| Konu: | Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 30.05.2019 |
HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, ikinci bölüm üzerinde söz almış bulunuyorum. Klasik bir torba yasayla karşı karşıyayız. Her seçim öncesinde karşılaştığımız bir tablo. Az da seçim geçirmedik, her seçim öncesinde gerçekten benzer torba yasalarla burada haşır neşir olduk, konuşmalar yaptık. Bu paket de diğerlerinden farklı değil, ağırlıklı olarak seçim yatırımlarını havi bir torbayla karşı karşıyayız. Yani bir tek örnek vererek geçeceğim içeriğini, yine İstanbul köprü affı var. Yani bunu nasıl ifade edelim? İstanbul seçimi 23 Haziranda yapılacak. İktidar, seçim kazanmak için bir köprü affı daha getirdi. Esastan bir çözüm yok, kozmetik yöntemlerle, makyaj yöntemleriyle vatandaşın oy vermesini sağlamaya dönük bu tip yaklaşımları parti olarak doğru bulmadığımızı tekrar tekrar ifade etmek istiyorum. Bu ülkenin ihtiyacı olan şey torba yasalar değil; gerçekten sorunların tespiti, ekonomik sıkıntıların analiz edilmesi ve buna uygun tedbirlerin alınması olması gerekendir.
Değerli milletvekilleri, biraz önce talihsiz bir tartışma daha yaşadık. Ben üçüncü dönemdir bu Parlamentoda görev yapıyorum ve bu tartışmaların benzerini gerçekten onlarca, yüzlerce defa yaşadık. Sorunun özü şu: Aslında benim konum farklı ama buna değinmeden geçemeyeceğim. Sayın grup başkan vekilini dikkatle dinledim, birkaç cümle not aldım sadece. Dedi ki: "Meclis kürsüsünde sözlerinize dikkat edin." Birinci cümle bu. "Tarihe yaptığınız hakaretlere tabii cevap veririz. Kimse bizden pasif tutum beklemesin." Bunu üç cümle aldım, gerisine gerek yok, esas özü buydu.
Bir kere, değerli milletvekilleri, burada hepimiz milletvekiliyiz, hiç kimsenin, hiçbirimizin diğerinden bir farkı yok. Hepimiz halk oyuyla seçiliyoruz; sandığa gidiyoruz, düşüncelerimizi anlatıyoruz, ideolojimizi anlatıyoruz, partimizin yaklaşımlarını anlatıyoruz, oy alıyoruz ve sandıktan çıkıyoruz. Üstelik bu sandıktan çıkma meselesi hepimiz için de aynı koşullarda ve adil şartlarda olmuyor. Bizim sandıktan çıkmamamız için, Halkların Demokratik Partisinin barajı geçmemesi için, sandıkta aldığı oyların da sayılmaması için, sandığa oy atılmaması için neler yapıldığını sanırım anlatmama gerek yok. Tek bir örnek yeter; şu anda, önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Sayın Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hâlâ hapiste, rehin tutuluyorlar, tutuklu değiller. 7 Hazirandan sonra 1 Kasım ve bugüne kadar gelen süreçte bizi hizaya çekme çabaları aynı yöntemlerle devam ediyor; tutuklama, yakalama, tehdit, baskı. Dışarıda bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de Genel Kurulda hizaya çekilmeye çalışılıyoruz. Bunu kabul etmiyoruz, biz bunları hiçbir zaman kabul etmedik. Her partinin kendi ideolojisi vardır, Milliyetçi Hareket Partisi nasıl kendi programına göre çalışıyorsa ve inanıyorsa bizim de kendi parti ilkelerimiz vardır. Bu nedenle biz bunları kürsüde savunmaktan bir milim geri adım atmayız; biz bunları laf olsun diye, gelip burada birilerine propaganda olsun diye, şirinlik yapmak için söylemeyiz.
Sözlerimize dikkat etme meselesine gelince, biz sözlerimizi nasıl söylediğimizi gayet iyi biliriz. Ama "Sözlerinize dikkat edin."in arka planı da şudur: Bize diyorsunuz ki aslında... Mesela ben bir Kürt kadınıyım, benim ana dilim Kürtçe, ben Kürt kültürüyle büyüdüm, ben Mardinliyim, Diyarbakır'da okudum, Diyarbakır'da avukatlık yaptım, benim annem Türkçe bilmiyor belki, çoğunun bilmiyor. Şimdi bana diyorsunuz ki: "Dilini reddet." "Ana dilini reddet." diyorsunuz. "Konuşma, bunun talebinde bulunma, eğitimini isteme, kürsüde üç cümle söylersen bunu (X) olarak geçerim." diyor. Ben bunu nasıl kabul edebilirim? Bir insan olarak, bir birey olarak bunu kabul etmem mümkün mü?
Diğeri "Herkes tektir." diyorsunuz. Biz de HDP olarak ısrarla diyoruz ki: Herkes tek değildir, herkes farklıdır. Çoğulcu bir partiyiz biz. Bizim grubumuz Türkiye'nin en çok kimliğini, dilini, inancını ve cinsiyetini -kadın-erkek eşitliği açısından- barındıran bir partidir. Biz bu ilkeyle geliyoruz. Kürt'sem Kürt'üm, Ermeni'ysem Ermeni'yim, Laz'sam, Laz'ım, Çerkez'sem Çerkez'im, Türk'sem Türk'üm. Burada birileri "Dikkat edin." dedi diye biz bunun aksini mi söyleyeceğiz? Tabii ki söylemeyeceğiz.
Bize diyorlar ki: "Et ile tırnak gibiyiz." Sayın grup başkan vekilimiz de söyledi. Ya, biz et ile tırnak falan olmak istemiyoruz ya! Biz eşit olmak istiyoruz, eşit! Biz atılacak tırnak olmak istemiyoruz artık! Bize yüz yıldır aynı hikâyeyi anlatıyorsunuz. Et ile tırnak değiliz!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Kürtler tırnaktır mı dedim?
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz eşit olmak istiyoruz; bu topraklarda herkes gibi kendi dilimizle, kültürümüzle, inancımızla, cinsiyetimizle ve yaşama bakış açımızla Türkiye Cumhuriyeti'nin yurttaşları olarak yaşamak istiyoruz. Bizim demokrasi mücadelemiz tam da budur.
Bize diyorlar ki: "Kültürünüzü de yaşayamazsınız." Bu çatı altında çok talihsiz bir konuşma yapıldı geçen hafta. Sayın MHP milletvekili şunu demiş aynen, demiş ki: "Ana dilimiz olan Türkçenin yanında başka dillerde yazışmalar yapmaya kalkanlar devletin tunç elini bir an evvel görmelidirler. Herkesin haddini bilmesi gerekir." Bize, Dersim diyenlere "Sizin dedelerinizin başına gelenleri size yaşatırız." diyorlar, hem de bu kürsüde. Dersim'i bilmeyeniniz yoktur. Yüzlerce defa giden biri olarak söylüyorum, binlerce Dersimli arkadaşı olan biri olarak söylüyorum gerek hukukta gerek lisede gerek yaşamda; hepsi dedelerinin, ninelerinin katliam hikâyeleriyle büyüdüler. Seyit Rıza'nın mezarını arıyorlar. Dersim'i Tunceli yapamazsınız. 70 bin insan toprağa düştü, hâlâ, gidin referandum yapın, Dersim'de yüzde 90'ı aşkın insan "Burası Dersim'dir." der. Bu tehditlerle "Dedelerinizin başına gelenleri sizin de başınıza getiririz." demek bir demokratik düşünce özgürlüğü oluyor. Bu kürsüdeyse olsun ama dışarıda biz herhangi bir düşünceyi ifade ettiğimizde hemen hapisle, dokunulmazlığın kaldırılmasıyla tehdit ediliyoruz.
Şimdi, ana dilimizle ilgili tehdidi duymamış gibi yapıyorum, duymamış gibi yapıyorum gerçekten. Hiç kimsenin haddine değildir benim ana dilime ya da sizin herhangi birinizin ana diline ilişkin bir söz söylemek. Ana dil tartışma dışıdır, biz dilimizi anamızdan alırız. Biz bu ülkede birlikte yaşıyoruz, birlikte yaşamaya devam etmek için de demokratik bir anayasayla bu sorunları çözmek zorundayız. Bu dille, bu yöntemle yüz yıldır sorun çözemedik. Bizim en önemli stratejik yaklaşımımız da şu: Bu ülkede demokratik bir anayasayla, eşit ve özgür yurttaş olarak, gerçekten kardeşçe -et ile tırnak olarak, böyle garip bir metaforla değil, gerçekten kardeş olarak- yaşamak istiyoruz; bizim bütün mücadelemiz budur. Ve biz bu kürsüdeyken bize söylenen "Sözlerinize dikkat edin." laflarını duymuyoruz çünkü buna artık alıştık; tırnak içinde, alıştık. Bunun nereden kaynaklandığını biliyoruz. Bunun diğer anlamı, ırkçılıktır; bunun diğer anlamı, faşizm yöntemleriyle muhalefeti bastırmaya çalışmaktır ama HDP gerçekten, bu tip meseleler karşısında diz çökecek, gerçekler dışında yaratılan bir tahayyülle, bir tarih bilgisiyle bunları kabul edip yoluna devam edecek bir parti değildir.
"Tarih anlayışı" dedi sayın grup başkan vekili; doğru, bir tarih var ama tarih tek değildir. Gelin, farklı kaynaklardan Dersim'i okuyalım; gelin, farklı kaynaklardan Kürt meselesini okuyalım; gelin, farklı kaynaklardan kürdistan tarihini okuyalım ve "Hangi tarih anlayışı doğrudur, değildir?"i tartışmak yerine bunların ortak noktalarını ve hakikati birlikte bulmaya çalışalım; bizim Parlamentoda görevimiz budur. 81 milyon yurttaşın Türkiye Büyük Millet Meclisinden beklediği, aynı ezberlerle, aynı şablonlarla, aynı yaklaşımlarla burada kavga etmemiz değildir. Biz HDP Grubu olarak hiçbir zaman kavgalara tevessül etmedik; emin olun, hep saldırıya uğradık, hep saldırıya uğradık. Anayasa Komisyonunda, dokunulmazlığın kaldırılması meselesinde bizim milletvekillerimize şiddet uygulandığını 25 ve 26'ncı Dönem milletvekilleri gayet iyi bilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Toparlıyorum.
BAŞKAN - Toparlayın Sayın Milletvekili.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Daha geçen dönem ben burada grup başkan vekiliyken Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Mahmut Toğrul'un kolunun kırıldığını unutmadık. Biz burada defalarca saldırıya maruz kaldık ve diğer milletvekili arkadaşlarımızdan gerçekten şunu beklerdik: HDP'ye yönelik bu yaklaşımları en azından 100 kişi üzerinden 10 kişi reddetmez mi ya? Hiçbir şey yoksa bile, burada on saat mesai yapıyoruz birlikte, tartışıyoruz. Ama şunu unutmayın: HDP, gerçekten, hepimizin ortak geleceğidir. HDP düşüncesi -hepiniz HDP'li olmayabilirsiniz ama- HDP'nin ortaya koyduğu siyaset, strateji Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyabilir; çocuklarımızın mutlu, huzurlu, sağlıklı bir ortamda büyümesine vesile olabilir. Gelin, kendi dar bakış açılarımızı bir tarafa bırakıp demokratik çözümde gerçek bir tartışmayı yapalım diyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)