GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:96
Tarih:02.07.2019

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Suriye savaşının yarattığı yıkım hâlâ ortada dururken AKP iktidarı aynı zihniyetle şimdi de Libya sularında yüzüyor. El Kaide bağlantılı cihatçı örgütlerle iş birliği çerçevesinde bir kazanım umuyor aslında. Hâlâ uluslararası kamuoyunda IŞİD-Türkiye ilişkileri konuşulurken, IŞİD'in Orta Doğu'da yarattığı yıkım ve zulüm devam ederken AKP cephesinde ne gam!

"Arap Baharı" olarak adlandırılan ve bir heyecan dalgası yaratan Orta Doğu ve Kuzey Afrika halk hareketleri, ilerici güçler tarafından aktif biçimde desteklense de bu durum fazla sürmeden, başta Müslüman Kardeşler olmak üzere, siyasal İslamcı örgütler dış destekler alarak değişimde belirleyici bir rol oynadılar. İlerici ve demokrasi yanlısı kesimler hem Mısır'da hem de Libya'da büyük baskılarla karşı karşıya kalırken AKP iktidarıyla Körfez ülkelerinin Batı'ya pazarladığı ılımlı İslam ambalajlı cihatçı yapıların Mısır'ı, Libya'yı ve Suriye'yi büyük yıkımlara, istikrarsızlığa ve radikalizme sürüklediğini hepimiz biliyoruz. Bu hata yıllar sonra Batı kamuoyu tarafından aslında kabul edildi fakat AKP iktidarı, özellikle Müslüman Kardeşler örgütü başta olmak üzere, El Kaide ve benzeri küresel suç örgütlerini desteklemeye devam etti ve hâlâ ediyor çünkü AKP hâlâ Orta Doğu'da bir hâkimiyet kurma iddiasında. Kendisini Osmanlı'nın mirasıyla var etme çabasında olan iktidar, Orta Doğu rüyasından hâlâ uyanmamıştır. Recep Tayyip Erdoğan bir dönem Ahmet Davutoğlu'nun dış politikasıyla hareket ederken kendisini de Orta Doğu'nun doğal lideri konumunda görüyordu. Davutoğlu'nun realiteden uzak, maceraya dayalı dış ilişkiler öngörüsü çökmüş olsa da, Türkiye hâlâ Suriye bataklığından çıkamamış olsa da ne yazık ki Libya için de benzer idealler devam ediyor.

Evet, Erdoğan'ın Müslüman Kardeşler-Sisi çatışmasında açıkça pozisyon alması, Mısır'dan kaçan üst düzey Müslüman Kardeşler üyelerini İstanbul'da tutması güncel gerilimin devam etmesinin en önemli nedenlerinden biridir.

Kuşkusuz, mevcut Libya krizi yeni bir durum değil. Ocak 2013'te Türkiye'den Libya'ya giderken fırtınaya yakalanıp Yunanistan sahiline demir atan bir gemide Türkiye'den yüklenmiş silahlar bulunmuştu. Aralık 2014'te Mısır'ın durdurduğu bir gemide yine silahlar bulunmuştu. Ağustos 2014'te, Hafter, Türkiye'den Derne'ye giden bir geminin silah taşıdığını öne sürüp vurulmasını emretmişti. Aralık 2014'te Mısrata Limanı'na yanaşan bir Kore gemisinde bulunan silahlar da Türkiye'den yüklenmişti. Yunanistan Eylül...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bu silah gemileri ve Türkiye'nin bu konudaki ilişkisi uzun süre dünya kamuoyunu meşgul etti ve hâlâ ediyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu silah sevkiyatının Türkiye'nin resmî politikasıyla bağdaşmadığını söylediği hâlde, BM'nin silah ambargosunu denetleme komitesinin Güvenlik Konseyine 5 Eylül 2018'de sunduğu raporda Türkiye'nin Libya'ya silah sevk ettiği tescillendi ve açıkça kabul edildi. Evet, Suriye'deki gibi Libya'daki kriz de şimdi Türkiye'nin savaşı hâline geliyor. Ama tabii ki bu savaş dış güçlerin bir oyunu değil, savaş lobisi hiç değil. Bu savaş, tamamen, AKP iktidarının, 2011'deki Arap isyanlarıyla, Batılı müttefikleri hesabına, işin içine girip küçük heveslerini araya sıkıştırmasından ibaret.

Son olarak şunu söylüyorum: İktidar, Türkiye'de kutuplaştırmada, ayrıştırmada o kadar maharet gösteriyor ki şimdi dış ülkelerin de iç işlerine karışıp, orada taraf tutup, silah dolusu gemiler gönderip kutuplaştırmayı ve ayrıştırmayı tetiklemektedir. Biz bunu kesinlikle doğru bulmuyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)