GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 26 Haziran Birleşmiş Milletler Antlaşması'nın imzalanmasının 74'üncü yıl dönümüne ve Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü'ne, 7 Hazirandan 1 Kasım 2015 tarihine kadar olan dönemin Türkiye Cumhuriyeti tarihinin aydınlatılmaya muhtaç süreçlerinden olduğuna, Zeytin Dalı Herekâtı bölgesinde şehit olan Uzman Onbaşı Mikail Candan'a Allah'tan rahmet dilediklerine ve Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:94
Tarih:26.06.2019

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

26 Haziran, Türkiye'nin 50 kurucu ülkeden biri olarak Birleşmiş Milletler Antlaşması'nı imzaladığı gün olması nedeniyle önemli bir gün. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yeni dünya düzeninin inşa edilmesinde önemli rol oynayan, günümüzde de bütün ülkelerin üye olduğu saygın bir kurum Birleşmiş Milletler.

Aynı şekilde bugün, Birleşmiş Milletler İşkence Kurbanlarına Destek Günü olarak da anılıyor. 1997'de alınan bir BM Genel Kurul kararıyla yirmi iki yıldır işkence mağdurlarını bugün anıyoruz. İşkence suçu sistematik bir şekilde insanlık onuruyla bağdaşmayan, aşağılayıcı bir suç, asla tasvip etmediğimiz, asla hiçbir insanın maruz kalmaması gerektiğini düşündüğümüz bir suç. "İşkenceye sıfır tolerans" söylemiyle göreve gelen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde insan hakları alanında ciddi geriye gidişler yaşandı. Son olarak, Ankara Barosu tarafından geçtiğimiz hafta açıklanan, Ankara Emniyetinin işkence izlerine rastlandığı açıkça belirtilen raporunun ardından Hükûmet yetkililerinden, iktidar partisi grubundan bu iddiaların üzerine gidildiğine dair etkili bir ses çıkmadı. Böylesi önemli bir kurumun raporuna dahi sessiz kalınması kabul edilebilir gibi değildir. Bu konuda Meclisteki tüm grupları dayanışmaya davet ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de aydınlatılmaya en muhtaç süreçlerinden bir tanesi 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasında yaşanan dönemdi. 2015-2016 yıllarında hendek operasyonları olarak kamuoyunda da bilinen ve başta Diyarbakır, Mardin, Şırnak olmak üzere ülkenin belli bölgelerinde istenmeyen olaylar yaşandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sokağa çıkma yasakları ve ordumuzun verdiği şehitlerimiz, sivil ölümleri ve operasyonların ardından, bazı ilçelerde rant gören bir siyasi yaklaşımla, meseleye "Merak etmeyin, biz Sur'u Toledo yapacağız." söylemiyle girdiğimiz süreç. O günden bugüne kadar TOKİ kanalıyla yeni konutların inşa edilmesi bekleniyor ancak bu konuda çok sayıda şikâyet ulaşıyor. Toplam 25 bin konutun yapılacağı ifade edilmişti, Mardin Nusaybin'de 5.053 konut yapılacaktı. Aradan geçen üç yıla karşın Nusaybin'deki konut tesliminin sürekli ertelenmesiyle vatandaşlarımızın mağdur olduğu, kiralarını ödemekte zorlandıkları belirtilmekte. Bu konuda verilen sözlerin bir an önce tutulmasını bekliyoruz, konunun takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, biraz önce Suriye'nin Kimar bölgesinden gelen bir acı haberle Uzman Onbaşı Mikail Candan kardeşimizin şehit düştüğünü ve yaralıların olduğunu öğrendik. Kendisine Allah'tan rahmet diliyoruz, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz ve şehit sayısının artmamasını, bununla da Mikail'in annesinin son ağlayan ana olmasını temenni ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Özel.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, biraz önce bu bölüme siz atfetmiştiniz. Tabii, o tartışmanın artık bütün detaylarına girmeye olanak yok ancak sayın grup başkan vekili ifadelerinde şöyle bir şey söyledi: "Siz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sandıktan çıkmayı meşru görmüyorsunuz." Bunu kesinlikle reddediyoruz. Onlarca tutanak örneği getirebiliriz, hatta bu konuda bir araştırma komisyonu getirin, ben ve siz görev alalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Yahu, yeterli görmüyoruz manasında.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Aynen şunu söylüyoruz: Sandıktan çıkmak meşruiyetinin iki tane temel ayağı vardır.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Yeterli görmüyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi ben burada Habermas'ı falan anlatmamayım ama iki temel ayağı vardır; bir tanesi halk desteğidir, öbürü kanuna, kurala, vicdana uygun adil yönetimdir. Siz bunlardan birini kaybederseniz meşruiyetiniz tartışılır, ikisini kaybederseniz meşruiyetiniz tamamen ortadan kalkar. Biz OHAL'de yapılan bir seçimin ve çok küçük farkla kazanılan bir seçimin halk desteği konusunda şüphe yarattığını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun sözlerinizi bağlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Biraz daha zamana ihtiyacım var Sayın Başkanım.

...eşitsiz propaganda, öncesinde, sırasında ve sonrasındaki eşitsizliklerin hem referandumda hem seçimde meşruiyet tartışmalarını getirdiğini söyleriz. Daha sonra hukuk dışına çıkıldığında, hukuk ayaklar altına alındığında; yasama, yürütme, yargı bir kişi tarafından kontrol edilip talimatlandırıldığı noktada bir meşruiyet tartışması açılır. Dün bir bugün iki, mazbata yarın, 18.30'da hepinizi davet edelim, yirmi beş yıl sonra bir kez daha ama sayenizde altmış gün sonra İstanbul Büyükşehirde ikinci bir kez devir teslim yapacağız. Halk desteği 806 bin fark. Sayın Bahçeli "1 oy da olsa olur." demişti.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Biz takip edeceğiz diyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Aday Binali Yıldırım 3 bin oyla galibiyetini ilan etmişti, 13 bin oyla mazbatamıza çöktünüz, 806 bin oyla İstanbullu geri verdi.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Biz çökmedik.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Burada çok açık ve net bir şekilde anlaşılıyor ki halk desteği vardır, meşruiyetin ilk ayağı tamam mı? İkinci ayağını göreceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun toparlayın Sayın Özel.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Göreceğiz diyorum. Ben de takip edeceğiz diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İkinci ayağı hukuka uygun adil yönetim. Yaparsa ne âlâ, meşruiyetini kimse tartışamaz; yapmazsa... Elbette ya, muhalefet görevi kutsal bir görev, Milliyetçi Hareket Partisi ve AK PARTİ İstanbul'da muhalefet yapacak ve bu tartışmaları yapacak. (CHP sıralarından alkışlar) Ama kardeşim, ortağınız siyasi tarihin en büyük yolsuzlukları için üç ay sonra girdiği yerel seçimdeki başarısıyla "sandıkta aklandık, sandıkta aklandık." diyecek, şimdi, siz burada diyeceksiniz ki: "Sandık yetmez, sandık yetmez."

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Siz de söylüyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ondan bu "sandık yetmez"i, uluslararası siyaset bilimi ölçütlerinde ve uluslararası demokratik kriterlerde sizinle her zeminde tartışmaya ve İstanbul üzerinden gerektiği gün hesabını vermeye de hazırım, meşruiyet meselesinin.

Sayın Başkan, son kısım, bu kısım aslında önceden aktarmaydı. Sayın Başkan, bir de bu sözleri söyleyenler ve ittifak ortakları, kendileri aldığında "millî irade", İmamoğlu aldığında "kirli irade" deyip de o süreçte...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir kez daha açalım mikrofonu ve toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Toparlayacağım Sayın Başkan.

...gerçekten, İstanbul'a altmış gün ama Türkiye'ye siyasi çok ciddi bir uluslararası itibar kaybettirenler şimdi, bu seçim sonuçlarını sayısal olarak kabul ediyorlar ama bakın, ne yapıyorlar? Yirmi beş yıldır yönettikleri İstanbul'da -on yedi yıldır bizzat partileri- Ankara'da çok sayıda belediye şirketi var... Ya hizmet edeceksin, nereden edeceksin? Halk Ekmek... Pideyi 1 lira yapacağım deyince Halk Ekmekte yapacaksın. Efendim, bugüne kadar belediye başkanı görevlendiriyor, şimdi bir mütalaa almışlar Şehircilik Bakanlığından -zaten o bağlantıyı da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yaptı, baştan sona Anayasa'ya aykırı; idareyle ilgili düzenlemeler Anayasa'ya göre burada yapılması lazım, Cumhurbaşkanlığı 1 ve 2 no.lu Kararnamelerle yaptı- şimdi oradan mütalaa almışlar şirketin başındaki kişileri seçilmiş belediye başkanı belirlemeyecekmiş. Kardeşim, kendinizde misiniz, ne yapıyorsunuz ya! Düşünsenize yani İstanbul'daki İSPARK, yolsuzluğuyla, peşkeşiyle anılan İSPARK, Binali Yıldırım'ı bile zararıyla şaşırtan İSPARK'ta mesela "Biz şu kadar süre ücretsiz kullandıracağız." diyoruz, o vadini yerine getiremeyesin diye İSPARK'ın yönetimine çöküyor; tırnaklarını geçirmiş, bırakmam da bırakmam.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ya, nasıl bırakmazsın? Millet bırakacaksın dedi. Senden memnun olsaydı sana yönettirirdi. Bu gidişatı sevseydi -Halk Ekmekte yaptığını, İSPARK'ta yaptığını, KİPTAŞ'ta yaptığını, BELTUR'da yaptığını- sana yönettirirdi, sen yönetiyordun zaten. Millî irade dur dedi ama kafa sallıyorsunuz da ittifak ortağınız karar yazmış, efendim oralarda bunu yönettirmeyeceğiz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Onaylamak için kafa sallamıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ee, bu ne demek? Ekrem İmamoğlu'nu 23 Nisan başkanı gibi oraya oturtacak ama vaatlerini yerine getirmemesi için oralara... Bu, sivil darbedir, yerel sivil darbe. Buna bütün Türkiye'yi direnmeye çağıracağız. Buna karşı etkin hukuki, etkin demokratik, etkin siyasi mücadele yapacağız. Böyle bir rezalete boyun eğeceğimizi kimse düşünmesin. Seçileceksin ve sana pidede indirim yaptırtmayacak. Suyu ucuzlatacağım... Ucuzlatmayacaksın diyecek. Parkla ilgili... Yaptırmayacak. Hepsi AK PARTİ'li olacakmış, oturacaklarmış. Kime rağmen? 5 milyon İstanbulluya rağmen.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm...

BAŞKAN - Son söz olsun.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Var ya, bakın, yaptığınız iş... 31 Marttan sonra o konuşmayı, hani şimdi takdir gören o konuşmayı Binali Yıldırım o gece yapsaydı başka bir sürecin içindeydiniz. Demokrasi, meşruiyet ve hukuk sınırlarının dışına taştınız, 10 milyon İstanbullu demokrasi minderine sizi belinizden tuttu, geri çekti, sırtınızı vurdu ama kaybederken kazandınız, sizi hukukun içinde tuttu, sizi meşruiyet çizgisine davet etti ve şimdi siz o minderin dışına çıkmaya hatta başka oyunlarla başka salonlardan o mindere müdahale ettirmeye çalışıyorsunuz. Demokrasi minderinin dışına çıkmayın. 806 bin kişi belinizden tutup içeri çekti, sırtınızı vurdu, yendi ama sistemde tuttu. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Buna aklınızın almayacağı şekilde adalet yürüyüşünde nasıl kararlıysak bu demokrasi yürüyüşünde de öyle kararlıyız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)