlarının dışına çıkarsan seni daha önce ekonomik olarak vurdum, bir daha vururum." tehdidine Adalet ve Kalkınma Partisinden şöyle hepimize "Tamam işte, Türkiye Cumhuriyeti böyle yönetilir." dedirtecek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özel, devam edelim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...Ecevit'in, Demirel'in deyimiyle "Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devletin adıdır." sözünü hatırlatacak bir yaklaşımı bekliyoruz. Oturduğunuz koltukta geçmişte oturanlar, biraz önce saydığım gibi, bu tepkileri gösterdiler, korkmadılar, yılmadılar. Neden korkuyorsunuz? Parlamento burada, biz buradayız, siz neredesiniz? Bunu sormak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Ayrıca, bugün 7 TİP'li öğrencinin katledildiği Bahçelievler katliamının 41'inci yıl dönümü. TİP üyesi Latif Can, Efraim Ezgin, Hürcan Gürses, Osman Nuri Uzunlar, Serdar Alten, Faruk Erzan ve Salih Gevenci'nin bir gece yarısı vahşice katlini bir kez daha buradan kınıyoruz.
Ayrıca, 12 Eylül cuntasının "1 sağdan, 1 soldan" diyerek, 2'sinin de adını anarak Mustafa Pehlivan ve Necdet Adalı'yı katletmelerini... Onları birer birbirinden ayrılmaz demokrasi şehidi olarak görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Haklarındaki suçlamalar, atılı suçlar ve bu konuda kendilerinin bıraktıkları son beyanlar, hepsi birden değerlendirildiğinde de -bu Parlamentonun zaman zaman- iç politikayı istismar için "Parlamento geçirsin, hemen onaylayayım." veya işte, birbirine ip atmalar mip atmalar bir yana dursun, ölüm cezasının nasıl hatalara açık, nasıl istismara açık, nasıl telafi edilemez, ıslah edici olmak yerine tam tersi sonuçlar doğuran bir ceza olduğunu bu Parlamentonun bir kez daha gündemine alması; geçmiş dönemlerde ölüm cezasının kaldırılmasının da -üçlü koalisyon döneminde- ne kadar doğru ve demokrat bir adım olduğunun da altının çizilmesi gerekiyor. 12 Eylül öncesinde hayatını kaybeden bütün vatan evlatlarının ve onların değerli analarının gözyaşlarının önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ'yle mücadele noktasında eksikliklere dikkat çeken bir beyanı, daha doğrusu yürüttüğü bir soruşturmada hazırladığı resmî evrak sadece Cumhuriyet gazetesinin dikkatini çekti. "FETÖ 15 Temmuz darbe girişiminde çok az üyesini kullandı. Örgütün byLock, Bank Asya ve üst düzey yönetici ve irtibat gibi kriterleri taşımayan üyeleri, ikinci bir darbe girişiminde ya da örgütsel bir faaliyette kullanılmak üzere hazır bekletilmektedir." diye başsavcılığın yazısı var. Ve OHAL'de alınan yetkilerin istismarıyla bunu bütün muhalifleri sindirmek için kullanıp FETÖ mücadelesini sulandıranlar, FETÖ'nün yaptığı kanlı darbe girişimiyle ilgili kurulan komisyonun raporunu hiç edenler ve o raporu görüşmek için dahi bir adım atmaya yanaşmayanlara gerçek tehlike, eğer görevdeki başsavcı bu sözleriyle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayınız Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ...sadece ve sadece Cumhuriyet gazetesinin dikkatini çekiyorsa, AK PARTİ siyaseten bu meseleyle ilgilenmiyorsa, o FETÖ'yle mücadele konusunda yeri göğü inleten bu yandaş basının tamamı bu ifadelere duyarsız kalabiliyorsa hakikaten gerçek anlamda FETÖ'yle mücadele etmek mi yoksa kötü yönettiği ülkede bunu bahane ederek biraz daha yönetime tutunmaya çalışmak mı, bu konuya AK PARTİ'nin karar vermesi gerekiyor.
Sayın Başkanım, son olarak -çok uzattığımın farkındayım ama- bir talep var, bunu sizin yönetiminizde dile getirmek lazım. Millî Saraylar, biliyorsunuz bir gecede... Millî Sarayları, aslında milletin saraylarını Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisine emanet etmiştir. Yani bir kişinin elinde olursa o tek adam yönetimine işaret eder. Millî Saraylar Meclisteydi ve tek adam dönemleri bitmişti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son defa tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama tuttu birisi kendi imzasıyla Millî Sarayları bünyesine aldı. Dünya kadar personel mağdur oldu. Bu personel çok uzun süredir bekliyordu. 1.340 personelin 868'inin Cumhurbaşkanlığına atamasını yapıp 441'ini Mecliste bıraktılar. Ama öyle bir iş yaptılar ki Meclise sadece misafirhaneleri verdiler, saraylar duruyor ve bu Millî Saraylarda ahşap oymacısı, kalemkâr, halı onarım ustası, müze araştırmacısı gibi, misafirhanede çay yapamayacak veya yatakları toplamayacak, oraları temizlemeyecek nitelikteki personel bu görevlere zorlanmaktadır. Akıl dışı bir iş yapılmaktadır, vicdan dışı bir iş yapılmaktadır. Oradaki ahşap oyma ustasının elindeki yetenek de, bu milletin ona yaptığı yatırım, bu Parlamentonun ondan beklediği bir katkı vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın artık Sayın Özel.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu katkıları görmeden, bu kalemkârları, bu tarihî halı onarım ustalarını bardakları yıkasınlar diye orada bırakıp almamak, siyasi görüşlerine göre ayrımda bulunmak vicdan işi değildir.
"Belediyelerden işten çıkartmalarla ilgili kulağıma bir şeyler geliyor." deyip de yeri göğü inleten Recep Tayyip Erdoğan'ın attığı imzayla dünya kadar personel mağdur olmuştur. Bu personellere sahip çıkmalısınız. Yanlış işler yapılmaktadır, ayrımcılığın bu kadarı ne vicdana ne İslam'a, hiçbir şeye sığmaz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)