| Konu: | Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 2 |
| Birleşim: | 5 |
| Tarih: | 09.10.2018 |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
İç Tüzük'le ilgili görüşlerimi ifade etmeden önce son polemikle ilgili birkaç konuya değinmek isterim. Sayın Akbaşoğlu'nu dinleyince sanki Sayın Cumhurbaşkanı kaçak sarayın tapusunu üstüne almıyor diye rahat etmemiz gerektiğini düşünür oldum. Yani elbette ki Sayın Cumhurbaşkanı kaçak sarayı üstüne tapu yapacak noktada değil ama bizi rahatsız eden, onun kaç liraya mal olduğunu bilemiyor oluşumuz, orada ne kadar para harcandığını bilemiyor oluşumuz, Sayıştayın dahi orayı ayrıntılı denetleyemediğinden rahatsız oluşumuz; halk yoksulluk içerisinde, yokluk içerisinde kıvranırken orada "ejder meyveli smoothie" yeniliyor olmasından dolayı rahatsızız. Dolayısıyla bunlar olmadan bizim o sarayla ilgili sorunlarımız bitmeyecek ve bu anlamda da bunu her defasında buraya getirmeye devam edeceğiz.
Sayın Özkaya'yı dinleyince iyice şaşırdım, anlıyor durumun zorluğunu yani sıkıntılı bir durum var, destek almak için gerilere gidiyor, tarihe gidiyor; "Padişahların da saraylar mülkiyetinde değildi." diyor. Sayın Özkaya, Osmanlı'da zaten mülkiyet yoktu, her şey padişahındı, mülk padişahındı; mülkiyet kavramı son yüz, yüz elli yılın meselesidir. Dolayısıyla oralardan destek alamazsınız. Orası kaçak saraydır, hukuksuz yapılmıştır ve bu Meclisin, bizim, Türk milletinin ve halkımızın orada ne harcandığını mutlaka biliyor olması gerekir; bunun takipçisi olacağız bir defa. (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, biz buraya niye geldik değerli arkadaşlar? Çok kısa geçmişine bakalım meselenin: Gayrimeşru bir Anayasa değişikliği var, bütün kuvvetleri tek elde toplayan bir Anayasa değişikliği ve Anayasa değişikliğinin olağanüstü hâl koşullarında ve olağanüstü antidemokratik uygulamalarla geçirildiği bir düzen, hatta geçirilip geçirilmediği bile tartışmalı, gayrimeşru ve YSK'nın kendi hukukunu dahi çiğnediği bir Anayasa değişikliği.
Geldik, şimdi Anayasa'ya İç Tüzük'ü uydurmak gerekiyor. Elbette ki biz burada "Komisyon olmasın, tabii ki 600 milletvekili olsun, tabii ki işte ona uygun teknik düzenlemeler yapılsın diyoruz ama buradan asla ve kata bizim bu gayrimeşru anayasa değişikliğine onay verdiğimiz, razı olduğumuz ve önümüzdeki dönemde de demokratik parlamenter rejimi getirmek üzere sizlere karşı sonuna kadar mücadele etmeyeceğimiz anlamı çıkmasın. Elbette Türkiye'nin geleceği demokratik parlamenter rejimdedir.
Bakın, yürütemiyorsunuz, yürütemeyeceksiniz. Ucube bir Başkanlık sistemi getirdiniz ama bunu anlatmakta dahi güçlük çekiyorsunuz. Anlatabilmek için ne dediniz, anımsayın, "Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi" dediniz. Bakın, içinde hiçbiri doğru değil. Cumhurbaşkanı yemin ettikten sonra ilk soranlara dedi ki: "Bana 'Başkan' diyebilirsiniz." Gitti "cumhurbaşkanı", kâğıt üstünde kaldı. Hükûmet? Hükûmet de yok. O bir listedir arkadaşlar, ne hükûmettir ne de Bakanlar Kuruludur, teknisyenler listesidir. Ondan sonra bakıyorsunuz, sistem paramparça, sistem işlemiyor, sistemin işlemeyeceği çok ortada. İşte daha ilk günden "Bakanları nasıl konuşturalım Mecliste?" diyorsunuz çünkü bakanların en nihayetinde bir şekliyle yasa yapımına katılması gerektiğinin siz de farkındasınız. Bir teknisyen katılacak, bir bilim adamı katılacak... Gerçi sizin sayenizde bilim adamlarından, sivil toplumdan, meslek odalarından, Barolar Birliğinden görüş almak neredeyse imkânsız. Komisyon çalışmaları sizin döneminizde son derece değersizleştirilmiş durumda ama buna rağmen bakanın gelip orada teknik destek vermesi ihtiyacını siz de görüyorsunuz. Yani yürütemiyorsunuz.
Şimdi, Komisyon demişken ilk teklifin içeriklerine birazcık bakmakta fayda var. Sürem kısalıyor ama aslında bize gelen ilk teklif son derece antidemokratikti. Bir teknik düzenleme görüntüsü altında, öylesine yapılıyormuş, herkesin katkı vermesi gerekiyormuş gibi gösterilen bir İç Tüzük değişikliği içerisinde bir sürü mayın, bir sürü antidemokratik uygulama ve hüküm ve Meclisi işlevsizleştiren, değersizleştiren bir sürü madde saklıyordu. Birisi, mesela, komisyondaki tartışma sürelerini sınırlama gayretiydi. İşte bunlarla Meclisi 16 Nisan referandumundan sonra çok daha işlevsizleştiren bir gayrete girdiniz. Şimdi, bundan sonra... Yani burada bir uzlaşı var, burada bir anlayış birliği var ve bu anlayış birliği noktasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz ama bunun arkasına saklanıp bunun sonrasında, Sayın Akbaşoğlu'nun ifade ettiği gibi Meclisin çalışmasını önleyecek, muhalefetin sesini kısacak, burayı tekrar bir kanun yapma makinesine çevirecek ve Meclisin itibarını giderek daha çok sarsacak hiçbir İç Tüzük değişikliğini aklınızdan dahi geçirmeyiniz. Eğer öyle bir yola girerseniz ki gireceğinizi anlatıyorsunuz, biz mutlaka bunun karşısında duracağız. Milletimiz ağır sorunlar içerisinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Emir, tamamlayınız konuşmanızı.
MURAT EMİR (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ağır sorunların yaşandığı, ağır bir ekonomik krizin yaşandığı ve Türkiye'nin her yerde neredeyse bu tek adam rejimiyle dökülmeye başladığı bir dönemde elbette ki tartışmaya, anlaşmaya, uzlaşıya ihtiyacımız var ama temelimiz demokrasi olmalı, özgürlükleri genişletmek olmalı, hukuk devleti olmalıdır ve bu anlamda da önümüzdeki dönemde daha demokratik, daha katılımcı, daha çoğulcu bir tüzüğü hep beraber, şimdi olduğu gibi yapabilmeyi umuyorum ve size teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, size de ayrıca teşekkür ederim ve yeni görevinizde başarılı olacağınıza inanıyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim, sağ olun.