GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:9
Tarih:24.07.2018

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, OHAL'in üç yıl daha uzatılmasına dair kanun teklifi görüşülüyor. Aslında biraz geçmişe gitmek lazım, iç güvenlik yasasının görüşüldüğü dönemlere. 4 Nisan 2015'te 6638 sayılı bir iç güvenlik yasası getirilmişti. O zaman Türkiye kamuoyunun, demokrasi güçlerinin gerçekten çok büyük bir tepkisi olmasına rağmen bu kanun buradan geçirildi ve o günden bugüne aslında OHAL'siz, engelsiz, özgürlüklere dayalı bir ortam hiçbir zaman oluşmadı.

Bu, herkesin söylediği üzere, olağanüstü hâli üç yıl daha uzatıyor, hem de görüşmesiz uzatıyor. Aç ayda bir artık bu Meclis OHAL'i uzatmak için burada toplanmayacak, görünüşte de olsa bir oylama yapılmayacak çünkü bu uzun vadeli sunuldu.

Burada Anayasa'ya aykırılıkları birçok milletvekili söyledi. Doğrusu "Neresinden tutayım?" diyeceğim yani Anayasa'ya uygun tek bir cümlesini görmedim. Anayasa Komisyonu üyeliğini uzun süre yaptım, en çok çalıştığım alanlardan biri, tutulacak hiçbir yanı yok. Yani Anayasa'nın OHAL'le ilgili 119 ve 15'inci maddeleri uygulanmıyor gibi görünüyor oradan ama sadece hak ve özgürlüklere ilişkin maddeler değil, Anayasa'nın temel felsefesi ve bakış açısı tümüyle bir kenara bırakılıyor, askıya alınıyor; biz sıfırdan yeni bir düzen ihdas ediyoruz, bu sistemin hukuksuzluklarını meşrulaştırmanın aracı olarak bu yasa getirilmiş oluyor.

Şimdi, nedir? Hummalı bir çalışma var. Tatile girecektik, alelacele Meclis toplantıya çağrıldı. Neden? OHAL için. Neden? Bedelli askerlik için. Peki, Türkiye'nin sorunu bu mu gerçekten? Türkiye'de şu anda 80 milyon yurttaş "Aman OHAL'i uzatın, bizim ekonomimiz yerinde, özgürlüklerimiz tıkırında, kadınlar her gün ölmüyor, çocuklar her gün istismara uğramıyor, öğrenciler, binlerce öğrenci cezaevinde değil, kanun hükmünde kararnamelerle sosyal olarak idam edilen yüz binlerce insan yok..." Bütün bunlar dururken biz gelmişiz burada iktidarın istemiyle, iktidar partisinin istemiyle -artık Bakanlar Kurulu da yok- bu maddeleri tartışmak zorunda kalıyoruz. Gerçekten büyük bir garabet yine önümüzde. Neden? Çünkü iktidar özgürlük ortamında yaşayamaz, çünkü iktidar, baskı rejimiyle, baskı yöntemleriyle kendisine her söz söyleyeni tutuklayarak, öldürerek, cezaevine atarak, gözaltına atarak, işkence ederek, işten atarak kendisini sağlama almaya çalışıyor. Peki, ne diyor bu kanun gerçekten? Ben işin şeyine bakayım. Valilere diyor ki: "Ya, bütün yetki sizde, birini sevmiyor musunuz? -Mealen söylüyorum tabii, mecazi anlamda- Almayın ile. Bir milletvekilini bile sen orada gerekçeni yarat, ile alma bir hafta, on beş gün. Gazeteciyi mi istemiyorsun? Alma." Bu valiler kim? İktidarın valileri. Helikopterlerle 24 Haziranda köy köy gezip seçim çalışması yapan valiler. Yine bir yerden talimat alacaklar, "Şu şu isimler bu ile girmesin." diyebilecekler. Yani istemediğinizi almayın, keyfiyet sınırsız. Toplantı ve özgürlük hakkı, var mı böyle bir hak ya? Kim var diyebilir iktidar partisi sıralarında oturanlar hariç? Gece yarısı miting yaparlar, Atatürk Havalimanı'nda sabah 04.00'te Erdoğan karşılanır on binlerle ama bizler, muhalefet partileri hiçbir zaman toplantı ve yürüyüş hakkını, özgürlük hakkını kullanamıyoruz ya bir müdahale ya bir gaz ya bir soruşturma ya bir tutuklama, şimdi, bunu daha da sınırlandıran sözde Anayasa Mahkemesinin kararına uygun hâle getiriliyor. O da işin safsatası.

Üst araması yetkisi yargıdan alınmış arkadaşlar, kolluğa verilmiş, idari yetkiliye verilmiş. Çok vahim. Gözaltı süresi toplu suçlarda on iki gün. E, zaten gözaltı bireysel suçlarda var mı ki? İstediğine diyor ki: "Sen toplu suç işledin." Kolluk istediğinde ifade alabilecek. Artık cezaevlerinde hiç kimsenin güvenlik hakkı yok. Savcının izniyle kolluk her gün gidip "Ben senin ifadeni tekrar alabiliyorum." diyecek, bu da işkencenin tabii ki önünü açan bir mesele. Cumhurbaşkanına hakaret edenler hakkında soruşturma azmış gibi yeni bir ihdas yapılmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Gerçekten, bu kanun hukuksuzluğun, faşizmin cisimleşmiş hâlidir. Kesinlikle bu, Türkiye yurttaşlarına dayatılan bir faşist gömlektir, bunu reddediyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.