| Konu: | Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 55 |
| Tarih: | 20.02.2019 |
HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, açlık grevinin 105'inci gününde olan sevgili Leyla Güven Milletvekilimizi, 37'nci gününde olan Sebahat Tuncel ve Selma Irmak'ı, Strazburg'da sürgünde olan sevgili Dilek Öcalan'ı -66'ncı gününde- ve onların şahsında, işkenceye karşı yaşamın devam ettirilmesi için kendi yaşamlarını ortaya koyan, açlık grevinde olan arkadaşlarımı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, konumuz HDP, bizi konuşacağım. HDP gerçekten bu Parlamentoda ne yapıyor, ne işe yarıyor ya da HDP'ye yönelik bu saldırıların sebebi ne?
Seçimler yaklaştıkça HDP, günde beş vakit namaz gibi, birilerinin ağzından düşmüyor. Gerçekten her kanalda, açtığımız her haber bülteninde ya da mitingde HDP. "HDP şöyledir, HDP böyledir, HDP şöyle terör örgütüdür, HDP'nin milletvekilini şöyle tanımıyoruz." İşte, söylüyorlar da söylüyorlar. Peki, nedir bunun anlamı? İşte, bunun anlamını açıklamaya çalışacağım.
Evet, yerel seçim stratejimizi açıkladık, herkesi aldı bir telaş. Nereler çekildi? Iğdır, Kars, Muş ve Siirt'te -bunlar aklımda kalanlar- peşi sıra adaylar çekildi. Yahu, madem ittifaksınız, mademki devletin bekası var, o zaman ortak parti kurun; niye çekiliyorsunuz, öyle girin. Bu beka gerçekten günlük olarak değişiyor mu? Her gün beka sorunu değişiyor mu? Bu soruyu da halkın takdirine sunmak istiyorum.
Şimdi, bizi açıkça hedef alıyorlar. İçişleri Bakanı, HDP'den sorumlu İçişleri Bakanı âdeta, başka bir şey yok gündeminde. Her gün HDP'yle ilgili mutlaka bir sözü var. Tabii ki biz de onu tanımıyoruz ama sözlerini başka bir şekilde değerlendireceğim. HDP'yi tanımıyormuş. Sen kimsin bizi tanımıyorsun ya!
HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) - Devletin bakanı, devletin!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz milletvekiliyiz. Sen bizi milletvekili yapmadın. Biz, halkın oylarıyla milletvekili seçildik yani halk bizi buraya gönderdi. Siz de İçişleri Bakanısınız. Siz, bizi tanıyıp tanımama konusunda bu kadar fütursuzca davranamazsınız bir kere. Bunun dışında, özel çalışma alanı ya... Şimdi, burada, biz sizin icazetinizle gelmedik demek istiyorum öncelikle. HDP sizin izninizle kurulmadı, sizin izninizle oy almıyor. Biz halkız, halkımızla var olduk ve tabii ki var olmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Şimdi, bu kadar baskı AKP'ye uygulansaydı mağdur edebiyatı bir milyon yıl sürerdi herhâlde. AKP diye bir parti kalır mıydı, ondan da emin değilim. Hepimizi hapse ata ata bitireceğinizi sanıyorsunuz ama halk bizim etrafımızda kenetleniyor. Şimdi, ülkenin 3'üncü büyük partisi, Türkiye'nin her tarafında örgütlenmiş ve ülkenin tüm ezilenleri, ayrımcılığa uğrayanları, Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Arap'ı, Süryani'si, Ermeni'si, kadını, genciyle burada demokrasiyi savunan, dimdik duran bir parti var ama siz her fırsatta bu partiye vurmaya çalışıyorsunuz. Sizin bizi vekil olarak tanıyıp tanımamanız umurumuzda değil, gerçekten değil. Bizi halkımızın tanıması en büyük gücümüzdür ve sizler HDP'nin gücünün farkındasınız aslında, farkında olduğunuz için siyasi rekabet kurallarını hiçe sayarak, hukuku tanımayarak çetecilik gibi çeteci faaliyet gösteriyorsunuz. Bize "terörist" demek ne demek ya? Hukuka bağlıysanız bir milletvekiline "terörist" diyemezsiniz, bunun hukukla bir bağı yoktur, bütün hukukçular gelsinler, bunu tartışalım. Şimdi, iktidar olmanın nimetlerini bir partiyi yok etmek için kullanıyorsunuz. Hâlâ bizim arkadaşlarımız hapiste, hâlâ Yüksekdağ, Demirtaş cezaevinde ve sizin yargıya verdiğiniz talimatlarla cezaevinde yoksa hukuk kararlarıyla falan değil. Siyaset, rekabet için elindeki gücü muhalefete karşı, muhalifine karşı kullanmak değil.
Şimdi biraz meseleyi tersten düşünelim; gelin, biraz empati yapalım, özellikle iktidar grubuna söylüyorum. Bizler sürekli HDP olarak her gün meydanlarda, alanlarda, televizyonlarda çıkıp şunu desek: "AKP'liler teröristtir. AKP, terör örgütüdür. AKP, terör yandaşıdır. AKP'liler, IŞİD'in arka bahçesidir. AKP, El Kaide'nin ortağıdır. Halkın savcıları göreve." bunu AKP için çağırsak, "AKP, IŞİD'in saldırılarına izin vermiştir, IŞİD'lilerin cezaevinden çıkması için yargıya talimat vermiştir." desek, bunu sürekli günde 10 kez dile getirsek ve kamu spotu gibi yayınlasak; bu, siyasi ahlaka sığar mı? Biz burada beraber mesai yapıyoruz, beraber siyaset yapıyoruz ama siz bize bu dili kuruyorsunuz. Evet, siz, sonuçta, bu dille aslında halka HDP'den uzaklaşın, HDP'ye yaklaşmayın... Âdeta bir cüzzamlı gibi gösteriyorsunuz. Ya biz taksiye bindiğimizde, manava gittiğimizde, Migros'a ya da herhangi bir alışveriş merkezine gittiğimizde bize şunu diyorlar: "Ya, bunlar sizden ne istiyor, bunlar niye size saldırıyor?" Çünkü bizden korkuyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bize de tersini soruyorlar, bize de tersini.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Evet, tersinden düşünün çünkü aslında genel olarak ne iktidar ne de muhalefet HDP'siz bir siyaset yürütemiyor. Biri HDP'yle yan yana görünmekten korkuyor, diğeri HDP'ye vuruyor.
EROL KAVUNCU (Çorum) - Bak bu doğru işte, son söylediğin doğru.
BAŞKAN - Sataşmayın değerli arkadaşlar, sataşmayın.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ya biz buradayız, burada, biz sizin gibi milletvekiliyiz ve halkın oylarıyla geldik.
Şimdi, Anayasa'nın 26'ncı maddesi var. Ne diyor: Herkes düşünceyi ifade ve yayma hürriyetine sahiptir. Yine, Anayasa'nın 34'üncü maddesine göre, herkes, önceden izin almaksızın toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Size 5 tane fotoğraf göstereceğim. Şu, İzmir'de Milletvekilimiz Serpil Kemalbay'ın abluka altına alındığı, yüzlerce polis etrafında. Bu, İstanbul Taksim'de, etten duvar örülmüş, polisler 55 milletvekilinin etrafında duvar örmüş. Şu, Nusaybin'de, bu resme bakın ya. Bu resim nedir gerçekten? Türkiye'nin resmidir bu, bu resim odur. Bu, korkunun resmidir; bu, HDP'nin halkla temas etmesinden duyulan korkudur.
Anayasa'da ya da 2911 sayılı Yasa'da şu yazmıyor: Gösteri ve toplantı yapmak İçişleri Bakanlığının adamlığına bağlıdır denmiyor. Onun adam olup olmaması, cinsiyetçi lafı olması bir yana, bizim umurumuzda değil, biz Anayasa'ya bağlıyız, Anayasa'ya. Ama birileri adamlığını her fırsatta ortaya koyarak bize bu barikatları kuruyor. Peki, ne oldu? Bizi engellediler mi? Gidiş nereye, biliyor musunuz? Hakkâri Milletvekili Leyla Güven'in evine gidiyoruz, ziyaret etmek için gidiyoruz ama binlerce polis etten duvar örerek o ziyareti engelliyor. Evet, Diyarbakır Milletvekilimiz Remziye Tosun ve Mardin Milletvekilimiz Ebrü Günay. İşte özgürlüğün fotoğrafı bu. Burada özgür olan bizim milletvekillerimiz, dimdik duruyorlar etrafındaki barikata rağmen, tacize, itmeye kakmaya rağmen, orada korkmadıklarını ve halkı temsil etmeye kararlı olduklarını aslında ortaya koyuyorlar.
Şimdi nedir? Gerçekten halktan kim korkar? Diktatörler. Gelin, bu rejimin adını koyalım. Netflix'de bir dizi var, Designated Survivor. Lütfen izleyin, orada diktatörlüğün ne olduğunu çok iyi anlatıyor, bu cümleyi de oradan aldım. ABD Başkanı soruyor: "Halktan kim korkar?" "Diktatörler." diyor danışmanlar.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Amerika'ya mı soralım?
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz daha ne anlatalım? Halktan korkanlar diktatörlerdir. Seçme ve seçilme hakkını kim yok sayıyorsa diktatörlük rejimleridir ve diktatörlerdir. Anayasayı kim tanımıyor? Diktatörler tanımıyor. Tarihe bakalım, bilimsel verilere bakalım, kim tanımıyor. Resimlerin ne anlattığını size anlattım. Bunun gibi yüzlerce resim var elimizde. Aslında bunlar Türkiye'de diktatörlüğün tam olarak yerleştiğini ortaya koyan meseledir.
Evet, tecrit altına alınmış bir halk var ve bu tecrit bütün Türkiye'ye yayılıyor gerçekten. Ama bizler özgürlüğü temsil ediyoruz ve gerçekten 1 Kasım, 24 Haziran öncesi de böyleydi. AKP'nin seçim kampanyası ne, biliyor musunuz? Seçim sathımailine girince, hemen HDP'ye saldırı paketleri önceden hazırlanmıştır. Nedir bu saldırı paketleri? Toplasanız on cümle etmiyor. Gelin, birlikte sayalım ve sonra "HDP şöyledir, HDP böyledir..." herkesi de bu çizgiye çekmeye çalışıyor, HDP'ye karşı bir güç ittifakı oluşturmaya çalışıyor. Gözaltılar, tutuklamalar, tehditler üstüne bir de devletin bekasını da ekleyin tabii.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı).
BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bir de beka var, işte AKP'nin seçim kampanyası bu kadar aslında.
Ya, siz halka ne vadediyorsunuz? Bırakın HDP'yi. HDP kendini anlatsın, siz kendinizi anlatın. Siyasi rekabet böyle yapılmaz. Bizi eleştirin, biz sizi eleştirelim. Siz parti programımızı, ilkelerimizi eleştirin, biz sizinkini eleştirelim. Ama en önemlisi biz halka ne diyoruz? Bu seçimde halka ne anlatıyoruz? Gerçekten, bu konuda başka anlatacağınız bir şey yok, bu çok açık.
FATMA AKSAL (Edirne) - Onlara yaşam vadediyoruz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ayrıca, "beka" dediğiniz rant ittifakınızdır, aslında başka bir şey değil. O da bitecek, az kaldı. Gerçekten, halk gün sayıyor -biz burada olmadığımız her dakika halkla birlikteyiz- 31 Martı bekliyor.
Tabii, bu konuda sandık hilelerinizle de başa çıkacağız ve emin olun, 1 Nisan sabahı güzel bir Türkiye'ye uyanacağız.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)