| Konu: | Tokat Milletvekili Özlem Zengin'in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Cumartesi Annelerinin yaşadıklarına ve Manisa Milletvekili İsmail Bilen'in 3 sıra sayılı Karma Komisyon Raporu üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 13 |
| Tarih: | 01.11.2018 |
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, tabii, ben özellikle polemikten uzak durmaya çalıştım. Bir hak arama yolundan haberdar olunmasının, sonuç alınmasının, alınabilecek olmasının teşvik edilmesi lazım. Bu açıdan baktım ama ne dediğimizi de biliyoruz. Özellikle, ombudsmanların "akbudsman" olarak atandıklarını söyledikten sonra artık benim bunu mesele etmediğimi söylemek biraz haksızlık oldu.
Ama esas söyleyeceğim şu: Cumartesi Anneleri konusunda eğer illegal örgütler, illegal örgüt propagandası, bilmem nesi falan, GBT'si kötü birisi var da onlar orada gidip eylem meylem yapıyorlarsa devlet kendini sorgulasın ama bizim bildiğimiz, şahit olduğumuz bir şey var. Bir cumartesi benimle birlikte gelin, orada gözü yaşlı anneler, eşler, çocuklar, annesinin karnında babasını kaybetmiş ama büyümüş, 20 yaşına gelmiş ağlayan kızcağızlar var orada. Meseleyi oturduğumuz yerden böyle vatandaşı da yanıltacak bir şekilde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Özgür Bey, benim hayatım eylemle geçti, gider bakarız yani.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ben size demedim, ben Cumartesi Anneleri meselesini...
BAŞKAN - Açalım mikrofonu.
Müdahale etmeyelim arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İkinci mesele, yine, değerli Manisa milletvekilimizin kürsüden konuştuğu şeylere cevaben, Gezi olaylarıyla ilgili ortaya koyduğunuz temel yargıyı ve sahip olduğunuz algıyı sonuna kadar reddediyoruz. Gezi olayları bir çevre duyarlılığıyla ortaya çıktı, yapılmaya çalışılan işe karşı Taksim Platformu aylarca uyardı, o gece o işi çatışmaya dönüştürüp bir sosyal patlamaya sebebiyet verenler de şimdi FETÖ'den yargılandılar; onları siz atamıştınız, meseleyi kriminalize eden sizin bürokratlarınızdı, barışçıl bir eylemi çarpıttılar.
Şimdi size bir şey söyleyeyim. Birileri Dolmabahçe Sarayı'nı basmaya kalksa bir ceza alırlardı o işten, sizin mahkemeleriniz yargıladı. Ben Dolmabahçe Sarayı'nı basmaktan ceza alan kimseyi bilmediğim gibi bakın, daha neyi bilmiyorum: Üstü çıplak, altı deri pantolonlu 50 kişi başörtülü bacımıza saldırdı, pusetteki çocuğu da perişan, ağlıyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, son kez ben de rica ediyorum.
BAŞKAN - Açalım arkadaşlar.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bunu biri anlattı, Cumhurbaşkanı "İzledim, cuma günü görüntüleri paylaşacağım." dedi. Yandaş birkaç gazeteci bulundu, "İzlerken ürperdim." dedi. Bunun tamamen kurgu ve yalan olduğu ortaya çıktı. Allah'ın kulu çıkamıyor, varsa da çıkıp da o görüntüyü, bugüne kadar göstermediğiniz görüntüyü gösterirseniz ben burada milletvekilliğini bırakacağım; bak bu kadar söylüyorum, bu kadar net. Ama Dolmabahçe imamına yaptığınız baskılar... "Allah'ın evine kaçtılar. İçeri girdiler, hiç kötü bir davranış yok. İçki içtiler mi? İçmediler. Birisi getirmiş, kutuyu koydu, fotoğraf çekti gitti." şeklinde ifade verdi diye Dolmabahçe imamını sürgün ettiniz siz. Gezi meselesindeki olguyu bilmiyorsunuz, yarattığınız veya inandığınız algının gerçekle ilgisi yoktur. Orada bunları konuşmak haksızlıktır, vicdansızlıktır ve ayıp etmektir.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)