| Konu: | Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 16.07.2019 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 3'üncü maddesiyle ilgili görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Aslında 3'üncü maddeyi takip eden diğer birkaç madde de yine bu konuyla ilgili yani Hükûmetin bütçe açığını Merkez Bankası üzerinden kurtarma ya da yamama operasyonuyla ilgili.
Şimdi, bu noktaya nasıl gelindi, hep beraber ona bir bakalım. Değerli vekiller, bu yıl iktidarın bütçe açığı hedefi 80,6 milyar liraydı ve gayrisafi yurt içi hasılanın da yüzde 1,8'ine tekabül ediyordu. Oysa beş aylık gerçekleşme 66,5 milyar olmuştu zaten, bugün yeni bir veri açıklandı ve bütçe açığı yılın ilk altı ayında 78,6 milyara ulaştı. Yani Hükûmetin yıllık hedefine aslında yedi ayda ulaşılmış oldu.
Şimdi "Açıklar neden arttı?" derseniz, iki sebebi var temel olarak: Bir, faiz giderleri arttı, faiz giderleri yüzde 50 arttı üstelik; iki, faiz dışı harcamalar da arttı, onlar da yüzde 30 arttı. Faiz dışı harcamaların artmasının temel sebebi zaten seçim maliyetleri, seçim önemli bir yük getirdi. Hemen belirtmek isterim ki İstanbul seçimlerinin ikinci defa tekrarlanması da bu yükte en büyük paya sahip.
Yine, değerli vekiller, bildiğimiz gibi, Merkez Bankasının yüzde 55 hissedarı Hazine. Dolayısıyla Hazine, Merkez Bankası kârından da pay alıyor. Nisan ayında da kâr payı alacaktı ancak acze düşmüş ekonomi yönetimi, bütçe açıklarını kapatmak için daha önce bu parayı almak zorunda kaldı; daha az borçlanmak, daha düşük faizden borçlanabilmek için 33 milyarı nisan ayını beklemeden ocak ayında aldı.
Peki, sorun çözüldü mü? Hayır, sorun maalesef çözülmedi, bu da yeterli olmadı. Tekrar ekonomi yönetimi yana yakıla yeni bir yöntem icat etti. O da şu: İşte, bu torba yasayla getirilen üç ayrı uygulama olacak. Ne yapılacak? Birincisi, Merkez Bankası ihtiyat akçesinin oranını düşürecek. Bildiğimiz gibi, kârdan yüzde 20 ayrılıyordu artık yüzde 10 ayrılacak ki dağıtılacak kâr kısmı, dolayısıyla Hazineye kalacak kısım biraz daha fazla olsun. Ama unutmayalım ki yedek akçe, Merkez Bankasının kefen parasıdır. Buna ihtiyaç duymak da ekonomi yönetiminin başarısızlığının ifadesidir.
İkinci olarak ne yapılacak bu torba yasada? Yeni düzenlemeyle Merkez Bankası Kanunu'nun 60'ncı maddesinde bir değişiklik yapılıyor ve bankanın son yıl kârından ayrılan yedek akçe hariç, o yıla kadar birikmiş olan yedek akçeleri de her yıl kâra aktarılacak deniyor. İlk planda zaten 40 milyar lira aktarılıyor ve böylece 1,8 olarak tahmin edilen gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki pay da 1'e indirilmek isteniyor ki yani biraz daha bütçe açığı rakamı hoş görünsün, makyajlanmış olsun. Ancak burada kamunun da zararının olduğunu unutmamak gerekiyor.
Ayrıca, üçüncü olarak ne yapıyor? Merkez Bankasının diğer bankalardan ve mali kuruluşlardan zorunlu karşılık isteyebileceği kalemler de genişletiliyor, böylece daha çok karşılık ayrılacak, daha çok karşılık devredilecek. Peki, nedir bunun uygulaması? Mevcut uygulamada değerli vekiller, pasif kalemler için zorunlu karşılık ayrılıyordu ama şimdi aktif kalemler için de ayrılacak ki bunların içerisinde türev ürünler var. Değerli izleyenler, değerli vekiller; aslında ben bir finansçıyım, bunlar da çok teknik konular ama bu kadar teknik konuya girmeye de gerek yok diye düşünüyorum. Kısaca olay şu, özetlemek gerekirse: Başarısız ekonomi yönetimi yana yakıla kaynak arayışı içerisinde ve sineğin yağını çıkartmaya çalışıyor.
Dördüncü olarak da, zaten bu maddede ifade edildiği gibi, gerçek zamanlı ve anlık bilgi alabilmek için Merkez Bankası, bankaların bilgi işlem sistemlerine erişebilecek bir sistem kurmak istiyor.
Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında gördük ki hiçbir maddede tarafların görüşü alınmamış. Yine gördük ki türev piyasalara etkileri ya da Basel Kriterlerine, Basel III-IV'e uyumu üzerinde de bir çalışma yapılmamış.
Peki, değerli vekiller, bu geçici ve artık Merkez Bankasının kefen parasına kadar uzanan pansuman çözümler nereye kadar devam edecek? Ne oldu, hani Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi geçecek ve ekonomi uçacaktı? Lütfen, birileri, siz de inceleyiniz ki her şey kötü...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
LALE KARABIYIK (Devamla) - Biraz süre isteyebilir miyim?
BAŞKAN - Buyurun.
LALE KARABIYIK (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bakın, başkanlık sisteminin ardından ekonomiye baktığınız zaman son on yedi yılda veriler kötü, son beş yılda veriler kötü ama son beş yılın, özellikle de Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildikten bugüne kadar olan süre içerisinde bütün veriler olumsuz. Bir tek cari açıkta küçülme var, o da zaten daralmadan kaynaklanıyor, yatırımların azalmasından kaynaklanıyor. Onu da siz aslında başarı olarak kabul ediyorsunuz ama öyle değil.
Değerli vekiller, tüm bu reform ve teşviklere rağmen -ki on yedi yıl içerisinde iktidar 15 tane istihdam paketi yaptı, 5 tane de ekonomi ve reform paketi yaptı- çalışanların ve emeklilerin sürekli alım güçleri düşüyor, yaşam kalitesi azalıyor; ekonomide ciddi bir daralma yaşanıyor, işsizlik her gün artıyor; üretim durma noktasında, sanayi öyle; yatırımlar erteleniyor, piyasalarda para dönmüyor, karşılıksız çek ve protestolu senetlerde patlama yaşanıyor, dış ticaret açığı da az önce ifade ettiğim gibi olumlu bir küçülme içerisinde maalesef değil.
Bu gerçekleri de gözler önüne sermek istedim. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Karabıyık.