GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti Arasında Suçluların İadesi Andlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:75
Tarih:08.05.2019

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, 12 Mayıs Anneler Günü, ilk başta onu kutlamak istiyorum. Bir anne olarak tüm annelerin -ayrımsız- Anneler Günü'nü kutlamak istiyorum ve anneler arasında ayrım yapan zihniyeti de burada kınıyorum, en basit deyimiyle kınıyorum.

Belki görmüşsünüzdür, Gebze'de anneler, evlatları açlık grevinde diye, yaşamlarını yitirmesin diye ses vermek istediler ama onur kırıcı, insanlık dışı bir uygulamayla orada sürüklendiler. Ne oldu? Göstermelik bir şekilde, Kocaeli Valiliği soruşturma başlatıldığını söyledi. Araştırdık, soruşturma neymiş biliyor musunuz? Kocaeli'nin merkezinden başka bir ilçeye görev vermişler, haklarında başka bir işlem yok. O polisler hâlâ görevdeler. Annelere onur kırıcı, insanlık dışı davranışta bulunanlar, annelere bunu yapanlar görevdeler.

Evet, o görüntüler Filistin'de olabilirdi, her yerde olduğu gibi karşı çıkardık, Filistin'de olsa iktidar grubu başta olmak üzere hepimiz kıyameti koparırdık, yer yerinden oynardı ama mesele Kürt anneleri olunca, mesele HDP'ye yakın olan insanlar olunca ayrımcılık diz boyu, vicdanlar ölü ve ses vermiyorlar. Aslında fotoğraf vardı, getirmedim çünkü gösteremeyeceğim kadar korkunç bir fotoğraf. Onun resmi çizilmiş, lütfen hepiniz o resme bakın ve utanacağınıza söz veriyorum ama neden utanacaksınız biliyor musunuz? İnsanlığınızdan, annenizden. Onlar annelerini bile sevmiyorlar.

Evet değerli arkadaşlar, İstanbul seçimine ilişkin önergeler konuşuldu. Şu anda uluslararası sözleşme konuşuyoruz ama gündem tabii ki iki aydır yaşananlar, bunun başında seçim var. Size birkaç fotoğraf göstereceğim vekili olduğum ilden. Çünkü sahte seçmenlerin olduğunu söyledim onlarca yerde, burada reddedildi ama sahte seçmenleri ispatladık biliyor musunuz. Bu fotoğrafları ben çektim, seçim günü Siirt'te dolaştım. Üstünde ne yazıyor biliyor musunuz? Kırıkkale ve Kırşehir grubu. Başka bir fotoğraf göstereyim: Şu, Şırnak'tan. Askerî araçlarla seçim günü gelip oy kullandılar ve "Şırnak'ı kazandık." diyorlar; kazanmadınız. Bunlar otobüsler, sadece birer fotoğraf; en az 100 otobüsü ben tespit ettim, Siirt'e giriş yapan ve camilerde kalan seçmenler... Köylere gittim biliyor musunuz -köyler bende- dışarıdan, batıdan, bütün illerden taşınan seçmenler gelip oy kullandılar. Bir de AKP grup başkan vekili diyor ki: "Seçimlere gölge düşürmeyin." Ya, seçim mi var, ortada bir seçim mi var gerçekten? Bunlar benim saat yediye beş kala Siirt'te sandık başında çektiğim fotoğraflar. Yüzlerce insan sıradaydı ve tanıyorum kendi ilimi, küçük bir il, hiçbiri Siirtli değildi. "Hoş geldiniz, ya nerelerden geldiniz? Günaydın." dedim hani biraz ironiyle, hepsi arkasını döndü.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sen Adana'dan gitmedin mi Siirt'e? Sen Siirt nüfusuna mı kayıtlısın?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ve seçmen listelerinde Siirt nüfusuna kayıtlı tek bir kişi yoktu. İşte siz Şırnak'ı, "Kazandık." dediğiniz diğer illeri böyle sahtecilikle kazandınız. Şimdi "Efendim, İstanbul seçimlerine gölge düşürmeyelim, halk iradesine sahip çıkmak zorundayız." diyorsunuz. Ya, buna kargalar güler, gerçekten buna inanmamızı beklemeyin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Senin ne işin vardı Siirt'te?

SALİH CORA (Trabzon) - Sandık başında resim çekilmez.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Diğer mesele, bizim 6 belediyemize el konuldu, AKP el koydu, 2'nciye mazbata verdi; Bağlar, Tuşba, Edremit, Çaldıran, Dağpınar ve Digor.

Size 298 sayılı Kanun'un iki maddesini sadece hatırlatıyorum. Adaylık kesinleştikten sonra hangi hâllerde değişir, ne olur? Yani bu, yeni birine verilme değil, iptali anlamında. "Adayın Türk olmaması, yaşının küçük olması, okuryazar olmaması, seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran bir mahkûmiyet kararı olması hâlinde buna itiraz edilebilir." Bu, kanun maddesi; ben söylemiyorum.

Diğeri 16'ncı madde: "Adaylık kesinleştikten sonra, 20 gün önce ilan eder..." Onu geçiyorum. "Adayların ilanından sonra, adaylıktan istifa, seçim sonuna kadar nazarı itibara alınmaz. Ancak, bu gibiler seçilmiş bulunurlarsa, istifaları hüküm ifade eder ve -sonrakini söylüyor- ikinciye verilir."

Bizim adaylarımız istifa etmedi, bizim adaylarımız kazandı, yüzde 70'le kazandı, yüzde 60'la kazandı ve YSK kesinleştirdi adaylıklarını, biz değil. Bize, partimize yazı yazılabilirdi "Sizin adaylık koşullarınız yoktur, çekin adayınızı." denilebilirdi, biz onların yerine yeni adaylar gösterirdik. Tabii, bu, engel olduğu anlamına gelmesin, kabul edilmesin.

Şimdi, ben bir çağrı yapmak istiyorum. Dün MHP grup başkan vekili değer verdiğimiz bir şey söyledi, dedi ki: "Biz, 2'nciye mazbata verilmesini doğru bulmuyoruz." Yani biz, parti ayrımı yapmadan, kim hukuktan yana bir şey söylerse altını imzalarız. Biz, ilke olarak söylüyoruz. Biz de şu çağrıyı yapıyoruz: Yol yakınken ve telafisi mümkünken yüz binlerce insanın iradesinin gasbına son verelim. Yüzde 20'yle, yüzde 30'la seçilmeyen belediye başkanlarının başları önlerine eğik olmasın; başkan gibi davranamazlar. Bağlar Belediye Başkanı yüzde 20 oyla Bağlar'a başkanlık yapamaz çünkü halk onu tanımaz, halk ona oy vermedi. Bu bir gasptır ve bunun yolu Seçim Kanunu'nda açıktır. Mevcut 2'nciler istifa etsinler. Hani İstanbul'da diyorsunuz ya "Halka gidelim." Gelin, tekrar halka gidelim. 6 belediye basit değil arkadaşlar, rakam çok ciddidir. Bağlar onlarca ilden daha büyüktür, 1 milyon 700 bini aşkın nüfusu olan Diyarbakır'ın en büyük ilçesidir ve şu anda yüzde 20'yle o koltukta oturuyor, belediye meclisinin yüzde 90'ı bizde, o belediyeye ya da halka hizmet edemez. Gelin, bu hukuksuzluğu birlikte giderelim. Gelin, doğru yolu bulalım. Eğer "Gölge düşmedi." diyorsanız, işte en büyük gölge. En büyük gölgelerden birini, bu resimlere rağmen, bütün gaspa rağmen gelin ortadan kaldıralım.

Değerli arkadaşlar, diğer bir mesele şu: Dünden beri bazı il ve ilçelerimizde belediyelerimiz abluka altına alındı. Garip değil mi? Türkiye'nin herhangi bir ilinde değil, İzmir'de, Yozgat'ta, Kırıkkale'de, Tekirdağ'da, Ankara'da değil; Cizre'de, Silopi'de, İdil'de, Mardin'de ve Diyarbakır'da "Sizi zorla koruyacağız." diyorlar. Böyle bir şey duydunuz mu? Zorla koruma veriyorlar. Koruma dediğiniz şu: Belediyenin etrafı zırhlı araçlarla donatılmış ve halkın belediyeye girişi engelleniyor. Yani lütfen, merak ediyorsanız resimlere bakın. Belediye başkanımız, eş başkanlarımızdan biri "Kanuna aykırı davranıyorsunuz." diyor, orada Emniyet yetkilisi "Evet, kanuna aykırı davranıyorum." diyor. Böyle bir hak görüyor kendinde. Ee, balık baştan kokar. Yani İstanbul seçimlerini iptal ettirdikten sonra, 2'nciye mazbata verdikten sonra, orada da hukuk hak getire, hiç kimse bunu dinlemiyor.

Şimdi, bu konuda ilgili mevzuat elimde ama zamanım yok açamıyorum. Mevzuata göre, vali, seçilmiş belediye başkanına sormadan, ortaklaşmadan, birlikte karar vermeden asla böyle bir yönteme başvuramaz. Hem de sadece bizim belediyelerden bir kısmına bu uygulamayı yapmaları kabul edilemez. Kayyum dönemlerinde belediyeler yoktu; güzel banyolara, fındık fıstıkları ve kadayıfları yemek için karakollara dönüşmüştü. Belediye başkanlarımız ve meclisimiz ilk elden o karakolları kaldırdı ve halkın belediyeye girişini sağladı. Şimdi bununla engellemeye çalışıyorlar, bunu durdurun. Orası halkın evidir, orası belediye başkanlarının, meclis üyelerinin ve herkesin özgürce girip çıkabileceği bir yerdir. Gerçekten yol yakınken... Belediyelerin karakollara dönüşmesine izin vermeyeceğimizi ve o belediyelerin halkın büyük bedellerle elde ettiği kendi evleri olduğunu bir an olsun aklınızdan çıkarmayın.

Son olarak şunu da söylemek istiyorum; evet, seçimlere ilişkin çok şey söylendi ama şunu söyleyeyim: Bu seçimler asla bir seçim değildi. Bu seçimler iktidar partisinin "Ben, o sandıktan çıkmak için her şeyi yaparım." dediği bir seçimdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Tam tersine!

BAŞKAN - Sayın Beştaş, tamamlayın lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Üç ay öncesinden başladı, seçmen kütüklerinden başlayarak bugüne kadar geldik. YSK zaten iktidar partisinin bir kurulu olarak çalışıyor, birlikte çalışıyorlar.

SALİH CORA (Trabzon) - Diyarbakır'da nasıl kazandı HDP?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bunun yasayla, hukukla bir alakası yok. Burada bir değer görmüyoruz. İktidarın bir değeri yok ya, bir davası yok. İnsanın bir davası olur. Bu inanç olur, bu din olur, bu bir solculuk olur, sağcılık olur, bir değer olur. Bir davanız yok. Her şeyi yapabiliyorsunuz. Haramdır bu, haram! İstanbul Belediyesi seçimlerinin iptal kararı da, Bağlar Belediyesi seçimlerinin iptal kararı da haram yemektir. Haram yemek günahtır. En basitinden günahtır demek istiyorum ve bu konuda Hayyam'ın, biliyorsunuz, çok güzel şiirleri var, oradan bir dörtlük okumak istiyorum:

"Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam,

Ben helali, haramı karıştırmam,

Sensiz içtiğim su bile haram.

Adil davranmadıktan sonra,

Hacı, hoca olmuşsun kaç para?

Hırka, tesbih, post, seccade güzel ama;

Tanrı kanar mı bunlara?"

Kanmaz değerli arkadaşlar, kanmaz! (HDP sıralarından alkışlar)