GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: HDP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:98
Tarih:04.07.2019

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, önergemiz yargıda herkese eşit yaklaşım aslında. Hizbullah sanıklarının tahliye edilmesi fakat diğer örgütlerin ya da muhaliflerin, hükümlülerin tahliye edilmemesi yargıdaki çifte standart.

Değerli milletvekilleri, şöyle özetleyeyim: 31 Aralık 2010 tarihinde kamuoyunda 19 Hizbullah sanığının tahliye edildiği herhâlde hafızalarımızda, bir kısmımızın hafızasında vardır. O zaman Hizbullah ana davasında 31 Aralık 2010'da yürürlüğe girecek olan tutukluluk süresini on yılla sınırlayan yasa vardı ve Yargıtayın önündeyken bu yasa henüz yürürlüğe girmemişti. Yargıtay, Hizbullahçıların kaçmasına olanak sağlamak için dokuz ay o dosyayı görüşmedi, Hizbullahçılar tahliye edildi ve on beş gün sonra kararı onayladı ve şimdi o sanıklar, o suçlular INTERPOL'un ve İçişleri Bakanlığının arama listesinde. O tarihte siyasi bir kararla tahliye edilen Hizbullahçılar bugün benzer bir yöntemle aynı şekilde tahliye ediliyorlar. Nedir şu anda tablo? Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları var. Diyor ki eğer yargılama heyetinde askerî hâkim varsa bu yeniden yargılama sebebidir, sanıklar yeniden yargılanabilir. Tamam, bu karar herkese uygulanmalı, sonuçta herkesi bağlıyor. Bu Hizbullah davalarında bir de dostane çözüm var aynı sebeple, askerî hâkim var diye dostane çözümle anlaşmışlar. Bunu gerekçe gösteren bütün Hizbullah sanıkları tahliye edildi, hepsi; dostane çözümde taraf olanlar, olmayanlar, etkilenenler, etkilenmeyenler mahkemelere gittiler ve hepsi tahliye edildi. Şimdi 150 civarında -100'e yakın yani kesin rakamı bilmiyorum ama- bir tahliye var. Hizbullahçılar serbest ama diğer muhalif örgütler aynı taleplerle mahkemeye gidiyorlar fakat kabul edilmiyor. Şimdi emsal karar hukukta herkes içindir. Hizbullahçı, a'cı, b'ci, c'ci fark etmez, eğer yargılamanın yenilemesi varsa herkese eşit derecede uygulanması lazım. Hizbullah'ı nasıl tanıyoruz? Şiddet yöntemleriyle, domuzbağı uygulamalarıyla, katliamla. 2000'li yıllarda, 1990'lı yıllarda faili meçhullerle, satır cinayetleriyle, mezar evlerle hatırlıyoruz ve şu anda bunların hepsi tahliye ediliyor. Bir kararla; bir ittifakla, bir iş birliğiyle mi, bilmiyoruz. Ama burada soruyoruz gerçekten, başta iktidar partisine olmak üzere: Bu, yargıya verilen bir talimatın neticesi midir, Hizbullah'la bir anlaşma mı var? Hizbullah'la yapılan anlaşmada ne vaat edildi ya da ne alındı, bunun sonucunda nasıl bir ilişki var ki başvuran herkes tahliye ediliyor, ertesi gün İran'a kaçıyor, başka bir ülkeye kaçıyor ve on beş gün sonra da haklarında İçişleri Bakanlığınca arama kararları çıkarılıyor, INTERPOL'e giriyor. Bunu şeyden de hatırlıyoruz, kafasına 1 milyon 500 bin ödül konulan, Ayşenur İnci idi galiba, serbest bırakıldı, IŞİD sanığı. IŞİD ve Hizbullah söz konusu olunca ne gariptir ki yargı böyle hemen serbest bırakmaktan yana ama diğerlerinde aynı taleplerde bulunmuyor.

Burada elimde örnek mahkeme kararları var. Bir kısmı Hizbullah sanıklarının tahliye kararları, bir kısmı da başka sanıkların başvurduğu mahkemelerin vermiş olduğu kararlar. Ferda İldan, yirmi yedi yıldır hapiste. Kendisi hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bizzat dosyasında, adil yargılama ihlali ve daha birçok maddeden ihlal vermiş. Ferda İldan'ın avukatları başvuru yapıyor, gerekçesiz reddediliyor ama Ferda İldan'ın mahkeme kararına dayanarak, AİHM kararına dayanarak Hizbullah sanıkları tahliye ediliyor. Diyorlar ki "AİHM kararı bizi bağlar." Burada açıkça bir ayrımcılık var, açık bir çifte standart var. Yargının açıkça, tarafsız değil, taraflı olma hâli var. Hizbullah'tan yana, IŞİD'den yana taraflı olma hâli var. İşte, bu nedenlerdir ki gerçekten bu konuda, biz, Türkiye'de yargının durumunun içler acısı olduğunu biliyoruz. Yargının bu konuda kendisini aklaması gerekiyor. Behemehâl şu anda 1.500 dolayında hükümlü farklı hapishanelerde bulunuyor ve hepsi yirmi ila yirmi dokuz yıl arasında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Gerçekten bitirecektim ama yetişmedi...

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum anlayışınıza ama bitirelim...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Sağ olun. Bitiriyorum.

1.500 dolayında mahpus var hükümlü yani yattıkları süre -benim hesapladığım kadarıyla- yirmi üç ila yirmi dokuz yıl arasında değişiyor ve tümünün bugün tahliye olması gerekiyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararı gereğince.

Tahliye olmak için Hizbullahçı ya da IŞİD'ci olmak gerekmiyor. Bu konuda mahkemeler ve yasalar herkese aynı mesafededir, aynı uzaklıktadır, aynı yakınlıktadır. Hukuk soyuttur. Kararlar soyut uygulanır, kimliğe göre uygulanmaz. Bu nedenle, gerçekten, iktidar bu konuda her fırsatta "Yargı bağımsızdır ve tarafsızdır." diyor ya, yargı bağımsız ve tarafsız olmadığını kararlarla tarihe not ediyor. Bir an önce bu taraflılıktan tarafsızlığa geçin. Hizbullah'la ya da IŞİD'le yapılan anlaşma varsa, bunu öğrenmek istiyoruz. Tahliye edilmezlerse bu anlaşmanın devam ettiği sonucunu çıkaracağız.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)