GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Mevlüt Çavuşoğlu'nun "Esad'la iletişim kurulabilir, Esad'la görüşülebilir." ifadesi ile Arjantin'de Trump'ın FETÖ'nün iadesini düşündüğü, bu konuda çalışmalar yaptığı sözünü verdiği mesajına, köşe yazarı yazmadığında, muhalefet milletvekili konuşmadığında esas sıkıntının doğacağına ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:2
Birleşim:35
Tarih:17.12.2018

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, öncelikle Sayın Çavuşoğlu'nun iki konudaki açıklamasını dikkatle takip ediyoruz. Yedi yıl geçtikten sonra yıllardır söylediğimiz bir noktaya, "Esad'la iletişim kurulabilir, Esad'la görüşülebilir." noktasına geldiler. Buradaki sıkıntı, 500 bine yakın kişi hayatını kaybettikten, 5 milyonu aşan mülteci -çoğu Türkiye'de- dünyanın dört bir yanına savrulup ana vatanlarından koparıldıktan, Aylan bebekler hayatını soğuk sularda kaybedip kıyılarımıza vurduktan sonra bu noktaya gelindi.

Biz bu uyarıları yaptığımızda neredeyse vatan hainliğiyle suçlanıyorduk ama bu gelinen nokta Cumhuriyet Halk Partisinin ortaya koymuş olduğu, dış politikadaki önemli çizgiyi ve sacayağını terk etmenin ne kadar hatalı olduğunu söylüyor. Bu, "monşerler diplomasisi" diye aşağılanan, aslında komşularının iç işlerine karışmama, toprak bütünlüğüne saygı duyma ve devlet dışı unsurları muhatap kabul etmeme noktasındaki bu sacayağının ne kadar önemli olduğunun, her birinin Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından terk edildikçe hem Suriye'ye hem bölgeye hem ülkemize ne büyük bir felaketi getirdiğinin altını çizmek istiyorum. Gelinen nokta "Biz haklı çıktık, çok mutluyuz." noktası yerine "Kahretsin, yine biz haklı çıktık. Yine AKP yanıldı, belki yine kandırıldı ama çok kan aktı, çok can yaktı." noktasıdır.

İkinci husus, bugün yine Sayın Çavuşoğlu'nun ağzından Trump'ın Arjantin'de FETÖ'nün iadesini düşündüğü, bu konuda çalışmalar yaptığının sözünü verdiği müjdesini aldık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi hâlen daha kendi ülkesi içinde küresel barış ve küresel kazanımlar açısından da bakıldığında bir felakete işaret eden -söylediği sözlerle, ülkemiz hakkında kullandığı ifadelerle- hatta sizin açınızdan bakıldığında ülkemize karşı girişilmiş olan bir ekonomik darbeyi kendi başkentinden yönettiren, Türkiye'deki kişileri aşağılayan, Türkiye'nin iç işlerine karışan ve bütün dünya açısından fevkalade tehlikeli bir çizgiyi takip eden Trump'ın sözünü hâlâ muteber bir söz olarak görüyorsanız sizin açınızdan hatırlatayım: En son Kasım 2017'de Trump size YPG'ye silah vermeme sözü vermiş, aynı tonda duyurmuş, hep beraber alkışlamıştınız, şimdi diyorsunuz ki: "Verdiği sözü tutmadı." Siz bu Trump'ın sözlerine inanmaya, bu Trump'ı ciddiye almaya ve bu Trump üzerinden iç politika devşirmeye devam edecekseniz vay ülkenin hâline, vay on yedi yıllık iktidarın geldiği noktaya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm de şu Sayın Başkan: Bugün iktidara yakın, iktidar yerine yazan çizen, bazen söven, hedef gösteren -yine bir kalemşör diyelim- kalemini silaha dönüştürmüş, tehdide dönüştürmüş birisi Ahmet Hakan'ın, Fatih Altaylı'nın, Ertuğrul Özkök'ün açıkça isimlerini vererek "Hepsine teker teker sıra gelecek, hiç merak etmesinler. İçeri atıldıklarında hapishane önüne bir tek kişi gitmez, gidemez." gibi ifadeler kullanmış. Biz bekleriz ki buna iktidar partisi bir yanıt versin ama gelmediğine göre şunu söyleyelim: Bu süreçte bu üç isim de Cumhuriyet Halk Partisini çok eleştiriyor. Bazen iktidar partisini de fazlasıyla övdükleri de oluyor, bizim bazen doğrularımızı söylüyorlar ama biz bu üç ismin yazmasını, eleştirmesini, övgü düzmesini önemsiyoruz. Siz bu üç isme veya görüşü ne olursa olsun gazetecilere, köşe yazarlarına, böyle, kalemşörlerinizle had bildirmeye, tehdit etmeye ve ardından susmaya devam ederseniz çok tehlikeli bir noktaya gelir bu iş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, son olarak, tamamlayın

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Eğer köşe yazarı yazmazsa, muhalefet milletvekili konuşmazsa, karikatüristler özgürce köşelerinden eleştirel çizgilerini döktürmezlerse, liderlerin taklitleri yapılamayacak kadar liderlerden korkulursa esas sıkıntı oradadır. Arkadaşlar, susturmaya çalışıyorsunuz ya yazanı, çizeni, bizi, Ana Muhalefet Liderini, sendikacıyı, Cumartesi Annelerini, herkesi; ya susarlarsa? Bunlar konuşursa demokrasi var demektir, başka bir şey olmaz ama ya hep beraber dediğiniz gibi olur, başarır da susturursanız? O zaman nereden ne patlar, hepimize ve geleceğimize ne zarar verirsiniz bunu düşünün. Biz, istedikleri kadar eleştirsinler, sormuş ya söylüyoruz, içeri atıldıklarında hapishanenin önüne de gideriz, tehdit edildiklerinde yazdıkları yerin önüne de gideriz. "Gün gelirse gidemezler." diyorlar ya, her şeyi göze alır bu gazetecilere de sahip çıkarız. Çünkü biz bu ülkeyi de fikir özgürlüğünü de her şeyden çok seviyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Özel.