| Konu: | İmralı Adası'nın tarihin en ağır tecrit uygulaması olduğuna ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2018 |
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Ben "Sataşma var." demedim. Siz benden önce söylediniz, bir açıklama yapacağım.
Bir kere, her şeyden önce Sayın Grup Başkan Vekili hatibimizi dinlememiş, onu söyleyeyim, üzgünüm çünkü hatibimiz "Almanya daha iyi." demedi ya da kötü bir örneği... Hani, öyle bir kıyas yapmadı. Siz bize Almanya uygulamalarını anlattınız, eksik anlattınız, doğru kabul edelim. Tecridin ne kadar kötü olduğunu anlattı. Tecrit uygulamalarının insan psikolojisi, yaşamı üzerindeki durumunu anlattı ve bunun insanlığa karşı bir suç olduğunu da ben ekleyeyim, uluslararası mahkeme kararlarıyla.
YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) - Ağlayan anneler var, ağlayan şehit anneleri...
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Ama Türkiye'deki uygulama, söz konusu olan İmralı Adası için şunu söyleyeyim, tarihin en ağır tecrit uygulamasıdır. 2011 yılından beri avukatlar gidemiyor. Almanya'da avukatların görüşemediğini söyleyebilir misiniz? Almanya'da ailenin beş yıl boyunca ziyaret edemediğini söyleyebilir misiniz? Almanya'da hiçbir telefon görüşmesi yapılmadığını söyleyebilir misiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Beştaş, toparlayın.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Hiçbir mektup, hiçbir telgraf ve haber alınamadığını söyleyebilir misiniz? Hayır. Türkiye'deki uygulamanın en önemli boyutu şu, Sayın Başkan: Anayasal ve ceza infaz sistemine göre şu anda İmralı Adası'nda uygulanan fiilî durum yasa dışıdır, hukuka aykırıdır; tümüyle korsan, keyfî, siyasi bir uygulamadır, bunun savunulabilir bir yanı yoktur. Ben Hükûmet temsilcilerinden şu açıklamayı bekliyorum: "Evet, biz yasa dışı bir şekilde bu uygulamayı devam ettiriyoruz." desinler, bu konuda bizim tartışacağımız bir şey kalmaz, mevcut durum budur.
Teşekkür ederim.