| Konu: | Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın yerinden sarfettiği bazı ifadelerine ve yerleşen teamüllerin bazen İç Tüzük'ün önüne geçtiğine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 38 |
| Tarih: | 20.12.2018 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, durumu netleştirmek açısından kısa bir söze ihtiyacım var.
Sayın Başkan, bir kez, burada yaptığımız işin farkında olalım. Burada herhangi bir işi, matematiksel, metrik bir işi sonuçlandırmaya gitmiyoruz "Maddeyi bitirelim, evimize gidelim." değil; biz tarihe izler bırakıyoruz. Bundan otuz sene sonra, on beş sene sonra birileri dönecek, tutanaklara, uygulamaya, Sayın Başkanın yaklaşımına bakacak aynı bizim şimdi o "Birlikte karar verdik." dediğimiz komisyonun tutanağına bakacağımız ve madde gerekçesine bakacağımız gibi.
Sayın Başkan, bu maddenin gerekçesinde şöyle der ilk fıkra için: "Bütçe sunuş konuşmasını Yürütme adına Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bir bakan..." diyor ya, "Yürütmenin bizzat sunuş yapmak istediğinde gelip bu sunuşu yapacağı açıktır." der yani "Cumhurbaşkanının burada bütçesini sunabileceği kesindir." der ama takdir ederlerse bir yardımcısı veya bir bakan... Ve bu, Cumhurbaşkanı adına olduğu için ve kuvvetler ayrılığı gereği birbirimize emredici, hükmedici ifadeler kullanmamız bir kuvvetin öbürüne üstünlüğü manasına geleceği için "Gelir, yapar." diyor, bu "Emrediyoruz, geleceksin, yapacaksın." değil. Cumhurbaşkanı ya kendisi ya takdir ettiği birisi gider, yapar. Bu, Parlamento ile yürütme arasındaki birbirine üstün olmama ilkesi gereği böyle konuldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İkinci paragrafta ise konu bakanlar olunca "yapabilir" diyor çünkü hiçbir atanmış, seçilmişlerden müteşekkil burada yapacağı konuşmada gelip "Ben yapıyorum arkadaş." demez, siz takdir ederseniz söz verirsiniz ona. Buradaki ifadeyi "Efendim, bakanların inisiyatifine bıraktık, damat bey de ilk fırsatta kaçtı." diye yorumlayamazsınız. Buradaki ifade şudur: Cumhurbaşkanı, kuvvetler denkliği gereğince gelir, bütçesini sunar ya da sundurtur; biz de ona mâni olamayız çünkü onun hakkı ve görevi, senede bir kez gelecek, yapacak; "Yapabilir, edebilir, biz istersek yapar." diyemiyoruz, kuvvetler denkliği var ama atanmış bir bakan "Ben gelirim, soruları..." Cevabı için eğer Meclis Başkanı adına Meclis Başkan Vekili takdir ederse ona söz veriyor. Buradaki ihtiyarilik, bakanın kendi iradesine bırakılmış bir ihtiyarilik değil, Meclisin gündemine ve kimi konuşturup konuşturmayacağına ve bir atanmışın Meclis üzerinde bir tahakküm kuramayacağına yapılan vurgudur.
Şimdi, buradaki son durum şu, çok özür dileyerek tamamlıyorum Sayın Başkan: Senede bir kez gelip yapacakları bir iş var. Buradaki cümledeki ifadeyi tersine, aleyhte yorumlayıp suistimal ederek bu, senede bir kez olan böyle bir hak Meclise gelmeme yönünde kullanılıyorsa demek ki fırsat verdiğinizde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Açalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tamamlıyorum.
BAŞKAN - Tamamlayalım değerli arkadaşlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Demek ki fırsat verdiğinizde bu adamlar bu kadar önemli bir görevde bile Parlamentoyu yok saymaya niyetliler. O zaman Sayın Başkan önemli bir şey yapıyor.
Ayrıca, İç Tüzük teklifi Meclis Başkanının da teklif edebildiği, Meclis Başkanlık Divanının da olgunlaştırabildiği bir çalışmadır. İç Tüzük'ün nasıl hazırlanacağı... Burada Meclis Başkanına vekâlet eden Meclis Başkan Vekilinin İç Tüzük'teki bir sorun alanını tespit edip "Bunun düzeltilmesi gerekir." ifadesi 64'ün yasakladığı değil aksine görevlendirdiği bir noktayı hallediyor; bu, son derece önemlidir.
Ayrıca, Sayın Levent Gök, İç Tüzük 69'da bakanların cevap hakkı tanınmamış olduğu eksikliğini de tespit edip hepimizi uyarmıştı ve hepimiz bir hakkın yazılmasa dahi burada oluşturulacak bir teamülle çözülebileceği noktasına geldik ki bakanlar yapılan sataşmalara cevap verdiler. Şimdi siz orada "yazmıyor" derseniz yarın birisi de çıkar der ki: "İç Tüzük 69'da bakanın cevap hakkı da yazmıyor." Biz burada bakanı sıvarız, bakan oturur o zaman; orada birisi çıkar, öyle uygular. O yüzden "yazıyordu" "yazmıyordu"ya değil; aklın, vicdanın gereğine... İlk uygulamalarda yapılacak düzenlemelerde bazen yerleşen teamüllerin yazılı İç Tüzük'ün önüne geçtiği örnekleri vardır, bugün de hâlâ uyguluyoruz. Buna dikkat edelim, burada bir yanlışın içinde olmayalım.
Teşekkür ediyorum.