GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:17
Tarih:14.11.2018

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 5'inci maddeye geçmeden önce, bugün 7'nci gün, Hakkâri milletvekilimiz süresiz dönüşümsüz açlık grevinde, Diyarbakır E-Tipi Cezaevinde tutuluyor ve talebi tümüyle hukuk çerçevesindedir, tecridin son bulması, hukukun geçerli olması yönündedir. Bu konuda Meclisin de kendi milletvekiline sahip çıkması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

5'inci maddeye gelince, gerçekten, iki haftadır 5'inci maddeyle ilgili hem Türkiye kamuoyunda hem dünya kamuoyunda ve TTB'nin, Tabipler Odasının inanılmaz bir çabası, tepkisi ve kamuoyunun demokratik güçlü bir muhalefeti oldu. Biz Komisyonda da aralıksız üç gün bu konuyu tartıştık aslında ve gelinen aşamada, maalesef, madde tümüyle çekilmedi. Bir iki olumlu düzenleme olmakla birlikte, güvenlik soruşturmasına takılan genç hekimlerin dört yüz elli gün boyunca beklemesine ve dört yüz elli gün sonunda sadece özel sağlık kuruluşlarında çalışmasına ilişkin iktidar partisi önerge verdi.

Evet, gerçekten, güvenlik soruşturması nedir diye öncelikle sormak gerekir. Aslında güvenlik soruşturması OHAL'in getirdiği bir KHK'yle gelmiştir. 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 74'üncü maddesiyle güvenlik soruşturması geldi ve biz OHAL süreklileşti derken tam da bunu söylüyoruz. Güvenlik soruşturması hukuk dışıdır, Anayasa'ya aykırıdır ve kesinlikle kabul edilebilir bir ölçü barındırmamaktadır.

Peki, güvenlik soruşturmasının dayanağı nedir yani ne yapılır güvenlik soruşturmasında? Güvenlik soruşturmasında, normalde, aranıp aranmadığı, kolluk kuvvetleriyle ilgili adli sicil kaydı, sınırlama... Yani uzun olduğu için, sürem yetmiyor, bunları sayamıyorum. Yine arşiv araştırması da somut veriler içermektedir aslında yasaya göre. Fakat şu anda güvenlik soruşturması neye göre yapılıyor? Tümüyle subjektif, keyfî ve iktidardan yana olmadığı düşünülen herkes bu güvenlik soruşturmasına takılıyor.

Sadece 2 örnek vereceğim değerli milletvekilleri. Bir tanesinde "Şahıs hakkında hiçbir bilgiye rastlanılmamakla birlikte, annesinin 2013-2014 yıllarında PDY/FETÖ'ye müzahir şirkette aşçı olarak SGK kaydının bulunduğu..." -dikkatinizi çekerim, aşçı olarak- deniyor.

Başka bir örnek: Yine kendisi hakkında bir bilgi yok ama "1996 yılında -tarihe dikkatinizi çekmek istiyorum- PKK terör örgütünün siyasi uzantısı olan partiye üye olduğu..." Zaten bu, baştan sona kabul edilemez bir tanımlama. Babasının, abisinin üyeliği, bir siyasal partiye, demokratik bir partiye üyeliği güvenlik soruşturması olarak... Bunlar ekran kayıtlarıdır, gizli bilgilerdir ama bunu edindik. Bunlar subjektif veriler.

Şimdi, burada bu maddeyle ne amaçlanıyor? Tam açmak istersem, bir kere, lisede üniversitelerin tıp fakültesi bölümünü tercih etmek isteyenlere, tıp fakültesinde okuyanlara ve genç hekimlere şöyle bir tehdit yapılıyor: "Aman ha dikkat edin; iktidardan yana olmak zorundasınız. Eğer olmazsanız biz sizi kamuda çalıştırmayacağız." demek istiyor. Kamuda ömür boyu zaten çalışma yasağı konuluyor bunlara ve bu, sadece şu anki genç hekimlere değil, tıp fakültesine girmeyi düşünen ve tıp fakültesinde okuyan öğrencilere yönelik de çok ciddi bir tehdittir.

Şimdi, kanuna göre, otuz gün ve altmış günlük süreler var; otuz gün arşiv soruşturması, altmış gün güvenlik soruşturması. Bu sürelere kati surette uyulmuyor. Bir yıla yakındır atanmayı bekleyen genç doktorlar var, kendilerine hiçbir bilgi verilmiyor. Bu yasalaşırsa, bu genç doktorlar bu bir yılın üstüne bir de dört yüz elli gün daha mesleklerini icra edemeyecekler.

Başka çok önemli bir konu, TUS sınavı ve eğitim hakkı değerli arkadaşlar. Anayasa 42'ye göre, eğitim hakkı tartışılmazdır. Hepimiz biliyoruz ki doktorlar pratisyen hekim olarak ömürlerini sürdürmek istemezler, bir dalda uzmanlık yapmak isterler ve TUS sınavı onlar için hayati önemdedir. Bu madde yasalaştığı takdirde, TUS sınavını kazansalar bile -girmelerinin önünde hiçbir engel yok ama- hiçbir üniversitede araştırma görevlisi olamayacaklar, uzmanlık yapamayacaklar, o akademik unvanlara kavuşamayacaklar. Yani hekimleri pratisyenliğe mahkûm ediyoruz, özelde çalışmaya mahkûm ediyoruz ve özel hastanelerin bu genç hekimleri hangi koşullarda çalıştırma ihtimalini de takdirinize sunmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Evet, gerçekten bu madde hiçbir yönüyle kabul edilemez. Güvenlik soruşturması dediğimiz şey, aslında, 15 Temmuz bahanesiyle KHK'yle düzenlenen ucube, garabet bir maddeye dayanıyor. Biz zaten güvenlik soruşturması mantığına karşıyız. Ama diyelim ki bir an için yapılsa bile bu, kişiye bağlı bir şeydir. Kişi hakkında bir dava yok, bir suç yok, bir soruşturma yok, bir Emniyet kaydı yok, hiçbir arşiv kaydı yok, hiçbir şey yok. Yani devlet diyor ki: "Ben seni yargılayamam, ben seni soruşturamam ama benim senin hakkında bir kanaatim var; senin annen, senin baban, senin kardeşin şurada burada üye ya da aşçı ya da SGK'lı, ben seni doktor yapmıyorum." Bu hiçbir vicdana, hiçbir etiğe, hiçbir adalet ilkesine ve hiçbir hukuk ilkesine dayanmaz. Bu nedenle, gelin, bu yapılan olumlu düzenlemeye bir ek daha yapalım ve bu maddeyi gerçekten geri çekelim. Bu kadar doktor ihtiyacının olduğu, bu kadar ciddi bir meslekte...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bağlayın Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yani bir rakam vereyim. Şu anda Türkiye'de ciddi bir hekim açığı vardır, bunu da dikkate alın; 100 bin kişiye 179 hekim düşüyor, oysa OECD ülkelerinde bu rakam 100 bin kişiye 339 hekim biçimindedir ve buna rağmen şu anda hekimler göreve başlatılmıyor, KHK'yle ihraç edilmişler ve üstelik biz bu hekimlere, hem de gencecik çocuklara, lise çağındaki çocuklara doktorluğu sevdirmek yerine, teşvik etmek yerine uzaklaştırıyoruz. Tıp fakültesi öğrencilerinin kâbusu olacak bir maddeye imza atmayalım. Hepimizin burada, çocuğu olmayabilir ama bir şekilde kardeşi, eşinin kardeşi, çocuğu, yakınları ya da herhangi bir genç, hiç önemli değil bu... Bu meslek aşkını ya da eğitim hakkını ortadan kaldırmaya bizim hakkımız yok. Halk bize oy verirken onların haklarını korumamız için verdi. Onların eğitim hakkını, yaşam hakkını ortadan kaldıracak imzalara "Hayır." dememiz lazım.

Hepinizi vicdana ve adalete davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Danış Beştaş.