GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:101
Tarih:11.07.2019

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansını kuruyor bu kanun teklifi. 8'inci madde de bunun aslında temeli yani buna ilişkin görüşlerimizi sunacağız.

Şimdi, bu kanun teklifinin her şeyden önce Anayasa'nın 160'ıncı ve 2'nci maddesine ve daha birçok maddesine aykırı olduğunu peşinen söyleyeyim. Yani burada Anayasa'ya uyarlı bir madde düzenlemesi yok çünkü hem Sayıştay denetiminden kaçırıyor hem de şeffaflık meselesini tümüyle elimine ediyor.

Şimdi, gerçekten bu ajansa ihtiyaç var mı, bu ihtiyaç nereden çıktı, asıl mesele bu, bunu tartışacağız. Bir de zaten Turizm Bakanlığının -başka konuşmacılar da söyledi- Tanıtma Genel Müdürlüğü var. O olmasa hani böyle bir ajansa ihtiyaç var diyebilirdik ama böyle bir müdürlük dururken bu ajans neden alelacele getirildi? Burada paraya ihtiyaç var, gerçekten bir rant kapısına ihtiyaç var. Bunun adını koyarak söyleyelim.

Peki, bununla birlikte, kamu yararına kurulacak bir ajanstan mı söz ediyoruz yoksa özel bir ajanstan mı yani özel bir işten mi söz ediyoruz? Yani bir kere şöyle, 4 tane muafiyet söyleyeceğim: Bir, Sayıştay denetiminden muaf. İki, Kamu İhale Kanunu'ndan muaf. Bu da yetmemiş "Her türlü dava ve işlemlerinde teminat yatırılmayacak." diyor. Yani bu çok önemli bir düzenleme. Damga vergisinden de muaf. Bu kamu kurumu mu, özel kurum mu? Önce buna karar verelim. Eğer kamu kurumu ise neden Sayıştay ve Kamu İhale Kanunu'ndan muaf? Eğer özel şirket ise niye dava giderleri, teminat ve diğer masraflar alınmıyor? Bunun da bir cevabı yok. Ucube bir teklifle karşı karşıyayız.

Yani neden geldi? Bunun adını koymak açısından şunu söyleyeyim: Ekonomi dibe çöktü, artık normal seviyesine çıkarılabilir bir durumdan çok uzakta. Elde avuçta ne varsa satıldı, özelleştirildi. Halkın olan satılıp savruldu, yok oldu. Tarım arazileri bitti, hayvancılık öldü, ülkede üretim bitti en önemlisi. Dışa bağımlılık artarken artık elimizde ne kaldı? İşsizlik, yoksulluk; daha fazla mutsuzluk, en önemlisi, hâkimiyetini sürdürüyor.

Elde kalan ne? Tarihî miras ve doğal güzellikler. Bunlar da kaldı mı? Hayır, yok. Botan Vadisi ve Hasankeyf buna ilişkin en önemli örnekler. Barajlarla tarihî ve doğal güzelliklerimiz, miraslar da yok ediliyor. Onlardan da geriye kalanı değerlendirelim. Ne yapalım? Yurt dışından gelen turist sayısında artış olduğu için iştah kabarmış. "Buradan bir kâr elde etmemiz lazım, para kazanmamız lazım." şeklinde bir mantığın sonucunda aslında bu çıkmış.

Şimdi, burada -devam ediyorum- bundan önceki rant kapısı nasıl bu hâle gelecek, nasıl ranta dönüşecek? Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının hazırladığı raporda devletin kasasından vakıf ve derneklere yapılan cari transfer harcamaları 818 milyon lira; bu çok ciddi bir rakam. Yine, 2018 ve önceki dönemlerde söz konusu vakıf ve derneklere 847 milyon liradan fazla para harcanmış durumda. Yani kamu kaynakları çeşitli vakıf ve derneklere peşkeş çekiliyor, halkın cebinden çıkarılıyor. Deniz bitti, evet, Türkiye'de deniz bitti, devlet kasasında para kalmadı. Peki, sarayın, Beştepe'nin elektrikleri gerçekten nasıl yanacak? Yeni gelir kapıları lazım. İşte, bu teklif o gelir kapılarından birini tesis etmeyi amaçlıyor.

Şimdi, burada Anayasa'dan uzaklaşıldığını ve tek adam rejiminin gitgide, hızla, daha fazla tahkim edildiğini çok net bir şekilde görmekteyiz. Bununla birlikte şunu da son olarak söyleyeyim: Gerçekten turizm bu tip yöntemlerle gelişebilir mi? Belirli vakıflara, derneklere, Sayıştay denetiminden uzak, Kamu İhale Kanunu'ndan uzak... Açıkça "Biz burada para kazanacağız ve buna her türlü muafiyeti getiriyoruz, şeffaflık yok, hiç kimse denetleyemeyecek." deniyor. Denetlenemeyen bir para kazancı söz konusu, Türkçesi bu yani daha açık nasıl ifade edilir bilmiyorum.

Turizm bu şekilde gelişmez, bu tip yasalarla hiç gelişmez. Bu tür yasalar sadece turizmi öldürür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Kıyı alanları, sit alanları büyük otellere peşkeş çekilecek bu teklifle; doğa katledilecek, tarihî miraslar böyle bir teklifle yok edilecek çünkü tek bir amaç var: Kâr, daha fazla kâr, daha fazla para.

Bununla birlikte, emek sömürüsünün en yoğun hâliyle oluşan turizm anlayışına destek olunuyor bu teklifle. Su yataklarına HES'ler, Akkuyu'ya nükleer santral yapılarak turizm ancak öldürülebilir, bu teklifin paralelinde bir de bunlar yapılıyor. Tabii, bu ölüm yalnızca turizmin ölmesi değil gerçekten, buna dikkat edelim, tarihimizin, geleceğimizin de ölmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, 8'inci maddenin aslında, gerçekten, derhâl madde metninden çıkarılması gerekiyor. Halk iradesini temsil eden bu Parlamentonun, açıkça Anayasa'ya aykırı, halkın cebinden para alacak, turizm sektörünü de birilerine peşkeş çektirecek ve para kazandıracak bu maddeye "hayır" demesi gerekiyor. Bu konuda bütün Meclisten talebimiz budur.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)