GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısının İlk Görüşmesi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:28
Tarih:10.12.2018

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, gecenin son konuşması. Ben konuşmaya başlamadan önce hâlen cezaevlerinde tutulan bütün arkadaşlarıma buradan selam göndermek istiyorum ve tabii ki bugün açlık grevinin 33'üncü gününde olan Sevgili Leyla Güven'i burada saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Meclis âdeta bir teamül hâline getirdi, kendi üyesi cezaevindeyken buradan bütçe görüşmelerini açıyor, kapatıyor. Geçen dönem de Anayasa değişti, bütçeler yapıldı, birçok değişiklik yapıldı ama hapiste milletvekilleri konuşulmadı. Evet, gerçekten burada büyük bir ayıpla, halk iradesine büyük bir duyarsızlık ve saygısızlıkla, aslında, milletvekili rehin olarak tutulurken Parlamento çalıştırılıyor.

Evet, bu vesileyle, parti ayrımı gözetmeksizin bütün milletvekillerine söylüyorum: Bu Parlamentonun 1 üyesi Leyla Güven, şu anda Diyarbakır E Tipi Cezaevinde ve hukuksuzluğa, haksızlığa karşı, insanlığa karşı suç olan tecride dair açlık grevinin 33'üncü gününde. Bütün dünya duydu, siz de bir kez daha benim ağzımdan duyun diyorum.

Evet, bugün kadın haklarına dair çokça şey söylendi. Ben size iki fotoğraf göstereceğim. Bugün burada Hükûmet sıralarından konuşma yapılırken Diyarbakır il binamız basıldı, 300 polisle. Değerli milletvekilleri, bu fotoğraflara bakın lütfen. 300 polisle 80 yaşındaki anneler yerlerde sürüklendi. Terliklerini, ayakkabılarını giymelerine bile izin verilmeden tülbentli anneler gözaltına alındı, yürümekte zorluk çeken anneler. Gerçekten neydi? Billboard'larda "Analar ağlamasın."dan bugün Hatun ananın cenazesinin defnedilmemesine, Taybet ananın cenazesinin bir hafta sokakta bekletilmesine ve bu annelerin, sadece barış isteyen annelerin yerlerde sürüklenmesine ne diyeceksiniz?

Evet, buradan demokrasi havariliği yapmak kolay ama gerçekten, bu görüntüler uzaydan gelmedi, bugün Diyarbakır'dan geldi ve şu anda da Batman il binamız kuşatılmış vaziyette. Sebep neymiş? Açlık grevine girmişler. Açlık grevi dünyanın hiçbir yerinde suç değildir, hiçbir ceza kanununda suç olarak nitelendirilemez. Dünyanın en masum, en meşru yöntemidir. Kişiler, insanlar kendi bedenlerini açlığa yatırıyorlar bir talep uğruna. Açlık grevinin kamu düzeniyle, suç ve ceza ilişkisiyle hiçbir şekilde ilgisi yoktur. İşte, ömrünü barışa adamış bu beyaz tülbentli annelerimize gerçekten bu zulmü reva görenler bunun hesabını verecektir ve emin olun, annelerimizin zılgıtlarıyla en güçlü yanıtı bugün de aldınız. Şunu unutmayın: Barış bu topraklara annelerimizin ısrarıyla, talepleriyle ve direngenliğiyle gelecek. Bu vesileyle bu baskını kınıyorum ve Hükûmetin bu acziyetini, bu çaresizliğini bütün Türkiye'ye de ilan etmek istiyorum. Bunu A Haberde, diğer kanallarda göremezsiniz, şu annenin yerde sürüklendiğini göremezsiniz çünkü orada yalan üzerine haberler bütün Türkiye'yi uyutmaya devam ediyor.

Evet, bugün bütçeyi konuşuyoruz. İlk başta söyleyeyim: Bu bütçe bir savaş bütçesidir. Bu bütçe vicdansız ve adaletsiz bir bütçedir. Eş genel başkanlarımız çok ayrıntılı bir şekilde açıkladılar. Vicdan ve adalet ölçülerinden yoksundur çünkü emekçi yerine sermayeyi, cinsiyet eşitliği yerine erkekliği, bilim yerine geriliği, çocuk, genç yerine cemaatleri, doğa yerine talanı ve barış yerine savaşı tesis etmeyi amaçlayan bir bütçeyle karşı karşıyayız. Deminden beri konuşmaların tümü aslında bunu açıkça ilan etmektedir.

Evet, gerçekten, burada yeni bir durum da var -çok yeni değil ama bu yıl ayyuka çıktı- iktidar yetkilileri hiç çekinmeden -"yürütme" demeyeceğim, burada AKP Grubu tarafından- yanlış ve yalanı gerçek ve hakikatmiş gibi, doğru ve gerçekmiş gibi anlatıyorlar. Buna ne diyelim, bilmiyorum ama yanlış kavramlarla, mesnetsiz kavramlarla bir yalan dünyası yaratılmış. Yani öyle bir yalan dünyası ki kendileri anlattıklarına neredeyse inanacaklar. Defalarca tekrar ederek bizim yaşadığımız gerçekleri bize farklı anlatmaya çalışıyorlar. Şimdi, nedir gerçekten? Yalan dünyasından her gün yeni haberler izliyoruz. Biz burada dinlerken diyoruz ki: "Ya, bu siyah." Bize siyaha "beyaz" dedirtmeye çalışıyorsunuz. Bu mümkün değil. Bu konuda herkes aynı yalanı tekrar ede ede, bütün kanallar her şeyi söyleye söyleye söylediğimiz hakikatler sanki yokmuş gibi davranılıyor.

Şimdi, iki bakanlık birleşti, kadının adı kaldırıldı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı oldu. Diyor ki Bütçe Komisyonunda: "43,4 milyar TL'ye çıkarıldı." Aslında bu nedir? Yoksullaşmanın itirafı. Yani burada itirafı ilk elden söyleyeyim: Bir kere, bu iktidar eliyle halk yoksullaştırıldı, hem yoksullaştırılıyor hem de "Yardım ediyoruz." diyor, bir lütuf gibi sunuluyor.

Yine, çocuklara ilişkin, Bakan diyor ki: "Kız çocuklarının okullaşma oranı arttı." Ya, bir de bize kız çocuklarının okula devam oranını söyleyin. Bu veriler de elimizde. Tabii ki devam oranları yok çünkü eve kapatma ve bu şekilde farklı bir politikanın zeminini büyütme olasılığı var.

Yine, Bakan, Komisyonda vahim bir itirafta daha bulundu, diyor ki: "90 bin işverene anket yaptık." İşverene yaptınız da işçiye ne yaptınız? İşçiye anket yaptınız mı? Asıl bu ülkenin büyük yükünü çeken işçilere anket yapmak yok.

Çevre ve Şehircilik Bakanı sit alanlarından söz ediyor. Sayın Bakanlar, Hasankeyf ne durumda? Emin olun, Moğol ordusu bile bu kadar büyük bir yıkım yapamamıştı oraya. Şimdi Danıştay durdurma kararı verdi Hasankeyf'le ilgili. Peki, oradan taşıdığınız, dinamitlerle zarar verdiğiniz tarih ne olacak? Hasankeyf'e ilişkin bugüne kadar söylenenlere kulaklarınızı tıkamıştınız.

Yine, İçişleri ve Sağlık Bakanlığı diyor ki: "Uyuşturucuyla mücadele ediyoruz." Gelin, sizinle beraber sivil kıyafetlerle bir ortaokulun önüne gidelim. Uyuşturucu kullanma yaşı ortaokula, ilkokula kadar indi. Her gün vatandaşlar bunu bize söylüyor. Şu anda ÇEMATEM'de 105 tane yatak var. Bunlar gerçekler.

Yine cinsiyetçi bir bütçeyle karşı karşıyayız. Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe olması bir yana, zaten bütçeyi erkekler yaptı. Bunu Bütçe Komisyonunda da söylemiştim. Plan ve Bütçe Komisyonunun, evet, 3 üyesi kadın. İçişleri Bakanlığında tanık oldum. Bir tek kadın arkadaş vardı, en arkada, en köşede oturuyordu. Şimdi erkeklerin yaptığı bir bütçede doğal olarak toplumsal cinsiyet, çocuk yararına bir hassasiyet olmuyor ve nitekim önümüzdeki bütçede de bunlar olmuyor. "Şekil esası belirler." deriz biz hukukçular. Evet, şekil önemlidir. Kadın duyarlılığıyla yaklaşmak için kadınların orada bulunması gerekiyor. Diğer rakamları zamanım olmadığı için veremiyorum.

Kadın haklarından söz edildi. Bizim 95 belediyede 48 kadın merkezimiz kapatıldı. Kadınlara sosyal, ekonomik, psikolojik danışmanlık yapan kadın merkezlerimiz kayyumlar tarafından kapatıldı ve bugün bize deniyor ki: "Kadın haklarına dair bir şey söylemeyin."

Evet, insanlar aç, insanlar işsiz, insanlar yoksul ama burada bütçe yapıyoruz. Kime yapıyoruz? Bir avuç ayrıcalıklı kesime yapıyoruz aslında. Burada vatandaş lehine kesinlikle bir bütçeden söz edemeyiz.

Diğer yandan şöyle de bir şey var: KHK'lere değinmeden geçemeyeceğim tabii ki. Sonsuz bir işsizlik hadisesi çıkardınız. "Ömür boyu işsiz kalacaksınız." diyorsunuz. Ölümü sürüklüyorsunuz. Buna "sosyal ölüm" demiştik. Evet, şu anda yüz binlerce insan ailesiyle beraber sosyal ölümle yüz yüze ve bunu da demokrasi adına, ilerleme adına yapıyorsunuz.

Gerçekten bütçede söyleyecek birçok şey var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla)- Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet, lütfen sözlerinizi tamamlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla)- Plan Bütçe Komisyonunda bunları dilimiz döndüğünce söyledik. Bu vicdansız ve adaletsiz savaş bütçesine, halktan yana olmayan, halka karşı olan bütçeye tabii ki olumlu oy vermeyeceğiz.

Son olarak şunu da söyleyeyim: Siz bizden daha çok Demirtaş demiyorsunuz. Ama şunu söyleyelim: Demin Eş Genel Başkanımız Sayın Pervin Buldan'a ve önceki dönem Eş Genel Başkanımız Demirtaş'a ilişkin söylediğiniz sözlerde yaranızı biliyoruz. Siz yetişemiyorsunuz onlara. Onlar gibi siyaset yapamıyorsunuz. Demirtaş kâbusunuz olmaya devam edecek. Bugün 14 tane "tweet" atmış. Lütfen o "tweet"leri bir okuyun, tekrar rüyalarınıza girsin. Siz Demirtaş'la ilgili ne yaptıysanız bunu halkın gönlünden alamadınız. HDP'yi zayıflatamadınız. Sizin derdiniz budur ve dert olmaya devam edecek.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)