| Konu: | 697 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 3 |
| Birleşim: | 57 |
| Tarih: | 08.02.2018 |
HALUK PEKŞEN (Trabzon) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; evet, benden bir önceki sayın hatibin altını çizdiği Türkiye'deki yargının gerçekten dehşetengiz bir uygulaması toplumun her kesiminde çok ağır tahribatlar yapmaya devam ediyor. Yargıya ilişkin bu 15 Temmuz süreci başladığında bir hukukçu olarak AK PARTİ Grubunu ve Hükûmeti dikkatli bir şekilde uyarmaya çalıştım, dedim ki: Önünüze gelecek olan yargı süreci içerisinde eğer amaç yargılaması yaparsanız bu, bumerang olacak ve sizi vurmaya başlayacaktır ama eylemi yargılarsanız, yasanın suç saydığı eylemi yargılarsanız o zaman suç işleyenleri yakalar ve onları mahkûm edersiniz. Bugün görüyorum ki yargı öyle bir hâle gelmiş ki buna yargı demek, bu yargı kurumlarına yargı demek gerçekten yalnızca nezaketten ibarettir, başka bir anlamla yargı deme olanağınız yoktur.
Bakın, bu sabah Parlamentoya geldiğimde masamın üzerinde Sayın Mustafa Şentop Beyefendi'nin, sayın milletvekilinin bana göndermiş olduğu bir fezlekeyle karşılaştım.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Benim de var.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Hiç önemli değil, fezlekelerden korkmam, onlardan korkacak bir hukukçu değilim. Hukukun önünde gider, hukuku düzeltmek için de, adaleti sağlamak için de gerekeni yaparız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Cumhurbaşkanına "FETÖ'cü" dediğim için bana fezleke yollamış.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Fezlekeyi açtım, baktım ki şöyle yazıyor: "Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi üyesi." A, güzel ya, dün olduk Parti Meclisi üyesi, bugün fezleke önümde dedim yani peşin fezleke dönemi başlamış.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Daha mazbata almadın.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Ama baktım ki 2016 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisinin açıklaması dolayısıyla beni de dâhil etmişler. Lütfetmişler, o zaman Parti Meclisi üyesi değildim ama beni de yazma gereği hissetmişler.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Anlamışlardır!
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Nasıl susturacaklar, bunun için yöntem arıyorlar. E, bulabilirler, bunu susturmayı başarabilirler mi, onu bilmiyorum, bugüne kadar başaramadılar, başaramayacaklar da. Dedim ki: Ya, bu, muhtemelen bir maddi hata olabilir. Olur, insan yani yapar böyle şeyleri. Bir baktım ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına sormuşlar "Evet, Haluk Pekşen'i yazın." demişler. Olmamış, devam etmişler, bir de Adalet Bakanlığı Ceza İşlerine sormuşlar.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Onlar da "Yazın." demiş.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Onlar da "Haluk Pekşen'i yazın." demişler.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) -Ne diyorsun ya!
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Oraya da yazmışlar. Ankara Başsavcı Vekili demiş ki: "Haluk Pekşen gel, 15 Temmuz sonrasında yapılan bu açıklamayla ilgili sen de sanık statüsündesin."
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - AKP yöneticilerini yaparlarsa savcı, hâkim; böyle olur işte.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Kıymetli milletvekilleri, cezaevlerindeki insanlarla ilgili...
BAŞKAN - Sayın Akar...
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Buyurun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Lütfen efendim...
HALUK PEKŞEN (Devamla) - ...kafamda oluşan görüş şudur ki insanlar suç işledikleri için değil, gösterildikleri için de hâlâ orada, cezaevlerinde tutuklular, ceza hükmünü çekiyorlar.
Bu sizin vicdanınızı sızlatıyor mu? Sızlatıyor. Size bu insanlar ulaşıyor mu? Ulaşıyor. Sorunlarına sahip çıkabiliyor musunuz? Çıkamıyorsunuz. Niye? Korkuyorsunuz, bir tek kişiden korkuyorsunuz. Adalet, işte o vicdanınızdaki sızı, başınızı yastığa koyduğunuz zaman sizi uyutmayan kafanızdaki o düşünceler, vicdanınızla örtüşen değerdir. Adaleti hissetmeye başladığınızda bakın suskunlaşıyorsunuz, yazık.
Size bir başka şey daha söyleyeyim. Kıymetli milletvekilleri, dün, önceki gün burada kanla ilgili bir konu gündeme geldi. Ben bir düzeltme daha yapayım. Şimdi, Türk Kızılayı -"Türk" kelimesini kaldırdınız, zamanım olursa bir gün size anlatacağım "Türk" kelimesini niye kaldırdığınızı, nasıl bir hata yaptığınızı ileride siz de fark edeceksiniz, yerine koyacaksınız- Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğünün raporunu aldım, 2016. 2017 yılında Türk Kızılayı Kan Hizmetleri büyük bir başarıya imza atmış -benim de emeğim olan, temelini attığım bir hizmettir bu- 2 milyon 400 bin ünite kan toplamış.
Emperyalizmi öyle bir doğrulamışsınız ki hani biz solcular deriz ya "Emperyalizm ülke insanlarının kanını emer." diye... Hani siz verdiniz ya, işte, akaryakıt sektörünü verdiniz, bankacılığı verdiniz, verdiniz, verdiniz. Ama 2 milyon 400 bin ünite kan topluyor Kızılay. Kızılayın kanser ilacı üretmek için girişimlerini 2006 yılında Sağlık Bakanlığı engelledi. Ben o komisyondaydım, el koydu "Biz yapacağız." dedi. 2006 yılından beri kanser ilacı üretilmesine ilişkin bütün çalışmaları Sağlık Bakanlığı bloke etti. Sonuç? Yalnızca kandan üretilen hem kanser ilaçları hem diyaliz ilaçları için ödenen para, önceki gün sayın AK PARTİ grup başkan vekilinin söylediğine göre 3 milyar dolar. Evet, 100 milyon dolarlık bir yatırımı engellediniz. 2006 yılından bugüne kadar Türkiye kanser ilacı üretemiyor, bunu engelliyorsunuz ama uluslararası emperyallere 3 milyar dolar ödüyorsunuz. Bu yoksul halkın kanını da yok pahasına yabancı şirketlere satıyorsunuz, onlar bunu ilaç hâline getiriyor, Türkiye'ye satıyorlar. Yazık, yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Toparlayayım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlamak üzere bir dakika ek süre veriyorum.
Buyurun Sayın Pekşen.
HALUK PEKŞEN (Devamla) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, kan konusu, kandan üretilen ilaçların konusu öyle sıradan, rastgele değerlendirilecek bir şey değildir.
Bakın, çok açık bir şey anlatayım size: Önceki gün bu konuyu gündeme getirdiğimde bir hasta beni aradı, bir ilaç adı verdi, ilacın adını da unutmayayım diye yazdım. Dedi ki: "Haluk Bey, ben her ay bu ilaçtan 1 kutu alıyorum, bu ilacın değeri 4.576 lira 50 kuruş." 4.576 lira 50 kuruş 1 kutusu. Baktım, araştırdım, eczacı milletvekillerimize sordum, Eczacılar Birliğine sordum ve dediler ki: "Evet Haluk Bey, bu -ne yazık ki yine az önce söylediğimiz gibi- kan ürünlerinden üretilen bir ilaçtır." Buyurun, emperyalizm ülkenin kanını emiyor ve bunu sizin sayenizde yapıyor.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Pekşen.