GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının Maddeleri münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:37
Tarih:19.12.2018

CHP GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir bütçe dönemi yaşıyoruz. Cumhurbaşkanına bütün yetkileri vermeye gerek yok, o zaten "Benim şirketim, istediğimi alırım, istediğimi satarım, yetki bende." diyor. Yani burada bunu yetkilendirmenin çok büyük bir öneminin olmadığını hep birlikte paylaşıyoruz.

Soru şu: Bu bütçe ne kadar demokratik? Halklar, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, sendikalar bunun neresinde? Hiçbir yerinde. Yani bu bütçe demokratik değil, dolayısıyla halkın bütçesi değil.

İki, bu bütçe köylünün bütçesi değil, bu bütçe emeklinin bütçesi değil, bu bütçe çalışanın bütçesi değil, bu bütçe kimin? Ne yazık ki faiz lobilerinin bütçesi. Bu bütçe kimin bütçesi? Elbette sarayın bütçesi. Bu bütçe kimin bütçesi? Halkı korkutarak terbiye etmeye çalışan diktatörlük yapısının bütçesi. Ne diyor: 228 tane cezaevi yapacağım, 137 bin insanı daha oraya tıkayacağım; ona göre az konuşun -sakın dokunmayın- televizyonlarda, sağda solda fiskos gazetesi... Aman ha, atarım içeri! O yüzden cezaevlerine bütçe var. Başka? Savaşa. Ekonomik kriz var, tam da onu söylemeye çalışıyordum. Tam da burada bu insanları görüp... "Bu ülkede ekonomik kriz yok, bunu yabancılar bu topraklara getirdi." diyecek bir anlayışın bunu görmesi lazım. Burada halkın ne hâle geldiğini açık bir şekilde görmek gerekiyor ama ne yazık ki bu iktidarın şöyle bir özelliği var: Ağzına istediği zaman fermuarı çekiyor, canı istediği zaman kulaklarını tıkıyor, görmek istemediği zaman uçaklardaki o gözlükleri hep rahatlıkla kullanabiliyor, böyle bir derdi var.

Bu bütçe başka kimin bütçesi? Elbette ithalatçıların bütçesi. Yeni bir sektör kazandırdınız bu ülkeye. Evet, başarı öykülerinizden bir tanesidir; yeni bir sektör, ithalat sektörü. Kamu kaynaklarını kullanarak kendi yandaşlarını, saray etrafını ve sarayı zengin ettiniz.

Bütçe aktarmalarından bahsediyorlar "Oraya aktaralım." "Buraya aktaralım." Ya, bir kere de şu Cumhurbaşkanlığının bütçesinden aktarın! Bir kere de oradan başka yere aktarın. Hep diğer bütçelerden oraya aktarıyorsunuz, diğer kalemlerden oraya aktarıyorsunuz; ya, biraz da şuradan aktarın, biraz da böyle bir şey getirin, şu millet sizin ne kadar demokratik olduğunuzu görsün.

Diğeri, arkadaşlar, ya, vergiyi nereden topluyorsunuz? Verginin yüzde 82'sini dolaylı, halktan; çiftçiden, küçük esnaftan, memurdan, işçiden topluyorsunuz. Oysa, vergiyi tavandan toplayıp tabana da var olan gelirleri yaymak gerekiyor.

"Sosyal devlet" diyorsunuz, bir bütçe ayırmışsınız ama ne yazık ki insanlarımızın durumu artık çöp kutularından yiyecek toplayacak duruma gelmiş, böyle bir ülke.

Diğer bir konu, değerli milletvekili arkadaşlar, ya, gayrisafi millî hasılanın yüzde 77'sini yüzde 10'luk bir nüfus elde etmiş arkadaşlar, yüzde 77'sini yüzde 10'luk nüfus. Yani 8 milyon insan gayrisafi millî hasılanın yüzde 77'sini elinde bulunduruyor. Daha da güzel, sizin övüneceğiniz bir şey daha söyleyelim; yüzde 1'lik yani 800 bin kişilik bir nüfusunuz bu gayrisafi millî hasılanın da yüzde 54'ünü elinde tutmaktadır, yüzde 54'ünü. Geriye kalan yüzde 90'lık nüfus da yüzde 27'siyle geçinmek zorunda. Geçinmese ne olur? Ee, bir savaş çıkartırız, içeri atarız, cezaevine atarız, döveriz, görevden alırız, kodese atarız, elimizde var güvenlik güçleri, bize çalışıyor, adalet bizim elimizde.

Dün, burada Millî Savunma Bakanı konuşuyor: "Ben şöyle iyi yaptım, böyle iyi yaptım." Dünyada bir örnek gösterirseniz sevineceğim, diktatörlükler hariç, faşizmin egemen olduğu tarihler hariç. Bir ordunun içerisine FETÖ yerleşecek, orada hayatının bütün dinamiklerini güçlendirecek; amiral olacak, general olacak, astsubay olacak, üstsubay olacak, oradan darbe hareketi gerçekleştirecek; o Genelkurmay Başkanı "Darbe girişimini bastırdım." diye övünecek, sonra da bakan olacak. Vallahi, kitaplarda ve hikâyelerde yazsalar inanasımız gelmez; böyle bir hikâye. Bir de burada kalkıp bunları anlatıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, burada, yine bir Bakan geldi; bakıyor ama, vallahi -bu Tarım Bakanlarını özel seçiyorsunuz- samimi söylüyorum, bakıyor. Yine "Zaten biz ilgili alanlarla ilgili bakan tespit etmiyoruz, başka alanlarla ilgili adamları oraya koyuyoruz çünkü bize talimat, ferman yukarıdan geliyor, o ne derse onu yaparız." diyorlar.

Burada diyor ki: "Çiftçi çok çalışır, az kazanır." Biz de söylüyoruz, bu Bakan da az çalışıyor, çok kazanıyor; enteresan bir durum var. Şunu söylüyor aynı zamanda, diyor ki: "300 tır et getirdik." İhale belli değil, kimin aldığı belli değil, hangi tarihlerde bu toprağa girdiği belli değil. "Bizim boğazımızdan mı geçti?" diyor. E, doğru, senin boğazından ne geçtiğini biz bilmiyoruz ama halkımızın boğazından o 300 tırlık etin geçmediğini kesinlikle biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, övünüyorsunuz "Şunu yaptık, bunu yaptık." diye. Şu tarımı biraz irdeleyelim, zaman çok hızlı geçiyor.

2018 bütçesi 760 milyar civarında. Buradan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Orman Bakanlığına toplam 36,4 milyar ayırmıştık geçen sene. Şimdi 2019 yılı bütçesi 960 milyar, yüzde 26 gibi bir büyüklük söz konusu ama bizim bütçemiz, iki bakanlığın toplam bütçesi -birleştirildi Orman Bakanlığıyla- 33,74 yani yüzde 7,4 civarında bir düşme var. Bu ne demek biliyor musunuz? "Ben tarımı bu topraklarda bitireceğim." demek. "Ben köylüyü sürüm sürüm süründüreceğim." demek. "Bu köylü artık üretmesin, kente gelsin; onun cebine ben sosyal yardımdan bir sigara parası, kapısının önüne de 2 çuval kömür koyarım, idare ederim. Ondan sonra bir bütçe yaparım, Diyanet İşlerine 6 bin adam daha alırım, öbür dünyada ona cennet ve arsa vadederim." demek. Çiftçinin geldiği nokta bu. O yüzden, bu bütçenin bir tarım bütçesi olmadığını açıkça paylaşmak isterim.

Yine paylaşıyorlar, diyorlar ki: "Tarımsal gayrisafi millî hasılada Avrupa 1'incisiyiz, 180-190 milyar." Soruyu şuradan soralım: Siz geldiğinizde neydi? Gayrisafi millî hasılanın yüzde 10'uydu arkadaşlar. Bugünkü parayla neye karşılık geliyor? 440 milyar olması gerekiyor eğer bir başarı öykünüz varsa gayrisafi millî hasılada tarımın. Oysa ne kadar? 180-190 milyardan bahsediyorsunuz. Hadi kuldan utanmıyorsanız, insanlardan sıkılmıyorsanız Allah'tan korkun. Öyle bir derdiniz yok yani gözümüzün içine baka baka yalan söylemeyi alışkanlık hâline getirdiniz.

Evet, değerli milletvekilleri, 2002'den bugüne kadar -bu bütçe kimin bütçesi anlayalım- tam 189 milyar dolarlık tarımsal ithalat var, 189 milyar dolarlık. 2018'i de ilave ediyorum buna değerli arkadalar ve tam 75 milyar dolarlık ham madde ithalatı var, 75 milyar dolarlık ham madde ithalatı. Ve ham maddede ithalat ile ihracat farkı 64 milyar dolar, 64 milyar dolar. Bu neye karşılık geliyor biliyor musunuz arkadaşlar, hatırlatayım: 2002'den bugüne kadar bu ülkenin toplumuna, bu ülkenin insanına, bu ülkenin halkına, bu ülkenin çiftçisine, köylüsüne, öğretmenine, öğrencisine ait olan ne kadar mal, mülk varsa sattınız, işte bu kadar özelleştirme gelirimiz var, işte bu kadar, işte bu kadar. (CHP sıralarından alkışlar) Yani sadece bu ithalattan bize ciddi anlamda verdiğiniz zarardır bu.

Diğer bir konu değerli milletvekilleri, bitkisel üretimden örnek vereceğim -zaman az ama muhtemelen bize bir dakika ek süre verirler- ve şunu paylaşmak istiyorum: Bakın değerli arkadaşlarım, buğday ithalatı 52 milyon ton, 52 milyon ton. Ödenen para 14 milyar dolar, 14 milyar dolar. Ayçiçeği, soya, soya küspesi, yağlı tohumlar ve türevlerinde toplam ithalat, arkadaşlar, 70 milyon ton, 70 milyon ton; petrolden sonra en fazla para ödediğimiz kalem.

BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Buğday ihracatının ne kadar olduğunu biliyor musunuz? Undan ne kadar para alındığını biliyor musunuz?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değeri ne kadar biliyor musunuz? 40 milyar dolar, 40 milyar dolar.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) - Hocam, bağırmasana!

BÜLENT TÜFENKCİ (Malatya) - Undan, makarnadan ne kadar para geldiğini biliyor musunuz?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Hayvancılık: Bunlar geldiğinde bu topraklarda bir tane hayvan ithalatı yoktu, bir tek. Toplam 7 milyondan fazla büyükbaş, küçükbaş hayvan ithalatı yaptılar, 285 bin ton kemikli, kemiksiz et ithal ettiler; tam 7 milyar 330 milyon dolar ithalat yaptık arkadaşlar, 7 milyar 330 milyon dolar.

Şöyle bir şey de söylüyorlar: "Meralar yerinde duruyor." Bakın arkadaşlar, 2002'den bugüne kadar bir tek metrekare mera alanı değişmemiş; 14,6. Bu ülkede büyük şehir olmamış, bu ülkede AKP iktidar olmamış, bu ülkede yollar, köprüler, rantlar, TOKİ'ler olmamış, ticaret alanlarını, saray alanlarını yapmamışlar, hiçbiri olmamış, meralar duruyor. Ya, Allah'tan korkun. 14,6 milyon hektar mera alanı 10 milyon hektara indi, 10 milyon hektara. Bu ne demek biliyor musunuz? Ot yoksa yem yok, yem yoksa et yok, süt yok arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Başkanım, bir dakika daha alayım.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Evet, zaman kalmadı, kısaca şunu paylaşmak isterim: Bu bütçe çiftçinin bütçesi değil, bu bütçe AKP'nin yarattığı rant bütçesi, korku bütçesi ve açıkça, net söylemek gerekiyor, ciddi anlamda rantçıların bütçesi. Ama Friedrich Nietzsche şunu söylemişti: "Zenginler fakirlere sadece Tanrı'yı bıraktı." AKP de bu ülkede her şeyimizi aldı, toplumu yoksullaştırdı, onlara sadece öbür dünyada cennet ve elbette, şükür bıraktı ve elbette, bu işlerin bir çözümü var mı? Var değerli arkadaşlar, var, var, çözüm mutlaka var. Domuz eti yemekten korktuğunuz kadar kul hakkı yemekten korksaydınız bu ülke bu duruma gelmezdi. Yaşasın demokrasi, yaşasın özgürlük. (CHP sıralarından alkışlar)