GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:55
Tarih:20.02.2019

NECATİ TIĞLI (Giresun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün size birkaç konuyu kısa kısa hatırlatmaya çalışacağım.

İlk konumuz 21'inci yüzyılda tanzim satış çadırları. Siz, hâlâ artan sebze meyve fiyatları için depocuları, manavları, market zincirlerini, hal esnafını ve pazarcıları suçlamakla kalmadınız ve yerel seçimlere hazırlık olsun diye tanzim satış çadırlarını açarak sebze ve meyve işine girdiniz.

AKP, yükselen sebze ve meyve fiyatlarına yine menfaatçi bir bakış açısıyla yaklaşıyor, bu çadırları vatandaştan oy almak için yapıyor. Ancak şunu unutuyor: Üretemediğimiz için mesele oy olmaktan çıkmış, ulusal güvenliğimizi tehdit eder bir hâle gelmiştir. Dünyanın teknolojik gelişiminde lider ülkeler bile tarımsal üretime güçlü destek veriyor, üreticisini piyasanın acımasız sürecine teslim etmiyor.

Tabii ki fiyatların bu şekilde yükselmesinin nedeni iktidarın yanlış tarım politikalarıdır. Yapılması gereken, tanzim satış çadırında sebzeyi maliyetinin altında satmak değil, tarımsal üretimi destekleyen politikalar geliştirip vatandaşın sofrasına uygun fiyatlı ürünlerin konmasını sağlamaktır. Gübre, mazot ve tarım ilaçlarındaki anormal yükselişe bakarsanız üreticinin ekimden, dikimden neden vazgeçtiğini görürsünüz. Hâlbuki tarımı ve üreticiyi desteklemek demek çiftçilerin insanca yaşayacakları bir gelire kavuşması demektir, aynı zamanda köylerde ve kırsal kesimde iş ve istihdam demektir; yoksulluğu azaltmak, büyük şehirlere göçü engellemek demektir. Tarla ile tezgâh arasında yaşanan sıkıntıyı gideremediğiniz ve kooperatifçilik üzerine kafa yormadığınız sürece açacağınız tanzim satış çadırları sadece ama sadece günü kurtarır.

Sata sata yerle yeksan ettiğiniz ülkemizde gelir getiren bir şey kalmayınca imar barışını getirdiniz. İmar barışıyla sadece İstanbul'da 10 milyondan fazla insanın yaşadığı binlerce problemli binada deniz kumunu birinci sınıf kum, hatalı demiri en iyi demir olarak kabul ettiniz, karşılığında da fatura kestiniz. İmar barışında ruhsat verdiğiniz o binalar yıkılmaya ve can almaya başladı. Peki, sorumlusu kim? Tabii ki denetim görevini yapmayan Hükûmettir. Tabii ki siz, yine kabahatli olarak çalışanı, taşeronu, işçiyi, aşçıyı, çaycıyı göstereceksiniz. Bu konuda elinizi lütfen çabuk tutun, yarın geç olmadan, yeni yıkımlar ve ölümler yaşanmadan gereken önlemleri bir an önce alın.

Sizden önce açılmış tüm üniversiteleri kendiniz açmışsınız gibi meydanlarda halka söyledikleriniz bir kenara "İş bulamıyoruz." diyen üniversite mezunu gençlere "Nitelikli mezunlara iş çok." demeniz ve onları niteliksiz mezunlar olarak görmeniz onlara çok büyük bir hakarettir. Ama onlar sizin dönüştürdüğünüz üniversitelerden mezun oldular yani siz ne kadar nitelik yarattıysanız onlar da o kadar faydalandılar.

Mesela diyaliz teknikerleri var; okudular, mezun oldular ama şu an hepsi işsiz. Madem diyaliz teknikerleri iş bulamayacak, atanamayacak, onların işini sertifika alan hemşireler yapacak, o zaman neden üniversitelerde o bölümler var ve hâlâ öğrenci mezun ediyorlar? Bu çocuklarımızın sorunlarını çözmek sizin işiniz.

24 Hazirandan önce meydanlarda "Emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını çözeceğiz." dediğiniz hâlde hiçbir girişimde bulunmadınız, bulunacak yiğitliği de gösterecek gibi değilsiniz. Siz sarayda, Mecliste, kamuda yapılan her türlü israfa göz yumdunuz ama iş emeklilikte yaşa takılanlara gelince yok "Hazineye şu kadar maliyeti olur." yok "Ülkeye bu kadar maliyeti olur." diyerek bu kanunun çıkmasına engel oldunuz. Gelin, sözünüzü tutun ve emeklilikte yaşa takılanların hakkını verin.

Siz işçiyi, emekliyi, memuru, dar gelirliyi içtimaya dizer gibi sebze ve meyve tanzimlerinde kuyruğa dizdiniz. Siz hem sebze ile mermi fiyatlarını kıyasladınız hem de Tank Palet Fabrikasını sattınız. Siz "Emeklilikte yaşa takılanların hakkını vereceğiz." dediniz ama şimdi onları yarı yolda bıraktınız. Ne de olsa size göre, seçimden önce verilen sözlerin hepsi yerine getirilecek diye bir kaide yok. Siz meydanlarda "Kentleri ortak akılla yöneteceğiz." diyorsunuz ama hâlâ ortak akıl yerine tek akıl kullanıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Tığlı.

NECATİ TIĞLI (Devamla) - Siz ne söylerseniz söyleyin, artık millet size inanmıyor, gereken cevabı 31 Martta sandıklarda verecektir.

Sonuç olarak, ülkemizde okul var, eğitim yok; tarla var, ürün yok; ahır var, hayvan yok; ampul var, ışık yok. O ışık 1 Nisan sabahı doğacak, martın sonu bahar olacak diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)