| Konu: | Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 17 |
| Tarih: | 14.11.2018 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; getirilen kanun teklifinin 1'inci maddesinde "kurum ve kuruluşlar" ibaresi yerine "kamu kurum ve kuruluşları" denilerek, Komisyonda değişiklik yapılarak bunu kamu kuruluşlarından ibaret şekilde değiştirilmesi olumlu bir yaklaşım olmuştur.
Madde 21'de sağlıkta şiddetle ilgili düzenleme yapılacağı algısı oluşturulmuş ancak getirilen düzenleme sadece bir şiddet vakası hâlinde, buradaki ifade almanın hastanede yapılacağına dair küçük bir değişiklik yapılarak bu geçiştirilmeye çalışılmıştır. Bunun bizim, bahsettiğimiz sağlıkta şiddetin önlenmesiyle hiç alakası yoktur. Bu konuda bizim, milletvekilleri olarak ayrıca verdiğimiz sağlıkta şiddetin önlenmesine dair yasa teklifine hem iktidarın hem de muhalefet partilerinin desteğini bekliyorum.
Şimdi, asıl mevzu nihayet 5'inci madde, garabet olan 5'inci madde. Değerli arkadaşlarım, 2010 yılında bir referandum yaptınız ve sizleri uyardık, dedik ki: "Bu referandumdaki birkaç madde özellikle FETÖ'ye hizmet eder." Ve buradaki iki tane madde nedeniyle FETÖ yargıya sızdı ve daha sonra gelinen süreci yaşadık. Şimdi sizi yine uyarıyorum. Bu 5'inci madde bir bakıma FETÖ'yle yapıldığı söylenen mücadeleyi sulandırmaya, yeni mağduriyetler üzerinden masumiyet yaratmaya adaydır. Bu madde bu hâliyle -FETÖ'yle mücadeleye değil- bizzat FETÖ'ye hizmet etmektedir. Bizim suçluyla bir işimiz yok. Yani zaten suçlu olanın dışarıda işi ne? Suçlu olan cezasını çeksin. Bu 5'inci maddedeki yetersiz ve geçersiz hukuki deliller... Daha önceden bu delillerle kamudan atılan arkadaşlarımız şimdi de özel sağlık kuruluşlarından atılmak isteniyor. Bu düzenlemede terör örgütleriyle irtibat ve iltisak kriterlerinin ne olduğu da açık değil. Bu insanların yakınlarının mahkeme kararıyla kesinleşmemiş suçlamaları da dâhil hiç alakası olmayan hekim arkadaşlarımıza irtibat suçlaması yapılabiliyor. 15 Temmuz sonrasında Efkan Ala söylemişti, hatırlarsınız, 81 Emniyet müdüründen 74'ünün terör örgütüyle ilişkili olduğu ifade edilmişti. Şimdi düşünün, şu vahamete bir bakın, 74 Emniyet müdürü, onun polisleri ve istihbarat elemanlarının tamamen istihbari faaliyette söyledikleriyle bu insanları suçluyorsunuz. Güvenlik soruşturmalarının altyapısının özellikle ilk dönemlerde yanlış kurgulandığı da ortaya çıktı daha sonra. Neden? Aynı kurum içerisinde geçimsizlik ve sahibi belli olmayan ihbarlar; yine, geçerli bir kanıt olmadan bilgi kirliliğiyle sulandırma amaçlı bizzat FETÖ tarafından dezenformasyonlar; yine, geçerli bir kanıtı olduğu konusunda derin şüphe olan bazı haberleşme ve mesajlaşma unsurlarının akıllı telefonlara yüklenebildiği, ortak IP'yle hiç alakasız insanların suçlama altına alındığı daha sonraki gelişen süreçte görülmüştür.
Arkadaşlar, bir hekim kolay yetişmiyor. Ben de bir hekim olarak söylüyorum: 30 yaşından aşağı yetişemiyoruz ve bizim en güzel yıllarımız 18-30 yaş arasında okullarda geçiyor. Ve nihayet bir diploma sahibi oluyorsunuz, evleneceksiniz, çocuk sahibi olacaksınız, yuva kuracaksınız ve gelecekle ilgili bütün planlarınızı, projelerinizi, kazanımlarınızı ondan sonraya planlayacaksınız. Şimdi, siz tam bu çağda bu insanların önüne yine hiç hukuksuz, kesin kanıt olmayan şeylerle hayatla bunların arasına yeniden bir engel koyuyorsunuz. Siz bu insanlara "Eşinle, çocuğunla aç kal, sefil kal, ağaç kabuğu ye, âdeta öl." diyorsunuz. Yeni sosyal yaralar açmaya namzetsiniz. Öte yandan, FETÖ'nün bizatihi kendisiyle boy boy resimler alanlar, methiye düzenler, devletin içine bu kadar sirayet etmesine neden olan insanlar milletvekili yapılıyor, genel müdür, büyükelçi yapılıyor; FETÖ toplantılarına katılanlar Diyanet İşleri Başkanı yapılıyor, onlar da gidiyor Yunan hayranı, Atatürk düşmanı birilerini onore etmekle meşgul oluyor. Bu insanlar bedel ödemiyor ama alakasız insanlara bedel çıkarıyorsunuz. Aslında olan şudur: Birlikte yol almışlığınızdan ötürü, gelinen süreçte kendi payınıza düşeni de bu insanlara atıyorsunuz. Teklifin altında imzası olan milletvekilinin FETÖ'yle resmi var ama bu 5'inci maddeden etkilenecek insanlar hayatında FETÖ'yü hiç görmemişler, onunla hiçbir irtibatları yok.
Sağlıkta mecburi hizmet meselesine de taktım. Mecburi hizmet, sağlıkta hizmetin devamlılığı için, gelişmişlik düzeyi geri kalan bölgelerde hizmet devamlılığı için konulmuştur. Buradaki süreyi siz nasıl hizmet etmeme süresi olarak yaratıyorsunuz? Burada da tarihe geçeceksiniz. Bunu da buradan söylüyorum.
Bu teklif buraya geldiğinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın lütfen.
Buyurun.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, İslam dini sadece ibadet değildir, aynı zamanda adalettir." Hak, hukuk, adalet" dedik, İstanbul'a kadar yürüdük ama size yine anlatamadık. "Allah" demek aynı zamanda "adalet" demektir. O yüzden, hak, hukuk, Allah Allah diyorum, belki böyle anlarsınız. Bu işe siyasi bakmayalım, insani bakalım, ben insani bakıyorum.
Buradan, yine bir Ordulu olan Komisyon Başkanı Milletvekiline ve AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'a -yine bir Ordulu vekile- sesleniyorum: Bu 5'inci maddeyi geri çekin ve bu Ordu Sağlık Müdürünü de geri çekin ve ona destek verip şemsiye olan, bütün o olumsuz uygulamalarına, bir sürü ihalede fesada kol kanat geren bürokratları da geri çekin. Ordu'nun da ülkenin de sağlığını daha fazla bozmayın.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)