| Konu: | Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ile Anlaşmaya Dair Protokol ve Mektupların Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 40 |
| Tarih: | 25.12.2018 |
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; ben de bir Sakaryalıyım, o yüzden Hendek'teki olayı ben de biraz inceledim ve telefonla aileyi aradım, taziyelerimi kendilerine sundum. Israrla siyasi bir tarafı olup olmadığını aradım, farklı yerlerden teyit aldım, siyasi bir hadise değil yani netice olarak buna da sevinemedim ama en azından bir teselli bulabildim. Tabiri caizse sosyopat bir şahsiyetin yani beni de Boşnak olduğum için öldürebilecek bir şahsiyetin, sağ sola sataşan bir şahsiyetin bir eylemi. Yaralanan çocuk şu anda iyi, taburcu edilmiş durumda yani hayati tehlikesi yok daha doğrusu, bunu söyleyebilirim. Evet, böylece, inşallah bir daha bu tip olayların yaşanmayacağını temenni ediyorum fakat bu temennimi hepimiz siyasetimizle de desteklemeliyiz. Özellikle bugünlerdeki endişemiz, Fatih Portakal olayını, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen olayını ve ilahiyatçı öğretim üyesi Mustafa Öztürk olayını üst üste koyduğumuzda ifade özgürlüğü konusunda gerçekten toplum olarak bir sıkıntı yaşadığımızı, bunun da siyasi iktidar tarafından beslendiğini gözlemliyoruz.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, söylenen sözün içeriği başka bir meseledir; sözün muhatabı sözdür, sözün karşılığı sözdür. Ortaya belli bir fikir atıldığında veya belli bir iddia atıldığında bunu rahatlıkla hepimiz cevaplama hakkına sahibiz ve çıkar, toplum içinde cevaplarız ama bundan daha önemlisi, doğruluk ve yanlışlık gözetilmeksizin, yorumu da sarf edenin yorumunu ancak kabul etmek suretiyle her sözü dinlemek zorundayız. Zorundayız diyorum, şunun için diyorum: Yani bu bir anlamda ahlaki bir yükümlülük. Ben burada kitaba vurgu yapmak istemiyorum yani hepimizi bağlayan akıl üzerinden gitmek istiyorum ama yine bizi bağlayan ortak bir kitap varsa "Onlar sözü işitirler ve güzeline uyarlar." tavsiyesi, hatta emri bizim bütün sözleri dinlememiz ama güzel olanı kendi muhakememiz sonucu seçmemiz anlamına gelir.
Burada bir mesele daha vardır, hukukun üstünlüğü meselesi. Bakınız, dokunulmazlıkla korunmuş bir cumhurbaşkanının birtakım insanlara veya kişilere bir şeyler söyleyip de başına bir şey gelmemesi mesele değildir, başına zaten bir şey gelmez, dokunulmazlığı olmasa da bir şey gelmez, önemli olan aynı sözlerin bir vatandaş tarafından kendisine sarf edildiğinde o vatandaşın başına bir şey gelmemesidir. Hukukun üstünlüğünün ve hukuk devletinin ölçüsü budur değerli arkadaşlar.
Şimdi, içeriğe elbette ki değindirme de olsa katılmıyoruz yani darbe, tehdit vesaire gibi, şu gibi söylemlere. Ama ben Sayın Metin Akpınar'ın konuşmasını izledim, kendi tecrübesi üzerine topluma birtakım uyarılarda bulunuyor, dili biraz o tarafa veya bu tarafa kaçmış olabilir ama ben oradan bir tehdit algısı çıkarmadım, samimiyetle söyleyeyim. Darbelere sizlerden daha hassas bir insanım, bunu da söyleyeyim veya en az sizin kadar hassas bir insanım.
Neticede değerli arkadaşlar, bakınız, ilahiyatçı Mustafa Öztürk'ün beş yıl önce basılmış bir kitabındaki bir yorumuna müthiş bir tepki geldi. Aslında bu yorum ona ait de değil, gidin eski ulemaya, eski İslam filozoflarına, o yorumun orijinalini, onu da bulabiliyorsunuz. Fazla uzatmak istemiyorum, benimki sürpriz bir konuşma oldu, onun farkındayım. Ama neticede hukukun üstünlüğünü ve hukuk devletini korumak, ifade özgürlüğüne saygı duymak zorundayız.
Hepinize saygılarımı sunuyorum.
Sağ olun. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)