| Konu: | (3/12) esas numaralı Başbakanlık Tezkeresinin Genel Kurulda görüşülmesinin Anayasa ve İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında usul görüşmesi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 1 |
| Birleşim: | 9 |
| Tarih: | 03.09.2015 |
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Demin ifade etmiş olduğum görüşleri bu kürsüden bir kez daha ısrarla vurgulamak istiyorum. Şu anda 2 Ekim tarihi itibarıyla süresi bitecek olan bir tezkereyi görüşüyoruz ve özellikle 7 Haziran seçiminden sonra koalisyon formüllerinin tamamının heba edildiği bir dönemden sonra anayasal zorunluluk gereği bir seçim hükûmetinin kurulacağı öngörülen bir tarihte bu tezkere Meclise sevk edilmiştir. Yeni seçim kabinesi bugün itibarıyla yemin ederek Meclisteki ilgili prosedürleri yerine getirmek suretiyle göreve başlamıştır. Ancak, henüz bitme tarihine bir aylık bir süre varken, yeni kabine henüz ilk Bakanlar Kurulu toplantısını yapmamışken, bu konuda yeni bakanların savaş tezkeresiyle ilgili iradi görüşleri hiçbir şekilde Bakanlar Kurulunda öğrenilmemişken Meclisin önüne getirilen bir uygulamayla karşı karşıyayız. Açık bir şekilde yeni kabinenin iradesi gasp edilmiştir, yetkisi tahakküm altına alınmıştır.
Bakın, 7 Hazirandan sonra ortaya çıkan Hükûmet, sarayın ve AKP Hükümetinin bilinçli yaklaşımları neticesinde bugüne kadar Hükûmet görevini yerine getirdi; tek başına Hükûmet yetkisini halk size vermedi, ülkeyi savaşa götürecek olan bu kadar ciddi savaş kararlarında siz tek başınıza halktan yetki alan bir Hükûmet pozisyonunda değildiniz. Ancak bilinçli bir şekilde o sürecin geciktirilmesi ve ondan sonra da seçim kabinesinin iradesinin hiçe sayılmasıyla ilgili bir durum söz konusu.
Burada devletin sürekliliğiyle ilgili bir durum ifade ediliyor. Israrla altını çiziyorum, henüz bu tezkerenin bitmesine bir aylık bir süre var. Yani "Ortada bir savaş tezkeresi olmadığı için Suriye'deki işler ters gidiyor." ya da "İçerideki mücadele akamete uğruyor." gibi bir durum yok. Zaten sizin başından beri yapmış olduğunuz yanlış uygulamalarla içeride ve dışarıda giderek bataklığa saplanan bir ülke gerçekliği var. Suriye'de mezhepçi bir yaklaşım üzerinden oradaki bütün çete yapılanmalarıyla ilişkiye girip, orada iç savaşın fiilî bir tarafı olup sonra da bunu getirip bir savaş tezkeresi şeklinde bütün ülkeyi savaşın içerisine sokacak bir tutumla ele alırsanız burada hiç kimse size inanmaz.
Özellikle Cumhuriyet Halk Partisindeki milletvekillerine seslenmek istiyorum: Sevgili arkadaşlar, içeride yürüyen savaşı vatan savunması değil, saray savunması olarak tarif etmediniz mi? Dış politikayla ilgili, Suriye politikasını koalisyon görüşmelerinin en büyük sorun alanı olarak ortaya koymadınız mı? Şimdi ne değişti de AKP'nin bu suçlarına ortak olacak bir savaş ortaklığı tutumu içine giriyorsunuz? AKP'nin tutumu belli; zaten bugüne kadar yanlışlarla götürdü ama özellikle Cumhuriyet Halk Partisi içerisindeki vicdanının sesini ve halkının sesini dinleyen milletvekillerinin bu konuda sorumlu davranmaları gerekiyor.
Sınır ötesi tezkere demek yeni Roboski katliamı demek, yeni bir Zergele katliamı demek. Yarın öbür gün bu katliamlar tekrar gündeme geldiğinde eğer bu suça ortak olmak istemiyorsanız -ki bunu AKP'deki vicdanlı milletvekilleri için de söylüyorum- bu savaş tezkeresine karşı mutlaka "hayır" oyu kullanılmalıdır.
Suriye'yle ilgili, içerideki yaşanan çatışmalı kaos süreciyle ilgili yapılması gereken çözümler ortadadır. Bakın, Dolmabahçe mutabakatında 10 madde, 10 demokrasi manifestosu üzerinde biz bir açıklama yaptığımız zaman bütün toplum rahatladı. Oradaki anlaşmamızda ve İmralı'da Sayın Öcalan'ın da dâhil olduğu görüşmede, bir izleme heyetinin kurulması durumunda bir hafta sonra bütün Türkiye'de silahlı mücadelenin devreden çıkacağı bir noktada anlaşma sağlanmıştı. Ne oldu, ne bitti de birdenbire, bir hafta içerisinde -barışa yakınken- bu ülke bu kadar kaosa ve savaşa sürüklendi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ne oldu da şimdi on yıldır çözüm getirmeyen savaş tezkereleri üzerinden tekrar çözüm arar bir pozisyona geldiniz?
Dediğim gibi, biz bunun sebebini biliyoruz; bu savaşın ne için çıkarıldığını, erken seçim dayatmasının anlamının ne olduğunu, 7 Haziran iradesinin nasıl boşa çıkarıldığını biliyoruz. Ama hem sizdeki vicdanlı milletvekillerine hem de özellikle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İDRİS BALUKEN (Devamla) - ...Cumhuriyet Halk Partisindeki barıştan, demokrasiden yana olan milletvekillerine, bu suça ortak olmayın diyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)