| Konu: | 10 Temmuz Ali İsmail Korkmaz'ın ölümünün 6'ncı yıl dönümü vesilesiyle Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Ahmet Atakan, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Mustafa Sarı, İrfan Tuna, Selim Önder, Zeynep Eryaşar ve Serdar Kadakal'ı saygıyla andıklarına, 10 Temmuz Türkiye İşçi Partisi eski Genel Başkanı Ali Aybar'ın ölümünün 24'üncü, Türkiye Gazeteciler Sendikasının kuruluşunun 67'nci yıl dönümüne, maden mühendislerinin sorunları ile çiftçilerin elektrik aboneliği işlemlerinde yaşadığı sorunlara, Ankara Adliyesinde görülen Şule Çet davasına ve 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü'ne ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 100 |
| Tarih: | 10.07.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
10 Temmuz, Ali İsmail Korkmaz'ı kaybedeli altı yıl oldu. Ali İsmail, Eskişehir'de Mevlüt Saldoğan ve onun yönlendirdiği siviller tarafından tekmelenerek dövülmüş ve hepimizin izlediği o korkunç görüntülerden sonra, yoğun bakımdaki yaşam savaşını 10 Temmuz günü kaybetmişti. Ali İsmail Korkmaz'ın ölüm yıl dönümünde, kendisiyle birlikte Berkin Elvan'ı, Ethem Sarısülük'ü, Ahmet Atakan'ı, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Abdullah Cömert'i, Medeni Yıldırım'ı, Mustafa Sarı'yı, İrfan Tuna'yı, Selim Önder'i, Zeynep Eryaşar'ı ve Serdar Kadakal'ı bir kez daha saygıyla anıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek katılımlı, en barışçıl ve bütün dünyaya Türkiye'de hâlâ daha umudun olduğunu, hâlâ daha gençlerin olduğunu ve bir başka Türkiye'nin mümkün olduğunu gösteren Gezi direnişini ve Gezi direnişçilerini bir kez daha selamlıyoruz.
Bugün, Mehmet Ali Aybar'ın ölüm yıl dönümü. Türkiye İşçi Partisinin Genel Başkanı olarak 1962-1969 arasında görev yapmıştı. 27'nci Yasama Döneminde Türkiye İşçi Partisinin yeniden Parlamentoda müzakerelere katılıyor olması, yaptıkları katkı, ortaya koymuş oldukları derinlik Mehmet Ali Aybar'ın ölüm yıl dönümünde hem TİP'in geçmişini hem bugünkü mücadelesini selamlamamıza vesile oldu.
Türkiye Gazeteciler Sendikası, 10 Temmuz 1952'de "İstanbul Gazeteciler Sendikası" adı altında kurulmuştu, sonra ismi değişti. Gazetecilik, bugün Türkiye'de can çekişiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Geçtiğimiz günlerde SETA isimli bir vakıf, uluslararası basın kuruluşlarının Türkiye'de çalışan muhabirlerini, emekçilerini fişlediği, açıkça hedef gösterdiği andıç niteliğinde bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmıştı. Maalesef, dün AK PARTİ Grubunun bu konuda kürsüye çıkan sözcüsü de bu çalışmayı sahiplendi. Bu, basın özgürlüğü açısından da Türkiye açısından da son derece olumsuz bir noktayı sahipleniştir.
Maden mühendisleri... Soma'da tanıştık biz onlarla; kaybettikleri meslektaşlarının başında hem ağlıyorlar hem bundan sonra anneler, babalar, evlatlar ağlamasın diye ne yapılması gerektiğini söylüyorlardı Soma'da; o günden beri beraberiz. Bugün Meclise geldiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İstedikleri randevuya grubumuz olumlu cevap vermişti, Halkların Demokratik Partisi de vermiş. Diğer gruplardan görüşme talep ediyorlar. Onlar mutlaka dinlememiz gereken bir meslek grubu. Dertleri aslında kendi dertleri de değil. Diyorlar ki: "Biz 2012'de SGK'yle bir anlaşma yaptık. Maden mühendisine verilecek minimum maaşı belirliyorduk. Maden şirketleri baskıyla SGK'ye bu işi bozdurdular." Şimdi Maden Mühendisleri Odasının belirlediği fiyata değil ucuza çalıştırınca, maden mühendisi olmadan imza atan adamlar ancak o paraya çalışıyorlar veya para olmayınca, huzur olmayınca görev tam yapılmıyor, yapılamayınca Somalar, Ermenekler yeniden gündeme gelebiliyor. O yüzden, lütfen, gruplar, yoğun gündeme rağmen Maden Mühendisleri Odasının yönetimini dinlesin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu konu sadece onların yüksek maaş alma meselesi değildir, buna kulak vermek gerekiyor.
Manisa Sarıgöl ve Alaşehir'den, ama bütün Manisa'yı, bütün Türkiye'deki çiftçileri rahatsız eden bir sorunla ilgili ardı kesilmez telefonlar alıyoruz. Hani Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin billboardlarında diyordunuz ya: "Milletvekilleri halkla daha çok temas edecek, daha kolay sorun çözecek." Vallahi çözemiyoruz. Ama buradan, kimin gücü yetiyorsa ona sesleniyoruz. Bir çiftçimiz hayatını kaybediyor, elektriğini hemen kesiyorlar. Oğullarına, kızlarına, çocuklarına diyorlar ki: "Bu aboneliği üstünüze alın." İstedikleri evraklar en erken otuz beş günde tamamlanıyor, bir ayda tamamlanıyor. Bir ay boyunca babalarını kaybettiklerine mi yansınlar; tarlada yanan ürünlerine, gelecek kış aç kalacak olmalarına mı yansınlar?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Manisa'daki adı "Gediz AŞ" başka yerde bilmem ne. Ama, ne? Özelleştirme. "Yapmayın, yakarsınız." dedik; yaptınız, çiftçi de yanıyor, mahsul de yanıyor. Özel şirketin bu anlamda hiç acıması yok. "Para yatacak, yeni abonelik paraları alınacak." diye mahsul yanıyor, sesini değirebilen yok. Eskiden olsaydı TEDAŞ müdürünü arardım ben, anlatırdım, çözerdim. Var mı çözebilen? Olmadığına göre, o zaman belki bu sesimizi bir yerlerde o güçlü yürütmeniz duyuyorsa, belki bu işler, bu mesele çözülür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son cümlelerinizi alayım.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Başkanım, son sözüm: Hem Şule Çet davasını takip ediyoruz bütün kadın cinayetleri için yüreğimiz yanarak hem istatistiklerdeki kötüye gidişten dolayı -ülkeyi yönetenler bir yanlış yapıyorlar ki kadın cinayetleri artıyor- bununla ilgili kurulan komisyonun raporlarının dikkate alınması, bununla ilgili yeni çalışmaların yapılması gerekiyor, bununla ilgili hukukçuların, bununla ilgili kadın örgütlerinin dinlenmesi gerekiyor; bunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Bugün Dünya Hukuk Günü. Her hâlde dünyada hukuk herkese lazım ama en çok Türkiye'ye lazım. Ben aslında çok şey söyleyecektim. Bu sözümün haber değeri olacaksa, yerine, İYİ PARTİ grup başkan vekilinin anlattığı o acılı, yürek burkan, gırtlak düğümleyen hikâyeyi bir kere daha dinlesinler; bir televizyon verecekse bizi vermesin, bugün onu versin. Hukuka ne çok ihtiyacımız olduğuna ilişkin en güzel örneği Sayın Ağıralioğlu ifade etti.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)