| Konu: | Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 30.05.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanunun 17'nci maddesi üzerinde, aslında biraz da torba bir muhalefet, 16, 17, 18'inci maddeleri üzerine söyleyeceklerimizi söylemek üzere kürsüye geldim.
16'ncı madde gününde görüşülebilseydi Genel Başkan Yardımcımız Sayın Ünal Çeviköz biraz önce kabul edilen madde üzerinde şerhlerimizi dile getirecekti. Sayın Akif Hamzaçebi'nin ikinci bölüm üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki eleştirilerimiz yerindedir. Ancak, biz biraz önce kanunlaşan maddenin Anayasa'nın 10'uncu maddesinde bulunan eşitlik ilkesine ve 70'inci maddesindeki "Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." ifadesine aykırı olduğunu düşünüyoruz ve 16'ncı maddeyi denetim yönünden Anayasa Mahkemesinin önüne götüreceğimizi şimdiden söyleyelim.
Birazdan 18'inci madde görüşülecek. Sayın Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Milletvekilimiz bu maddenin ertelenmesi için çok mücadele verdi. Kanun teklifi var, Plan ve Bütçe Komisyonunda aslında birleştirilerek görüşülmesi gerekiyordu ama kendisi İstanbul'da demokrasi nöbetindeydi. Bugün de burada değil, İstanbul'da Adıyamanlı hemşehrileriyle Ekrem İmamoğlu'nun uğradığı mağduriyetin giderilmesi ve haziranda her şeyin çok güzel olabilmesi için mücadele ediyor. Grubumuzun orada mücadele eden tüm arkadaşlarına buradaki arkadaşları olarak bir alkış yolluyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
18'inci madde, bu, yerli tütün ekimine üç yıl ceza getiren düzenlemeyi bir yıl erteleyecek. Biz daha çok ertelenmesini talep ediyoruz önergemizde, edeceğiz ve gerekçesini okutacağız ama esas sorun şu: Bakanlık yönetmeliği çıkarmadığı için yani yasama olarak bir görev verdik, Bakanlık yönetmelik çıkaracaktı, yönetmeliği çıkarmadığı için tütün üreticileri kooperatifleşip de üzerlerine düşeni yapamıyorlar. Bu konuda, bu yönden de Bakanlığı buradan bir kez daha uyarıyoruz.
Şimdi, gelelim, üzerinde önerge işlemimiz olan 17'nci maddeye. 17'nci madde ne? Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 41'inci maddesinde yer alan, sendikalara getirilen kısıtlamanın ertelenmesi maddesi. İlk başta, kısıtlamanın yanlış olduğunu burada yıllar önce söyledik. O günden itibaren "Bunu uygulayamazsınız, uygularsanız büyük haksızlıklar olur." dedik. Önce üç ay ertelendi. Bir yıl sonra geldik, ikinci ertelemede bir yıl erteledik. Üçüncüsünde iki yıl erteledik. Şimdi bir yıl daha erteliyorsunuz. Ama Komisyon Başkanımız "Tüm taraflarla görüşelim, üç yıllık erteleme taleplerini değerlendirelim, gerekirse burada yapalım." demişti, dün de bunu konuştuk. 5 partideki emek dünyasından gelen milletvekilleri bu meselenin üç yıl ertelenmesi gerektiğini savunuyor. Peki, konfederasyonlar ne diyor? Dün ıslak imzalarını gösterdim, 29 Mayıs, 28 Mayıs, 25 Mayıs tarihli yazılarıyla, sırasıyla TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK de diyor ki: "Aman, üç yıl ertelensin." Bütün emekçiler "Ertelensin." diyor, Komisyon Başkanı olumlu bakıyor, 5 partideki emek dünyasından gelen milletvekilleri doğru buluyor, bir kişi direniyor, o da Sayın Bakan. Neden direniyor? Çünkü onun meselesi emekle, emekçiyle, alın teriyle değil. Yaptığı görevin gereği gibi alın terine sahip çıkmak yerine bugün 17.30'da plaketini aldığı iş dünyasına sahip çıkıyor, onların dediğini yapıyor.
Şöyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız: Bakan tek başına Parlamentonun iradesinin üzerine tahakküm kurmuş durumda bir atanmış olarak, seçilmiş değil. Bu kürsüde yeminine şahidiz ama bize karşı sorumlu değil, azledemiyoruz, güvenoyu vermedik, gensoru veremiyoruz ama Hanımefendi sanki Türkiye demokrasisinde altın hisseye sahip, yüzde 51, o "Olmaz." deyince olmuyor. Sayın Komisyon Başkanı da diyor ki: "Her taraf anlaşsa olurdu, bir tek Bakan 'Hayır.' diyor." Peki, bu Bakana bu "Hayır."ı dedirten kim? Emekçinin talebi değil. Kendisi Çalışma Bakanlığında ama ona "Hayır."ı dedirten sermaye. Sermaye Bakana "Bizim dediğimiz gibi diren." dedi diye bu Meclisin üzerinde tahakküm kuruyor. Şimdi, vakti zamanında bürokratik oligarşiden şikâyet edenlere...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Sayın Başkanım, toparlayayım.
BAŞKAN - Toparlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - 3 konuşmacı yerine konuşup toparladığımız için biraz, 3 maddelik...
Şimdi, zamanında gelip de hani... "Erdemliler Hareketi 3Y'yle mücadele edecek. Bürokratik oligarşiyle mücadele, ilk yüz günlük, beş yüz günlük eylem planları..." falan değil mi? Bakın, bürokratik oligarşinin daniskasına getirdiniz Türkiye'yi dayadınız. Atanmış bir kişi, teknisyen birisi, seçilmemiş, güvenoyu almamış, bugün birazdan sizin vereceğiniz oya karar veriyor. Birazdan yapılacak oylamada 3 konfederasyon, bütün işçiler, bütün siyasi parti gruplarındaki emek dünyasından, emek mücadelesinden gelen milletvekilleri bunun mücadelesini verdiği hâlde emekçinin değil, sermayenin hakkını savunan Bakan "Böyle olsun." dedi diye bu önerge reddedilecek; üç yıl değil, teklifte olduğu gibi bir yılla sınırlı kalacak. Kararınızı verin. Siz seçilmiş "Egemenlik bilakayduşart milletindir." diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Amasya Tamimi'nden feyzle gelip buraya bu Meclisi açtığı, ilk Sinop Milletvekilinin "Oturumu küşad ediyorum." diye başlattığı Meclisin birer neferi olarak kendi iradenize, size verilen göreve mi sahip çıkacaksınız yoksa rejime kasteden Anayasa değişikliğinin ürettiği, türettiği teknisyen Bakana mı? O Bakan size "hayır verin" diyor. Millet, emekçiler, DİSK'i, HAK-İŞ'i, TÜRK-İŞ'i size "Bu önergeye 'evet' oyu verin." diyor. Kararı göreceğiz, ibretle tarih sayfalarına not edeceğiz.
Saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)