| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 17 |
| Tarih: | 14.11.2018 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz haftalarda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mızı her kesimden insanın sokakta kutladığını gördük. Maalesef, AKP döneminde bütün resmî bayramların yasaklandığını da hep beraber biliyoruz.
AKP, ilk kez, cumhuriyet kutlamalarını başkent dışında... Ankara'da kutlamadı. Ankara'da kutlanmamasının sebebini de biliyoruz.
Değerli milletvekilleri, örgütlü bir, Atatürk ve laik demokratik cumhuriyet düşmanlığıyla karşı karşıyayız. Niye Ankara'da kutlanmadı? Çünkü Ankara cumhuriyetin başkenti. Devletin her kademesinde Atatürk ve cumhuriyeti savunan insanların tasfiye edildiğini biliyoruz. Yine, cumhuriyet değerlerini savunan insanların mülakatlarda devlete sokulmadığını da biliyoruz ama her gün Atatürk'e, cumhuriyete küfredildiğini de görüyoruz. Bu küfreden insanların AKP tarafından ödüllendirildiğini ibretle izliyoruz. Atatürk düşmanlığının âdeta kamuda yükselmenin, itibar görmenin ve de para kazanmanın bir yolu olduğundan hiç kuşkumuz yok. Bir gün bir öğretmen paylaşımında Atatürk'e "şeytan" diyebiliyor, diğer bir başka gün gazeteci olduğu iddia edilen ve her devrin uşağı olan bir alçak tarafından 10 Kasımda genelevin açık olup olmadığı yazılabiliyor. Hükûmetin kollayıp AKP'li belediyelerin kadrolu olarak konuşmacı yaptığı Süleyman Yeşilyurt gibi meczuplar Atatürk'ün manevi kızına Çankaya'nın gayrimeşru eşi olduğunu söyleyebiliyor. Yine saray sofrasında oturan bir başka kişi, Atatürk'ün annesinin namusuna dil uzatabiliyor.
Bunları uzatmak mümkün ancak geçtiğimiz 9 Kasımda, Atatürk'ün tam ölüm yıldönümüne rastlayan günde, Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda oturan bir zat basın bülteni göndererek bir fotoğraf paylaştı. O fotoğraf tarihe geçecek bir fotoğraf çünkü o koltukta oturan zat... Bu fotoğraf tarihe geçecek ve hafızalara kazındı. Kim bu? "Keşke Yunan galip gelseydi." "Vasiyetimdir, Mustafa Kemal'e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin." "10 Kasımda 9.05'te kenefe gidin." "Atatürk heykellerinin köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceğimiz günler yakındır." diyen bir meczubu, bir Atatürk düşmanını Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ziyarete gitti. Gelen tepkiler üzerine, bunun insani bir ziyaret olduğunu söyledi.
Devletin verdiği cüppe ve sarıkla özel bir ziyarete gidilmediğini herkesten iyi Ali Erbaş bilir. Bu, açıkça utanmazlıktır. Bu, Atatürk'e karşı yapılmış büyük bir terbiyesizliktir. Diyanet İşleri Başkanı derhâl istifa etmelidir. Herkes bilsin ki Ali Erbaş bu saatten sonra Atatürk'ü seven, cumhuriyete inanan hiçbir insanın Diyanet İşleri Başkanı değildir, ona da saygı göstermediğimizi, onu tanımadığımızı bütün Türkiye'nin de bilmesini istiyoruz. Atatürk'e hakaret eden birine saygı gösteren, önünde diz çöken birine ne yapılır, onu da siz takdir edin.
Bu konuyla ilgili AKP'nin tutumunu ibretle izliyoruz ve üzülerek söylemek isteriz ki bunu onaylayan bir tutum içerisinde açıklamaları da görüyoruz. Yine, bu AKP'den aldığı güçle bu meczup "Rejimi, şeriattı gâvurluk yaptı." diyor, AKP'den aldığı güçle.
Değerli milletvekilleri, Atatürk'ün aynı kanunla kurmuş olduğu yani hem Diyanet İşleri hem Genelkurmay Başkanlığı kanunla kuruluyor, Genelkurmay Başkanı, şu anda Millî Savunma Bakanlığı koltuğunda oturan zatımuhterem de Atatürk'ün kızına laf söyleyen bir köşe yazarı müsveddesine ziyarete gidebiliyor, nezle olduğu için ziyarete gidebiliyor. Bu, Atatürk'ün koltuğunda oturan Genelkurmay Başkanı, eski Genelkurmay Başkanı, Mehtap Yılmaz'ı hastanede ziyaret ediyor. Herkes bilsin ki bu ziyaretler tesadüfen yapılmış bir ziyaret değildir. Atatürk'ün kurduğu kurumun başındaki zatlar, Atatürk'e küfreden insanları bilinçli bir şekilde, organize bir şekilde ziyaret etmekte.
Konuşmamın başında söyledim, organize bir Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığıyla karşı karşıyayız. Andımız tartışması aynı şekilde. Andımız'da itiraz edilen şey ne ırkçılık ne başka bir şey, orada geçen Atatürk ismi. Yine İş Bankası tartışmasında amaç CHP değil, amaç Atatürk'ün mirasıdır. Yapılmak istenen şey, organize bir şekilde yapılmak istenen şey Atatürk'ün mirasını yok etmektir.
Hiç kuşkusuz en büyük mirası Atatürk'ün cumhuriyettir, laik demokratik cumhuriyettir. Yaşadığımız coğrafyaya bir bakınca, cumhuriyet, ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bize her gün gösteriyor. Her gün bir kez daha görüyoruz ki cumhuriyet hepimiz açısından, bu ülkede yaşayan herkes açısından hava kadar, su kadar önemlidir.
Değerli arkadaşlar, her şeye rağmen, AKP'ye rağmen...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin Sayın Ağbaba.
Buyurun.
VELİ AĞBABA (Devamla) - ...Türkiye hâlâ diğer Müslüman ülkelerden üstün gözüküyor. Bir bakın örnek alınan ülkelere, yukarıdan bakın; Pakistan'a, Afganistan'a, Bangladeş'e, İran'a, Irak'a, Suriye'ye, Libya'ya, Suudi Arabistan'a, Yemen'e, Tunus'a bir bakın; hepsinde kan var, göz yaşı var, yoksulluk var; bir de Türkiye'ye bakın. Bunu herkes bilsin ki Türkiye Suriye değilse, Irak değilse, insanlar mezhebinden dolayı katledilmiyorsa, kızlarımız köle pazarında cariye gibi satılmıyorsa bunu laik demokratik cumhuriyete borçluyuz; bunu, sizin her gün küfrettiğiniz, "iki ayyaş" dediğiniz, bu toprakların yetiştirmiş olduğu en büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'e borçluyuz.
Ben bu Atatürk düşmanlığı karşısında toplumun göstermiş olduğu tepkinin çok önemli olduğunu bir kez daha yinelemek istiyorum. AKP'nin de bu konudaki tavrını merak ettiğimizi, duymak istediğimizi... Bu meczuba yapılan ziyaretin ne anlama geldiğini merak ediyoruz. Sarayın sofrasında oturan bu soytarıya neler söylediklerini de bilmek istiyoruz.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Ağbaba.