| Konu: | HDP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 2 |
| Tarih: | 02.10.2019 |
CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra Adalet ve Kalkınma Partisi kendi varlığını tartışmaya açan, milletten aldığı desteği tartışmaya açan ve artık demokrasi anlayışını sorgulatmak bir yana, demokrasiyi bir araç olarak gördüğünü, girdiği seçimleri eğer kendi kazanıyorsa millî iradeyi yüceltip başkaları kazandığında onu hiçe saydığını hepimizin gözlerinin önüne serdi.
31 Martta İstanbul ve Ankara'yı Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının kazanacağı anlaşılınca en üst ağızdan günde 5-6 kez canlı yayınlarda kayyum iması yapıldı ama 31 Mart seçimlerinde Ekrem İmamoğlu seçimleri 13 bin, 14 bin farkla kazanınca seçimleri yeniletmeye kalkıp "23 Haziranda Osmanlı tokadı vuracağız." diye bekleyenler halktan demokrasi tokadını yediler. Halk dedi ki: "Sen gücünü benden alıyorsan benim kararlarım işine gelmediğinde bana karşı diklenmeyeceksin."
O seçim iptali ne kadar yanlışsa Halkların Demokratik Partisinden halkın oylarıyla, hem de yüksek oy oranlarıyla seçilmiş olan 3 büyükşehir belediye başkanının -ki ikisi bu dönem milletvekiliydi, birisi de yıllarca bu Meclise hizmet etmiş bir milletvekiliydi, görev yapmış milletvekiliydi- belediye başkanlıkları görevinden alınması da o kadar yanlıştır. Amasız ve fakatsız kınıyoruz.
Devlet elinizde, her şey elinizde. Gidiyorlar, başvuruyorlar ve diyorlar ki: "Biz belediye başkanı adayı olabilir miyiz?" Adliyeden kâğıdı alıyorlar, aday olmalarında bir engel yok. Millet onları seçiyor, sizi seçmiyor, daha sonra onları görevden alıp yerine kayyum atıyorsunuz. Bunu daha önce yaptınız OHAL döneminde, millet sizi takdir etmedi, millet sizi cezalandırdı, kayyumlarınızın istisnai bir örnek dışında başarı elde edeni olmadı. Zaten niyetin ne kadar kötü olduğu nereden belli? Eğer bu kişiler belediye başkanlığı görevi yapamayacak bir durumda olsalar onların başvurularını kabul etmezsiniz, milletvekilliklerini düşürmezsiniz. Âdeta bir kumpas siyaseti yapıldı. Niyetin kötü olduğu nereden belli? 6-7 belediye başkanı belediye seçimini kazanmış, mazbatayı birinciye değil, ikinciye verdirdiniz. Bu nasıl bir mantık? "Koşu yarışında ikinciyi geçen kaçıncı olur?" diye bir soru var, fıkra gibi. Herkes diyor ki buna: "AK PARTİ'nin şeyine göre birinci olur." İkinciyi geçen ikinci olur. Birinci olabilmeniz için birinciyi geçmeniz lazım koşu yarışında ve birinciyi geçmediğiniz hâlde, çeşitli sebeplerden "Mazbatayı bize verin, mazbatayı bize verin."
Türkiye Cumhuriyeti...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Dünya siyaset tarihinde görülmemiş bir iş, nasıl savunulur bilinmez, Ahmet Türk'e kayyum atamadan önce de seçim kuruluna "O çok yaşlı, görevi yapamaz. Yetkiyi, mazbatayı bizim adayımıza verin." diye başvurdunuz.
Arkadaşlar, AK PARTİ Grubu, geçmişte bir şiir okudu diye cezalandırılan ve görevinden alınan belediye başkanının hikâyesinin peşinden yürüyen, onu anlatan insanlar "erdemliler hareketi" diye ortaya çıkan partinin mensupları; bunu akla, vicdana sığdırabiliyor musunuz? Burası bir Parlamento, burası demokrasi. Ona göre, buna göre tartışmazsınız; her birimizin aldığı oy, herkesin aldığı oy sizin aldığınız oy kadar değerli. Anayasa der ki: "Milletvekilleri bir bölgeden seçilirler, bir partiden seçilirler ama hepsi birden bütün milleti temsil ederler." Buna isyan etmek, buna karşı çıkmak millete kafa tutmak demektir, millî iradeye kafa tutmak. Bir iktidar partisi kendi varlık sebebini tartışmaya açarsa işte o zaman her türlü musibeti bu demokrasinin başına çağırır; bunu yapmamak lazım, demokrasiye sarılmak lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Müsaade ederseniz on saniyede toparlayayım.
BAŞKAN - Giriyor zaten kayıtlara.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Peki, o zaman bir... Takdir benimse dakikalarca da girer kayıtlara, hani, ben takdir sizde kalsın diyorum.
BAŞKAN - Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi, şunu açıkça söylüyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak: Belediye başkanını seçildiği partiye göre, milletvekilini seçildiği partiye göre ayırmaya başlarsanız artık karşı karşıya kaldığınız durum kendi varlığınızı inkârdır. Bu gece başınızı yastığa koymadan önce şöyle düşünün; 1994'lerde, 1999'larda siz belediye başkanı seçtirdiniz, dedi ki birileri: "Kardeşim, AK PARTİ'li belediye başkanları -örneğin- irticaya destek veriyorlardır, onları görevden aldık, kayyum atadık." Ne hissediyorsanız, sizin belediye başkanlarınıza oy verenler, örneğin belediye başkanınız irticai faaliyetleri olan bir vakfa destek olduğu iddiasıyla hakkında soruşturulmayıp, kovuşturulmayıp görevinden alınsa sizin seçmeniniz ne hissederse -o günlerde her biriniz Recep Tayyip Erdoğan'ın seçmeniydiniz- ne hissederseniz bugün bu belediye başkanlarına oy veren seçmenler bunu hissediyor ve bu yüzden eriyorsunuz.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Meşruiyet zeminini kaybettiniz, bir buz gibi eriyorsunuz.
Teşekkür ederim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)