| Konu: | Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 93 |
| Tarih: | 25.06.2019 |
SUAT ÖZCAN (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Ben de Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'yle ilgili değerlendirmelerde bulunacağım.
31 Martta yapılan İstanbul seçimi sonrasında hukuksuz olarak mazbatası elinden alınan Sayın Ekrem İmamoğlu'nun 23 Haziranda -İstanbul halkımızın iradesiyle- yeniden hakkının teslim edilmesinin güzelliğini yaşıyoruz. Bu, bize, hepimize, bütün siyasi partilere, ülkemize iyilikler getirecektir ve ülke siyasetini her açıdan yeniden gözden geçirme fırsatı verecektir. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü bu, burada hoşgörü, sevgi, saygı, ötekileştirmeme, ayrıştırmama ve iş birliği kültürünün bir sonucu gibi görünmektedir. Bunu, bu kültürü geliştirebiliriz -bu kültürü ülkemizin yararına- her kanun çıkarılırken iş birliğini artırabiliriz. Bu kanun teklifi Komisyonda görüşülürken bunu bir anlamda gerçekleştirdik. Görüş ve önerilerimizi orada tartıştık, olumlu bulduk ama şimdilik bu kadar sonuç alabildik. Umarım önümüzdeki süreçte, kanun tekliflerinin görüşülmesinde bu, hem komisyonlara hem de Genel Kurula yansır beklentisi içindeyim.
Bu kanun teklifi Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu tarafından Genel Kurula getirildi ve görüşlerimi de şöyle ifade ediyorum: Eğitim, bireyin doğumundan ölümüne süregelen bir olgu olduğundan ve politik, sosyal, kültürel ve bireysel boyutları aynı anda içinde bulundurduğundan çok önemli ve ciddiye alınması gereken en temel alandır.
Eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla değişimi meydana getirme sürecidir ve 3 tane temel öğesi vardır. Bunlar öğrenci, öğretmen ve program. Bunlar aynı zamanda uyumlu bir süreci yaşamalıdır. Eğer uyumsuzluk olursa ve yanlış adımlar, eksik adımlar atılırsa eğitim, kısa süreli, orta süreli ve uzun süreli yansımalarıyla bazen de telafisi olmayan bir süreci getirir.
Atatürk'ün "Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder." sözüyle eğitimin gücünü ve önemini, Atatürk'ün eğitime verdiği önemi bir kez daha anlamış oluyoruz.
Tabii, 24 Haziran İsmail Hakkı Tonguç'un ölüm yıl dönümü. Ülkemizde karma eğitimi; yaparak, yaşayarak eğitimi; köyden gelişimin gerekliliğini gösteren ve eğitimi oradan başlatan bir anlayışı bize sağlaması dolayısıyla İsmail Hakkı Tonguç'u da saygıyla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Evet, 1'inci maddede "Gerçek ve tüzel kişiler tarafından yemekli ve yemeksiz öğrenci yurtları ve buna benzer kurumlar açılması ve işletilmesi ortaokul ve ortaöğrenim düzeyinde Millî Eğitim Bakanlığının, yükseköğrenim düzeyinde Gençlik ve Spor Bakanlığının iznine bağlıdır. İlgili Bakanlıklar bu yurt ve kurumları tespit edecekleri esaslara göre denetler." denilmektedir. Tabii, burada, uzun yıllardan beri Millî Eğitim Bakanlığı bu konuda deneyim sahibi olmuştur; Millî Eğitim Bakanlığı personelinin ve bu konudaki eğitimcilerin Spor Bakanlığına verilmesi bazı tereddütleri ortaya koymaktadır; çünkü denetim önemli bir iş, denetimle beraber rehberlik de önemli bir iş. Çocuklarımızın, ortaokul ve lise düzeyindeki çocuklarımızın rehberlik anlamında çok önemli desteklere ihtiyaçları vardır, bu konuda da bu rehberliği yapacak Millî Eğitim Bakanlığıdır.
Ayrıca, öğrenim yaşı konusunda ben de bir şeyler söylemek istiyorum çünkü bir öğretmen olarak, emekli bir öğretmen olarak bu konuda benim de deneyim ve tecrübelerim var. 72 ay Türk millî eğitim sisteminin uzun yıllardan sonra belirlediği bir sınırdır, süreçtir. 72 aya gelindiğinde, çocuğun bilişsel, duyusal, motor gibi becerilerinin gelişmesi nedeniyle... 1'inci sınıfa gelen çocuk okuma yazmayla karşı karşıya geldiği anda eğer yaşı küçük ise hem kendi baskı altında kalıyor hem öğretmen baskı altında kalıyor hem de anne baba baskı altında kalıyor. Hele hele şimdi velinin isteğiyle bir sene önce, bir sene sonraya bırakılması da ayrı bir sakınca getirecektir diyorum. Ben önümüzdeki süreçlerde bunun da değişeceğine inanıyorum çünkü eğitim paydaşlarıyla değerlendirildiğinde yanlışları arındırırız. Öğretmen, veli, uzmanlar ve hatta öğrencilerle birlikte eğitim değerlendirilmelidir. O nedenle o bir sene önce, bir sene sonraki tercihlerin de değiştirilmesinde yarar vardır diyorum. Çünkü küçük yaşlarda okula başlatılan çocukların kazandığı olumsuz davranışlar o çocukla beraber ölene kadar devam edecektir, etmektedir. Temel beceriler 14 yaşına kadar, 14 yaşından önce edinilen beceriler ömür boyu sürmektedir. 14 yaşından sonraki beceriler, deneyimlerle geliştirilmedir sadece. Bu anlamda -öğretmenlerimizden de görüş ne kadar alındı, tam bilemiyoruz- öğretmenlerimizi mutlaka bu sürece dâhil etmemiz gerekiyor. Sağlıklı kararlar, sağlıklı yeni bir süreç oluşturulması için onların da görüşlerine ihtiyacımız var.
Öğretmenler arasında ayrıştırma durumu söz konusu "sözleşmeli" "ücretli" gibi. Gönül ister ki -biz tabii bunu Komisyonda da istedik- hepsi kadrolu olsun, böylelikle öğretmenler arasındaki ayrıma son verilsin.
Atama bekleyen bir sürü öğretmen var; sözleşmeli öğretmenlerden anne baba ayrı yerlerde olanlar var, en çok da çocuklar mağdur olmakta. Bu mağduriyetin en kısa zamanda giderilmesi gerekir.
Ve yine, Meclisimize, bütün milletvekillerimize gelen öğretmen arkadaşlarımız var. Hatta usta öğreticisinden, fizyoterapistinden psikoloğuna, daha birçok alanda öğretmenler atanmayı bekliyor, görev bekliyor. Zaten bu da -öğretmen eksiklikleri- Sayıştay denetim raporlarında görülüyor. Eksiğimiz var, bu eksiğin en kısa zamanda tamamlanması gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın sözlerinizi Sayın Özcan.
SUAT ÖZCAN (Devamla) - Demokrasi, ideolojik ve düşünsel açıdan bütün kimlikleri eşit gören bir rejim olmalıdır ki beklentimiz de odur. Demokrasi, bireysel açıdan eğitim ve bilinç işidir diyorum. Bu nedenle eğitime çok önem vermemiz gerekir, eğitimi ciddiye almamız gerekir, eğitimle ilgili her kararı hep birlikte vermemiz gerekir diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Özcan.