GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 701 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (1/4) ile İçtüzük'ün 128'inci Maddesine Göre Doğrudan Gündeme Alınmasına İlişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Tezkeresi münasebetiyle
Yasama Yılı:2
Birleşim:12
Tarih:31.10.2018

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Biz bu oyunları, bu taktikleri, geçmişten edinilmiş tecrübelerle kurulan bu kumpasları biliriz, bunlara da pabuç bırakmayız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bugün, ülkenin Anayasası'nı değiştirdiğiniz, özgürlüklerini askıya aldığınız, geriye götürdüğünüz, rejimine kastettiğiniz iki yıllık bir ara rejimin son KHK'sini görüşüyoruz. İki yıllık ara rejim sona erdi ama KHK'nin son olması, olağanüstü hâlin sona erdiğini ispatlamıyor çünkü olağanüstü hâlin ismini kaldırdınız ama cismi ortada duruyor. Bunu İçişleri Komisyonuna sevk ettiğiniz ve başka ülkelerdeki birkaç kötü örneği de kendinize dayanak teşkil ettiğiniz, Anayasa Mahkemesinde yarattığınız sindirmeye güvendiğiniz o OHAL hükmündeki kanunla sağladınız zaten. Adı gitti, kendisi kaldı ama biz, OHAL'in sözüne değil, özüne karşıyız. O yüzden de tüm hatiplerimiz kanun dışılıklara, Anayasa ihlallerine vurgular yaptı.

15 Temmuzda bir uzlaşı vardı, bunu biraz önce Ramazan Can da anlattı, bu işin kitabını yazmış olanlar da. O geceyi, hem de sadece üç partiyi değil, ortalıktaki karışıklık, bir başka yerden buraya gelmedeki engelden dolayı irtibat kuran o günkü dördüncü partiyi de kastederek, 16 Temmuz oturumunda da hakkını herkes teslim ediyor ama 20 Temmuza gelindiğinde, 15 Temmuz ile 20 Temmuz arasında biz burada tebrikleri kabul ettik darbeye karşı dik duruşumuz ve ortaya koyduğumuz iradeden...

Arkadaşlar, kimse kimseyi kandırmasın, bütün askerî darbeler, muhatabı olan iktidara doğru yapılır ama döner dünya ve ülke kamuoyu, başta ana muhalefet, muhalefet partilerinin gözünün içine bakar. On altı yıldır tarafına düşman hukuku uygulanmış ama sıkışıldığında aynı gemide olunduğu akla gelmiş bir muhalefet partisinin temsilcisi olarak oradan çıkıp "Yeniden seçimler yapılana ve demokratik yoldan iktidar değişene kadar ana muhalefet görevimizin farkındayız, sahibiyiz, seçilmiş iktidarın ve Meclisin arkasındayız." diyebilmek, darbenin belini kıran birçok unsurun yanında hiç azımsanmayacak bir çıkıştır. 15 Temmuzdaki bu yaklaşımı sadece CHP değil, bugün derin ayrılıklar içinde olduğumuz MHP de, ertesi gün gelip imza koyan HDP de söyledi ve dedik ki: "Bu darbe girişimini yapanların hep birlikte canını okuyalım." Ama 20 Temmuz günü, dönemin Başbakanı şimdiki Meclis Başkanımızdan, Sayın Genel Başkanım bir telefon aldı: "Biz OHAL ilan ediyoruz, destek verir misiniz?" Genel Başkan dedi ki: "OHAL ilanı, eğer Meclisin bir kısmı darbecilerle enfekte olsaydı..." OHAL ilan etmek ne demek? Meclisin yasama yetkisini alıp, geçici ve olağanüstü bir süre için yürütme organına vermek demek. Oysa Mecliste darbeyi destekleyen yok. Varmış, o da sizin içinizdeydi, herhâlde bu dönem ayıkladınız ama diğer partilerden çıkmadı. (CHP sıralarından alkışlar)

Ama bir gerçek var. Biz dedik ki "Meclis darbecilerle enfekte olmadıktan sonra, Meclisin yasama tekeline el atmayın kardeşim, gelin mücadeleyi birlikte yapalım." Dinlemediniz, OHAL'i ilan ettiniz. OHAL ilanı televizyonlarda geçerken gazeteciler sordu, partinin grup başkan vekili, sözcülerinden bir tanesi olarak dedim ki: "En basit deyimle, yasama Meclisine, Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı yapılmış siyasi bir nankörlüktür, dört gün önceki tavrı görmezden gelmektir." Ve 15 Temmuzu 16 Temmuza bağlayan gece "Bu, Allah'ın bir lütfudur bize." diyenlerin, o darbeyi araçsallaştırarak o lütuftan kendi siyasi darbelerini yapmaya çalıştıklarını, kendi sivil darbelerini yapmaya çalıştıklarını hepimiz gördük. Sırf biz mi gördük? Tarafsız kuruluşlar, uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin bağımsız ama demokrasisini ölçen, o konuda konuşan, konuşması gereken, konuştukça sizi meşrulaştıracak, iktidarınızı meşrulaştıracak herkes, OHAL'in istismar edildiğini, kötüye kullanıldığını gördü.

Burada önemli bir kilometre taşının daha altını çizmek durumundayız. İki üyesi, evet, FETÖ'cüdür ama usulüne uygun olmayarak derdest edilen -ve edilmelidir, cezaevine gitmelidir ayrı konu ama- atamasını Abdullah Gül'ün, bir gün bilmem ne bakanlığında tutup da AYM'ye yaptığı o kişileri derdest edişiniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özel, devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - ...AYM'nin diğer üyelerine şu sopayı gösterdi: "Bak kardeşim, bu OHAL yetkisinde bizim dediğimizin dışında bir karar alırsan seni de FETÖ'cü ilan ederim, baban da seni kurtaramaz, torunların da hâline ağlayarak ölür." Ve o durumda AYM, size teslim oldu, hiçbir hukukçunun kabul etmeyeceği bir şey dedi: "Siz bunun zarfına OHAL KHK'si diyorsanız içine ne koyarsanız koyun, ben bakmayacağım." Bu, alınabilecek en korkunç hukuki karardı ve bakmadılar. Siz, elde ettiğiniz bu istismar olanağıyla bazen zaman yokluğundan en iyi niyetli biçimde kar lastiği kullanma zorunluluğunu, bazen rektör ataması... Bu Meclisten geçirememiştiniz, rektör seçimle göreve geliyordu ama tek adam rejimine mahsus bir yöntemle rektörlerin tek kişi tarafından atanmasını, bazen de popülizm olsun diye taşeron uygulamasını dahi OHAL KHK'leriyle yaptınız ve Anayasa Mahkemesi, içinin OHAL'le alakalı olmadığını bile bile, Anayasa takır takır yazarken "OHAL, konusuyla, süresiyle sınırlıdır."ı, incelemedi ve size o istismar alanını açtı. O günden bugüne kadar OHAL'deki bu siyasi şımarıklık ve Anayasa Mahkemesinin önünüzde açtığı engin hukuksuzluk alanı içinde -bazı ülkelerin anayasalarında yasakladığı- Anayasa değişikliği referandumunu dahi OHAL'de yaptınız.

OHAL "Millî beka meselesiydi, terk edilemezdi, dünyanın en büyük terör örgütüyle mücadeleydi" ama referandum ve seçim olur olmaz OHAL'den vazgeçtiniz. OHAL, milletin bekası için değil, AK PARTİ'nin rejime kasteden Anayasa değişikliğini ve ardından gelen seçimi -öncesinde, sırasında ve sonrasında- sınırsız eşitsizlik ve hukuksuzluk içinde yapmak için lazımdı size. Siz de tam olarak onu yaptınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

Bugün gelinen noktada savunduğunuz OHAL ara rejimi... Allah bir daha göstermesin, Mehmet Akif'in dediği gibi, Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın; Allah, bu Parlamentoya bir daha olağanüstü hâl ilan ettirmesin. Ettirmesin ama hak edilmediği hâlde bu Parlamentonun yasama yetkisini istismarcı bir anlayışla ele alıp kendi tek adam rejimini kuranların, bu demokrasiyi, elde ettikleri, fırsat bularak geldikleri, önlerinde buldukları bu demokrasiyi istismar edip geriye götürdüğü, rejime kastettiği, yeminine aykırı davrandığı ve şu anda da zulmüne kılıf olarak kullandığı bu demokrasiyi, demokrasiyi gerileteceklere istismar ettirmesin, bir daha onları bu yollarla başımıza getirip darbecilerin yaptıklarından ileri bir sivil darbeyi bir daha yaptırmasın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)