| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 17 |
| Tarih: | 14.11.2018 |
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Aslında laf atma meselesine mutlak olarak karşı değilim. Yani üretken ve yaratıcı laf atmak gerçekten buradaki tartışmalara çok büyük renk katabilir, bize yeni kapılar açabilir. Konuyla ilgili olsun, mesela bilgi artıran, bilgiyi düzelten ve maddi bilgi hatalarını ortadan kaldıran laf atmalar olsun. Mantık zemininde olsun yani bir çelişkiyi, bir karşıtlığı ortaya koysun. Ama sahte akıl yürütme içermesin yani sofistçe olmasın, safsata olmasın. İyi olana yöneltsin, ahlaki olana yöneltsin, bir de estetik olsun yani estetiği içkin bir laf atma olsun. Ha, mizahı da katarsak gerçekten burada çok güzel şeyleri çok verimli bir şekilde konuşabiliriz.
Benim, şimdi güvenlik soruşturmasından geçemeyen hekim tabiplerin dört yüz elli gün beklemesi meselesi burada tartışıldı, neden olduğunu anlamam mümkün değil ama Komisyonda ne konuştuk? Pratisyen 75, âdeta kurban pazarlığı yapar gibi, uzman 125 olsun, olmasın... Burada anladık ki mesele güvenlik meselesi değil. Yani, 75 bini basan, 125 bini basan, eğer o şekilde çıksaydı yasa, zihninize geldiği şekilde, o zaman meselenin güvenlik meselesi olmadığını anlıyoruz arkadaşlar. Ben sizi zaten burada uyarmak istiyorum. Yani "köle" lafını ağır buldunuz. Doğru, ağır bir laf ama ben bir gerçeklikten bahsediyorum yani fidyeden bahsediyorum, özgürlüğün alınmasından bahsediyorum. Sizin kafanızda sanki her şeyin bir fiyatı var, dışarıdan böyle görünüyorsunuz.
Bakın, karşısına aldığı herhangi bir nesneye, bir insana, bir hayvana, dağa, taşa "Ben bundan kaç para çıkartabilirim." kafası kapitalist bir kafadır arkadaşlar. Aslında kapitalist kafanın zenginlikle doğrudan bir alakası da yoktur, amalesinizdir ama kafa kapitalist olabilir, milletvekilisinizdir ama kafa kapitalist olabilir. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından gülüşmeler)
Hayır, lütfen arkadaşlar...
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Arkadaşlarınız size gülüyor ama, anlamadık.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) - Mesela, güvenlik soruşturmasından geçemeyen anne, baba, çocuklar, kardeşler kamuya alınmıyor; sınavlardan, derslerden çıkartılıyor. Yani, bakın, bu şu demektir: Ben bir sivil ölüyüm -bunu siz tanımladınız, bu tanımı siz yaptınız- bu da sivil ölümün kefeni, siyah kefen, ben de bunu giydim "kabul" dedim koyduğunuz şartlarda ama siz, ana, babayı, kardeşleri ve çocukları, usulü ve füruyu içine kattığınız zaman artık sivil ölümden sivil soykırıma geçiyorsunuz, bunu anlamanızı istiyorum.
Bakıyoruz medyaya, yalan, iftira, tehdit, şantaj, rehin alma, linç, kriminalizasyon, insanları sabıkalı hâle getirme... Ya, dış görünüşünüz şöyle: Rönesans Dönemi'ne bir bakın, "desperado" maceracı bazı romantik akımlar var, kendi toplumlarını felakete sürüklemiş akımlar; hakikaten onlara benziyorsunuz, sizi o yüzden uyarmak istiyorum. Totaliter rejimlerin ideolojik ve bastırıcı bütün aygıtlarını kullanıyorsunuz.
Size bir doktor hikâyesi anlatıp ayrılacağım. Düşünün, bir hasta, cerraha geliyor, anlaşıyorlar, ameliyata alıyor ama ameliyatta narkozu verdikten sonra bu cerrah, ortopedik cerrah yanına bir sınıkçıyı alıyor, ehliyeti olmayan birini. Bu hastayı alıyorlar, ameliyat ederken sakatlıyorlar, hastanın başına iş açıyorlar. Tam hasta ölecekken aynı zamanda bunlar bir de para tartışmasına giriyorlar, ortaklık tartışmasına "Sen bu kadar alacaksın, ben bu kadar alacağım" ve hasta o arada oksijensiz kalıyor, gidiyor ama ameliyathaneye Allah'tan hastanın yakınları geliyor ve ilk yardım bilgileriyle hastayı kurtarıyorlar ama bir bakıyorlar ki o sınıkçı, cerrahı bisturiyle kovalıyor, parada anlaşamamışlar ve hasta yakınları o sınıkçıyı durduruyor, doktoru kurtarıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın Sayın İslam.
Buyurun.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) - Şimdi, hasta, sınıkçı ve hasta yakınları arasında olan bu hikâyede yani para anlaşmazlığı yüzünden o doktorun hayatını ve hastanın hayatını kurtaran bu hasta yakınlarını bir birlikte düşünün. Sizden şunu istiyorum: Bunların hangisi millet, hangisi FETÖ'yü de içeren o dinî topluluk, hangisi AK PARTİ?
Hepinize saygılarımı sunuyorum.
Sağ olun. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın İslam.