| Konu: | Tunceli ilinde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile Vali Tuncay Sonel arasında işletmeler sebebiyle yaşanan gerginliğe, SGK'nin aylık sigortalı sayısı istatistiklerini açıklamama sebebine ve SGK gibi siyaset dışı olması gereken bir kuruma bu verileri açıklatmayan iradenin ne olduğunu öğrenmek istediklerine, açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi'ne, nafakayla ilgili yapılan düzenlemeye ve Meclisin demokrasiye, rejime sahip çıkması gerektiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 86 |
| Tarih: | 30.05.2019 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, dün Tunceli'den çok sayıda şikâyet telefonu aldık. Meclisin bilmesi gereken çok berbat bir tablo var Tunceli'de. 31 Mart seçimleri öncesi kayyum olarak belediye başkanlığı görevine Vali Tuncay Sonel atanmıştı. Kayyum olduğu dönemde Munzur kenarında Mameki Parkı'nı yaptırıp bu parktaki bir alanı Artukbey Kahveye, bir işletmeye veriyor kendisi. Daha sonra bu işletmenin kendisine verilmeyen yerleri işgal etmesine göz yumuyor. Belediye başkanı seçildikten sonra başkanın kendi kararıyla değil Tunceli Belediye Meclisinin kararıyla bu kayyum olarak valinin verdiği ve kamuya ait işgal edilen yerlerle ilgili belediye işlem yapıyor ve Tunceli Valisi 2 zabıtanın karşısına dikeliyor ve görevini yapmak zorunda olan zabıta erlerine -kendi talimatıyla- ters kelepçe vurdurtup yere yatırtıyor. Haksız yere tahsisat yaptığı, tahsis ettiği, o Artukbey Kahvenin işgal ettiği yerlerden o sandalyelerin -ne varsa- oradan çekilmesi için görevini yapmaya çalışan, kamu görevi yapan zabıta memurlarını ters kelepçeyle yere yatırıyor, gözaltı işlemi yaptırıyor veya yaptırmaya çalışıyor.
Şimdi, arkadaşlar, kayyum atama meselesi elbette tartışmalı bir şey. Daha sonra da o kayyumların yaptıkları görevler, girdikleri seçimler, sonuçları ortada. Belediye meclisi var; mecliste Komünist Parti var -burada da var- CHP var, HDP var, AK PARTİ var. Belediye meclis kararıyla "Bu işgal sona erdirilsin." deniliyor, vali kayyum görevinin devamına gidiyor. Zaten çok şüpheli akçeli işler bunlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - AK PARTİ olarak bu meselelere hiç bakmayacak mısınız? Bu valinin valilik yetkisiyle yaptığı bu iş sizin aklınızın aldığı bir iş mi? Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisinin... Yani ümidim yok ki "İçişleri Bakanı" diyeceğim de Süleyman Soylu ne yapacak, ne işlerle meşgul? Yani hakikaten bir ülkenin bir makamının bu kadar görevine değil, başka işlere konsantre biri tarafından işgal edilmesi de ayrı bir sorun. Ama AK PARTİ Grubu hiç olmazsa bu meseleyle bir ilgilensin.
Sosyal Güvenlik Kurumu üç ay geriden gelmek kaydıyla sigortalı istatistiklerini açıklardı, bugüne kadar -saat gibi- aksamadı. Ne zamandan beri açıklamıyor? Sayın Bakan Albayrak'ın Türk lirasındaki değer kaybının düzeldiğini, istihdamın iyiye gideceğini, martın şubattan, nisanın marttan iyi olacağını söylediği günden sonra bu istatistiklerin açıklanması durdu çünkü ne mart şubattan iyi ne nisan marttan iyi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Her geçen gün, her ay gelen veriler damat Albayrak'ı yalanlıyor. Ülkenin ekonomisindeki bu sıkıntı ortadayken SGK gibi siyaset dışı olması gereken bir kuruma bu verileri açıklatmayan irade nedir, onu da merak ediyoruz.
Sayın Başkan, son olarak dün de üzerinde durduğumuz bir hususu ısrarla burada vurgulamak istiyoruz. Bugün bu saatlerde bir partinin genel başkanı "Yargı Reformu Strateji Belgesi"ni açıklıyor. İçinde dünya kadar, Meclise, Türkiye Büyük Millet Meclisine bol bol ödev var. Yargı reformu dediğinizde bunun önü söz, arkası yasal düzenleme. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapabilecek hâlin yok.
16 Nisanda ne diyorduk: "Kardeşim, yaptığınız iş kuvvetler birliğine gider. Bir partinin genel başkanının emrine hem Meclisi hem yargıyı sokar. Yasama yetkisi paylaşılamaz." Ne diyordunuz: "Güçlü Meclis olacak. Bundan sonra yürütmeden teklif gelmeyecek, yürütmeden yasa tasarısı gelmeyecek. Milletvekillerinde yasama tekeli olacak, daha güçlü olacağız. Bakanlar karışmayacak, yürütme karışmayacak."
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıklama yapıyor, reformları dokuz aydır nasıl çalışmış. Ya, doğru, eski sistem doğruydu ve öyle olmalıydı ama bu bakan teknisyen, bu bakan bize görev veremez, bu bakan yasama yetkisine el atamaz, attıramazsınız.
Bakın, öbür yandan, geldiğinde üzerinde hassasiyetle konuşacağımız bir konu da nafaka düzenlemesi. Habere bak: Adalet Bakanlığı ile Aile Bakanlığı üzerinde çalışıyormuş -bugünkü gazetelerde yazıyor- Adalet Bakanlığı nafakanın üst sınırının evlilik yılıyla sınırlı olmasını savunuyormuş, Aile Bakanı ömür boyu nafakanın da...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son zaten.
...mümkün olacağı opsiyon istiyormuş.
Bakın, işin özü bir kenara, onu konuşacağız, biz konuşacağız, Adalet Komisyonu konuşacak. İki atanmış teknisyen arasında görüş ayrılığı var. Bu milletvekillerinin görüşü ne? Teklif gelsin, o görüşü savunacaksınız. Altındaki imza kimin olacak? Ya, size kalem efendisi muamelesi yapıyorlar ha! Yahu, bize parmak vekil muamelesi yapıyorlar ha! İki bakan karar verecek, burada şekil şartını üç beş arkadaşa sağlatacaklar, sonra teklif Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından virgülüne bile dokundurulmamak üzere savunulacak. Ya, böyle hakaret olur mu arkadaşlar? Yemininize sahip çıkın, görevinize sahip çıkın. Sistem işlemiyor, tıkandıysa düzeltilecek, Anayasa düzelecek. Bu hâldeyse, kim oluyor onlar da birinin atadığı 2 teknisyen sizin vereceğiniz kararı müzakere ediyor orada? Hani referandumda neler söylediniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm şudur: Suçüstü durumu var, suçüstü. İş böyle olursa Sayın Başkanım, şunu itiraf ediyorlar: Hani 51'e 49 geçti ya referandum, meşruiyet tartışması işte. Siz millete dediniz ki: "Bakanlar teklif vermeyecek." millet de onun için oy verdi, güçlü Meclis diye. Ee veriyor, muvazaa yapılıyor, buna göz yummayın ve bugün yapılan iş hem muvazaadır hem 16 Nisanda milleti kandırdığınızın itirafıdır. Ya Meclis kendine sahip çıkacak, demokrasiye sahip çıkacak, rejime sahip çıkacak; yoksa bir tek adam döneminin göstermelik Meclisi, milletvekili taklidi yapan, maaş alan figüranlara bizi dönüştüremezler, bu doğru bir iş değil, herkes görevine sahip çıksın.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)