| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.07.2019 |
CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Temmuz 2018'de Çorlu tren kazasındaki ihmaller, bu ihmallerin ortaya çıkması için verilen mücadelelerin engellenmesi, sorumluların yargılanması için mağdur ailelerin adalet arayışının engellenmesi, polisin orantısız güç uygulaması sebebiyle vermiş olduğum araştırma önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Evet, hatırlanacağı üzere 8 Temmuzda, Uzunköprü-Halkalı demir yolu hattı üzerinde faaliyette olan trenimizden işte, bu 25 can bize bakıyor ama saat 17.15 sularına geldiği zaman Sarılar mevkisinde facia, cinayet işleniyor. Evet, cinayet işleniyor. Bu 25 can için adalet arıyoruz. Aileler adalet arıyorlar ama geldiğimiz noktada bu tren kazasında 25 vatandaşımızla beraber 387 yaralımız var. Ama bu kaza sonrasında evlatlarını, ailelerini, annelerini, babalarını, yakınlarını kaybeden acılı ailelere, devlet daha büyük bir acı hissettiriyor. Tren kazasında evlatlarını yitirmiş, evlatlarının bedenleri tren altında kalmış, yakınları feci şekilde can vermiş ailelere hiç utanmadan -arsızca bir cevap- diyorlar ki: "Yaşınız genç, çocuk yapabilirsiniz." Evet, bunu söyleyen yetkilileri buradan kınıyorum. Ben böyle bir sözü kabul etmiyorum.
Yine, bakınız, bu kazadan sorumlu kişiler, ihmali olanlar, bilirkişi raporlarıyla beraber aklanmışlar. Aileler sorumluların yargılanmasını istediği sürece aileler hep itilmiş, kakılmışlar ama Devlet Demiryollarının üst yönetimi, bürokratlar ve siyasiler bu kazanın sorumlusu olduğu hâlde, pişkin pişkin Meclis sıralarında oturmuşlar ve makamlarında koltuklarına oturmuşlardır. Yerel mahkemelerde hak ettikleri adaleti bulamadıkları için 12 Haziran 2019'da Anayasa Mahkemesine giden ailelere, polisler orada işte şöyle sis bombalarıyla, el bombalarıyla beraber saldırıda bulundular. Ama nerede diyorum ben? İşte, aileler. Arda Sel'in dedesi torununu kaybetmiş, Arda Sel'in dedesi gelmiş, adalet arıyor kızıyla beraber ama emniyet güçleri diyor ki: "Vekilleri ayırın, diğerlerini süpürün." Ben bu sözü kabul etmiyorum, vekilleri de o zaman süpürün diyorum. Bunlar mal mı, çöp mü de bunları süpürün diyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu söyleyen güvenlik teşkilatının amirine buradan sesleniyorum, o gün de seslendim, diyor ki: "Bu bizim jargonumuz." Ben böyle bir jargonu kabul etmiyorum. Ben vatandaşım, ben milletvekilliysem ben de vatandaşımla eşit kategorideyim. "O milletvekillerini ayırın, diğerlerini süpürün." Bunun emniyet güçlerinin sözlüğünden çıkarılmasını talep ediyorum Sayın Başkan.
Evet, o gün dede zehirlendi, hastaneye kaldırıldı, tansiyonu 20'ye çıkmıştı, Allah korusun, o dedemizi de kaybetseydik, acaba bunun hesabını kimler verecekti?
Yine, bakınız, değerli arkadaşlar, ondan sonra geldik 3 Temmuzda Çorlu'ya. Mülki amirimiz dedi ki: "Marjinal gruplar faaliyette bulunduğu için orada güvenlik tedbirleri artırılmıştı." Ben şimdi size soruyorum: Oğlunu kaybeden bu kişi marjinal güç mü? Marjinal mi? Evet, marjinal militan bu mu? Yine, boynunda boyunluğuyla gelen yaralı kardeşimiz mi marjinal militan? Yine, annesini, babasını kaybeden İsmail Kartal kardeşimiz mi marjinal militan? Oradaki mahkeme başkanının emniyet güçlerine talimatıyla onlara kapılar kilitlendi ve müdahil oldukları hâlde mahkemeye alınmadılar. Ya, ben soruyorum: Yaralıyım ben, davaya müdahilim, mahkemenin dışarısındayım. Ya, içeri girmek istiyorum, diyorlar ki "Giremezsin. Mahkeme başkanı emir verdi, kapıyı kilitledi." Ondan sonra da evet, marjinal militanın elinde su şişesi var, buna müdahale ediliyor. Arkadaşlar darp raporu aldılar, emniyet güçleri hakkında, emir verenler hakkında suç duyurusunda bulundular. Ama o gün mahkeme başkanımız "Ben mahkemeyi sürdüremeyeceğim." dedi, çekildiler. Sonra, 2. Ağır Ceza tekrar mahkemeye geri gönderdi.
Şimdi arkadaşlar, bunlar mı marjinal militanlar? Utanmıyor muyuz bizler? Bunlar ne arıyorlar? Hak arıyor, adalet arıyor, hukuk arıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Emniyet güçleriyle bunlara saldırıyoruz.
Evet, geldiğimiz noktada Arda'nın annesi. Evet, görün arkadaşlar, Arda'nın annesi baygınlık geçiriyor yapılan uygulamalarda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Aygun.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.
Sevgili Devlet Demiryolları Genel Müdürümüz burada, eski Genel Müdürümüz de buradalar.
Bakınız, bilirkişi... O kadar hızlı bir şekilde bilirkişi oluşturuldu ki Pamukova'yı paklayan bilirkişi heyeti Çorlu'ya gönderildi. Bunlar kimler? Devlet Demiryollarıyla ortaklığı olanlar. Devlet Demiryollarında, evet, sinyalizasyon işleri yapan Savronik firmasının yönetim kurulu başkanı. Yine, ötekisi kim? İkmal bakım işlerini yapan firmada danışmanlık yapan... Ha, ondan sonra kalkıyor diyorlar ki: "Ya, ne olur ne olmaz." Ama bakıyorsunuz, Ankara'da bilirkişi değişti, tepeden tırnağa herkes sorumlu. İşte, o 4 kişiye bu sorumluluğu yükleyemezsiniz, en alttakine yükleyemezsiniz. Aileler diyor ki: "Tepeden aşağıya sorun var." Çünkü meteorolojiye, doğal afete bu işi yıkamazsınız ama biz doğal afete bunu yıkıyoruz.
Bu bağlamda, gelin, hep beraber bu sese kulak verelim, bu ailelere kulak verelim diyoruz. Hep birlikte elinizi vicdanınıza koyun. Buradan, Sayın Meclis Başkanımıza, Tekirdağ Milletvekiline sesleniyorum: O gün buraya getirmiş olduğumuz araştırma önergesine...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.
BAŞKAN - Yok, toplamayın da son cümlenizi alayım.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sayın Başkan Çorlu'da bir fuar açılışında şu cümleyi kullandı: "Biz Cumhuriyet Halk Partisinin önergesini reddetmedik, ilerleyen günlerde biz AKP olarak bunu getireceğiz." dedi. Vallahi hâlâ bekliyoruz Sayın Başkanım; Sayın Şentop, hâlâ biz araştırma önergesini bekliyoruz. Gelin, hep beraber bugün buna birlikte destek olalım, bu araştırma önergesine "evet" deyip hep birlikte adalete gidelim.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.