GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:1
Birleşim:9
Tarih:24.07.2018

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüştüğümüz teklifle işsizlikten yoksulluğa, tacizden kadına şiddete, çocuk evliliklerinden istismara, cezaevlerinden sağlıkta şiddete uzanan can yakıcı sorunlara çözüm olacak yasal düzenlemeleri yapıyor olmayı çok isterdim. Ne var ki 7 kez uzatılan OHAL'i kalıcı hâle getiren bir düzenlemeyi görüşüyoruz. Geride bıraktığımız yedi yüz yirmi sekiz günlük OHAL Türkiyesinde, hukuk devletinin temel ilkelerini hiçe sayan 36 KHK yayınlandı. Pek çok alanda torba yasayla düzenlemeler yaptınız, yetmedi, ne bulduysanız torbaya attınız. Kısacası, OHAL'le birlikte anayasal hukuk geri dönülemez biçimde değiştirildi yani kanun eliyle bir hukuksuzluk düzeni yaratıldı, hukukun askıya alınmasını hep birlikte yaşadık. Bugün şeklen bir yargı var, tutuklu bir yargı var.

Değerli arkadaşlar, sizlere Blaise Pascal'ın önemli bir sözünü hatırlatmak isterim. "Gücü olmayan adalet acizdir, adaleti olmayan güç ise zalimdir." der.

Evet, OHAL rejiminin iki boyutunu yaşadık. Önce "Darbeyle mücadele." dediniz, bir baktık ki KHK'lerle evlilik programlarını yasakladınız, kış lastiklerini, araç tescil işlemlerini, at yarışı ve şans oyunlarını, Varlık Fonu'nu, sulama birliklerini KHK'lerle düzenlediniz hatta Gemlik ilçesinin yerini değiştirdiniz. Darbeyle mücadelenin bu KHK'lerle ne ilgisi olduğunu kimse anlamadı.

Gelelim OHAL'in acı yüzüne. Kendi mevzuatını oluşturduğunuz OHAL'le birlikte yeni bir yargı düzeni yarattınız, KHK'lerle üniversitelerin içini boşalttınız, öğrencilerin eğitim haklarını ellerinden aldınız, gözaltı sürelerini uzattınız, tweet atanları tutukladınız, "Herkes inandığı gibi kendisini ifade etme hakkına sahiptir." dediniz de Ankara'da İnsan Hakları Heykeli'ni gözaltına aldınız.

Bugün tıka basa dolan, 247 bine yaklaşan mevcuduyla cezaevleri 15 ilin nüfusunu ne yazık ki geçti. Ancak bir hakkı teslim etmeliyim, OHAL'de olağan olan sokağa çıkma yasağını ilan etmediniz fakat sert, baskıcı ve ayrımcı üslubunuzla sokakları böldünüz, birlikteliği, dayanışmayı, ortaklaşmayı engellediniz. OHAL'i kullanarak yeni bir rejim inşa etmekle kalmayıp toplumun yaşam enerjisini tükettiniz.

Değerli vekiller, olağanüstü dönemlerde devleti yönetenlerin olağanüstü tedbirler almasında bir yanlışlık yoktur ancak yanlış olan hiçbir kural ve kaide tanımadan "Ben yaptım, oldu." demektir. Bunun adı tekelci otoritedir. Torba yasa tekniği tekelci bir anlayıştır. Anayasa'yı tanımam, hukuku tanımam, İç Tüzük'ü tanımam demektir.

Şimdi bu teklifle 16 kanunda değişiklik yaparak OHAL'in sadece adını kaldırıyorsunuz. "Anayasal güvence altındaki hak ve özgürlükleri koruyoruz." diyorsunuz da söyledikleriniz ile yaptıklarınız ne yazık ki birbirini tutmuyor. Kamuda, yargıda ve üniversitede işten çıkarmaları kolaylaştırıyor, sorgusuz sualsiz kapı önüne koyduklarınızın tazminat hakkını ortadan kaldırıyorsunuz. Yargı kararına gerek duymadan suçlu ilan ettiklerinizin bir ömür boyu bu lekeyle yaşamasını istiyorsunuz. Üç yıl boyunca gösteri ve yürüyüş yapmayı yasaklıyorsunuz. "Olmaz." demeyin. Bu yasayla grevi yasaklıyor, lokavtı yasaklıyor; emeği savunmayı, sömürüye iş cinayetlerine, yoksulluğa, adaletsizliğe direnmeyi yasaklıyorsunuz. Yetmiyor, valilere olağanüstü yetkiler veriyor, bir şehirden başka bir şehre gitmek için yasak koyuyorsunuz. Gittiğiniz kentin valisi sizden hoşlanmazsa o kente girmeniz de yasaklanıyor. Çoğulcu demokrasiyi yaralayan, hak ve hukuk özgürlüklerini rafa kaldıran tüm hukuksuzluklar kanun adı altında yasallaşıyor aslında. Bu yasayla olağanüstü hâli yeni Türkiye'nin olağan hâline çeviriyorsunuz, otokrasiyi güçlendirirken bütün yetkileri tek bir kişiye veriyorsunuz.

Bakın, çıraklık döneminde "Cumhurbaşkanına bu yetkiler fazla." demiştiniz, kalfalık döneminde bu yetkileri budadınız. Ustalık dönemine geçtiniz, bu sefer de "Cumhurbaşkanlığı yetmez." dediniz, OHAL'le birlikte başkanlığı getirdiniz. Yetkiyi böylesine tekelci bir anlayışla tek bir makama devretmek, ülkeyi uçuruma götürür. Denge denetim mekanizmalarının çalıştırılmadığı, anayasal güvencelerin rafa kaldırıldığı bu sistemde hukuktan, insan hak ve özgürlüklerinden bahsedemeyiz, adaletten iz bulamayız, hayatı eşitçe paylaşamayız. İzlediğiniz bu yol, farklılıklarla birlikte bir arada yaşadığımız bu coğrafyada bizleri parçalar, böler ve kutuplaştırır. Oysa sadece yüzde 50'yle bir olmak yerine öteki yüzde 50'yi de anlayabilmek gerekir.

Bu yasayla halkımızın yarısını millet, diğer yarısını illet olarak görmeyi umuyorsunuz. "İtaat et, rahat et." diyorsunuz. Unutmayın, karşıtlıkların temelinde politika üretirseniz, sadece ve sadece gerilimler yaratırsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Bitmek üzere Başkanım, rica etsem...

BAŞKAN - Tamamlayalım. Ek süre vermiyorum yalnız, Sayın İlgezdi.

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (Devamla) - Ve üzülerek ifade ediyorum ki on altı yılda oluşan katılaşmış kutuplaşmanın temelinde bu karşıtlık politikanız var. Oysa normalleşmenin yolu, OHAL'i kalıcı hâle getirmektense hukuka güvenmekten, Parlamentoyu güçlendirmekten, hak ve özgürlüklere inanmaktan geçer.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın İlgezdi.