GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü Bünyesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin 5 Eylül 2015 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha UNIFIL Harekâtına İştirak Etmesi Hususunda Anayasa'nın 92'nci Maddesi Uyarınca Hükümete İzin Verilmesine Dair Tezkeresi (3/3)
Yasama Yılı:1
Birleşim:5
Tarih:08.07.2015

AK PARTİ GRUBU ADINA EMRULLAH İŞLER (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerime başlarken, 25'inci Yasama Döneminin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diler, Meclis Başkanımızı yeni görevinden dolayı kutlarım. Bu vesileyle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin başarı dolu bir dönem geçirmesini temenni ederim.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü'ne sağladığı kuvvet katkısının bir yıl daha uzatılması konusunda yüce Meclisimizin onayına sunulan Hükûmet Tezkeresi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

2006 yılında yaşanan İsrail-Lübnan savaşı sonrasında, Lübnan'da barışın tesisi ve idamesi amacıyla oluşturulan UNIFIL'in başarıyla icra ettiği görevler sonucunda Lübnan-İsrail sınırında sağlanan güvenlik ve istikrar ortamı sürmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 11 Ağustos 2006 tarihinde kabul ettiği 1701 sayılı Karar'la kurulan UNIFIL'in görev süresi geçici olarak bir yıl olarak belirlenmiş ve bu sürenin gerekli görülmesi hâlinde her yıl uzatılması öngörülmüştür. UNIFIL'in görev süresi bu çerçevede bugüne kadar 8 kez uzatılmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemiz, geniş bir bölgeye yayılma riski taşıyan İsrail-Lübnan savaşına son verilmesi amacıyla bölgesel barış ve istikrara atfettiği önem çerçevesinde 1701 sayılı Karar'la kuruluşunu takiben UNIFIL'e kuvvet katkısında bulunma kararı almıştır. Bu irade doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının UNIFIL'e iştirak etmeleri yüce Meclisimizin 5 Eylül 2006 tarihinde aldığı 880 sayılı Karar'la onaylanmıştır. Bu karar sonrasında, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları Ekim 2006'dan itibaren bölgeye konuşlandırılarak görevlerine başlamışlardır. UNIFIL'e iştirak eden askerî unsurlarımızın görev süreleri UNIFIL'in görev süresine paralel olarak uzatılagelmiştir. Bu kapsamda, yüce Meclisimizin geçtiğimiz yıl aldığı karar doğrultusunda, yetkilendirmenin süresi 5 Eylül 2015 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu defa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyince UNIFIL'in görev süresinin Ağustos 2015 sonu itibarıyla yeniden bir yıl uzatılması öngörülmektedir. Bu çerçevede, Hükûmetimiz yüce Meclisimizin çalışma programını da dikkate alarak ülkemizin katkı süresinin UNIFIL'in Görev Yönergesi'yle eş güdüm içinde uzatılabilmesini teminen Anayasa'mızın 92'nci maddesi uyarınca yüce Meclisimizden vakitlice izin istemiş bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, hepimizin malumu olduğu üzere, ülkemizin öncelikli dış politika hedeflerinden biri yakın coğrafyamızda barış ve istikrarın tesisidir. Bölgesel barış, güvenlik ve istikrarı ilgilendiren tüm gelişmeler dış politikamız üzerinde şüphesiz önemli yansımalara neden olmaktadır. Bu minvalde, son dönemde bölgemizde yaşanan gelişmeler ülkemizin istikrar ve esenliğinin bölge ülkelerinden ayrı düşünülemeyeceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Tabiatıyla, millî menfaat ve çıkarlarımızı yakından ilgilendiren bölgesel gelişmeler karşısında kayıtsız kalmamız düşünülemez. Bu anlayıştan hareketle, ülkemizin dış politikası çevresinde bir barış, güvenlik, istikrar ve refah kuşağı oluşturmayı hedeflemektedir.

Değerli milletvekilleri, Suriye'de Esed rejiminin masum halka karşı çocuk, kadın, yaşlı ayrımı yapmadan uyguladığı kanlı şiddet ve baskı politikalarının, bölge istikrarına yönelik tehdidinin giderek arttığı bir ortamda tüm bölgenin istikrarı bakımından kilit önemi haiz Lübnan'da barış ve istikrarın muhafazası bölgemizin içinden geçmekte olduğu bu hassas süreçte, hiç şüphesiz, daha da önem kazanmıştır. Esasen, Lübnan'daki gelişmeler Suriye ihtilafının bölgesel barış ve güvenliğe yönelttiği tehdidin vahametiyle doğrudan ilintili bir seyir izlemektedir. Suriye ihtilafı boyunca Lübnan'daki etnik ve dinî gruplar arasında yaşanan dönemsel gerginlikler ve toplumsal huzuru hedef alan eylemlerde kaydedilen artış endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir. Suriye'de rejim, Lübnan içindeki kendine yakın siyasi ve askerî unsurların da yardımıyla Lübnan'a zarar verecek tehlikeli adımlar atmaya yönelmiştir. Bölgesel gelişmelerin etkisiyle Hizbullah'ın artan ölçüde Suriye rejimine destek vermesi ve Suriye'deki iç savaşta rejimin yanında bilfiil yer alması, Lübnan'ı da Suriye'deki gelişmelere müdahil kılmaktadır. Hizbullah'ın bu dahli, gerek Lübnan'ın gerek bölgemizin güvenlik ve istikrarına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Böyle bir dönemde Lübnan'da toplumsal ahengin korunması her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Bu açıdan, Türkiye olarak, Lübnan'ın kendini Suriye krizinden mümkün olduğunca uzak tutmaya özen gösteren politikasını destekliyoruz.

Ayrıca, çatışma ortamından kaçarak komşu ülkelere sığınmak durumunda kalan milyonlarca Suriyelinin yarattığı yoğun mülteci baskısı da Lübnan'ı ciddi toplumsal sınamalarla karşı karşıya getirmiştir. Bugün, Lübnan, kendi nüfusunun neredeyse üçte 1'i kadar Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmakta, dolayısıyla Lübnan, Suriye'de devam eden ihtilafın etki ve yansımalarını doğrudan ülkesinde hissetmektedir. Bu bağlamda, Lübnan'a sığınan çoğunluğu Sünni Suriyeli ve Filistinli 1,5 milyona yakın mültecinin, ülkedeki hassas mezhep dengelerini bozmasından endişe edilmektedir. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin tahminlerine göre bu yılın sonunda 1,8 milyona ulaşması beklenen Suriyeli mülteci sorunu, Lübnan'ın önündeki en temel istikrarsızlık sorunlarından biri olarak göze çarpmaktadır.

Öte yandan, DEAŞ terör örgütünün son dönemde Irak ve Suriye'de giderek yerleştiği ve Yemen'de önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde bölgesel planda vuku bulan Şii-Sünni gerginliğinin, diğer bölge ülkelerine kıyasla sosyopolitik açıdan çok daha hassas dengeler üzerine kurulu Lübnan'ın barış, huzur ve istikrarına olumsuz yansımaları olacaktır. Şüphesiz bu etkiler asgari düzeyde tutulamadığı takdirde ülkede yaşanabilecek mezhep temelli bir iç çatışma, komşu ülkeler başta olmak üzere bölgesel ve küresel düzeyde barış ve istikrara yönelik ciddi risk ve tehditler oluşturacak, tedavisi mümkün olamayacak derin yaralar açabilecektir.

Sayın milletvekilleri, bu noktada Suriye kaynaklı güvenlik tehdidi ve bölgesel çatışma riski bağlamında elbette ki Lübnan ordusuna da önemli görevler düşmektedir. Sahip olduğu kısıtlı imkânlarla gerek bölgesel tehditler karşısında gerek ülke içinde yaşanan gerginliklerin iç çatışmaya dönüşmeden kontrol altında tutulması hususunda başarılı bir sınav veren Lübnan ordusunun bölgesel gelişmelerin beraberinde getirdiği büyük sınamalar karşısında da desteklenmesi elzemdir. Bu çerçevede Lübnan'la ikili düzeyde yürüttüğümüz askerî iş birliği faaliyetlerimizin yanı sıra Lübnan ordusuna destek sağlanması hususunda uluslararası platformda yürütülen çabalara da aktif katkı sağlanması önem taşımaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin girişimi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin katılımıyla Lübnan İçin Uluslararası Destek Grubu oluşturulmuş olup ülkemiz UNIFIL kapsamında Lübnan'a sağlamakta olduğu desteğe ilave olarak başta eğitim iş birliği olmak üzere Lübnan Silahlı Kuvvetlerine vereceği somut katkılarla önümüzdeki dönemde destek grubunun içinde yer alacaktır.

Ülkemiz Lübnan'la arasındaki derin tarihsel bağların ve her alanda gelişen ikili ilişkilerin yanı sıra Lübnan'daki gelişmeleri de yakından izlemektedir. Mevcut konjonktürde Lübnan'da huzur ve sükûnetin korunması her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Bu çerçevede, Lübnan'da bir yılı aşkın süredir seçilemeyen yeni cumhurbaşkanının bir an önce iç uzlaşı ve diyalog yoluyla seçilmesinin Lübnan'ın çok ihtiyaç duyduğu istikrara katkıda bulunacağını düşünüyoruz.

Sayın milletvekilleri, Lübnan'ın istikrar ve refahına atfettiğimiz önem çerçevesinde bu ülkede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik olarak ortaya koyduğumuz somut katkılar ikili ilişkilerimizin her veçhesine olumlu etki yapmaktadır. UNIFIL'de görev yapan birliklerimizin sergilediği üstün performans, diğer katılımcı ülkeler tarafından olduğu kadar Lübnan halkı tarafından da desteklenmekte ve takdirle karşılanmaktadır. Nitekim UNIFIL'e kuvvet katkısında bulunduğumuz 2006 yılından bu yana UNIFIL tarafından icra edilen görevler kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarınca hayata geçirilen birçok önemli proje Lübnan halkının hafızalarında yer etmiştir. Bunlar arasında, köy okullarının elektrik ihtiyacının karşılanması, köy okullarına oyun sahaları, köylere sağlık ocakları ve su depoları inşa edilmesi, yol inşaatı gibi projeler sayılabilir.

UNIFIL'e mevcut kuvvet katkımızın deniz gücüyle sınırlı tutulmasının karara bağlandığı malumlarıdır. Bu kapsamda, 1 Ekim 2014 tarihinden itibaren ülkemiz Deniz Kuvvetleri 1 adet fırkateyn, 4 adet hücumbot, 4 adet korvet ve 1 adet Tuzla sınıfı karakol gemisinden müteşekkil takvimlendirilmiş unsurlarıyla denizde denetim harekâtı icra etmektedir. Böylelikle, Türkiye UNI

FIL'e yaptığı katkılarla barışı koruma harekâtının etkin biçimde icrasında önemli bir rol daha üstlenmiş olacaktır.

Ülkemizin söz konusu katkıları, Türkiye'nin hem Birleşmiş Milletler sistemi içinde hem de bölgesel ve küresel ölçekte etkin bir aktör olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, dış politika anlayışını AK PARTİ hükûmetlerini eleştirme üzerine kuranların, Türkiye'nin bölge barışının sağlanmasına verdiği katkıyı görmelerini ve anlamalarını elbette beklemiyoruz. "Yurtta sulh, cihanda sulh." anlayışının bir gereği olarak başlattığımız komşularla sıfır sorun politikasına yönelik yapılan insafsız eleştiriler ancak akıl tutulmasıyla açıklanabilir.

AK PARTİ hükûmetlerinin takip ettiği ilkesel politikaların gereği olarak Türkiye, zalim ve halkını hunharca katleden diktatör yöneticilerle aynı safta yer almamaktadır. Türkiye, AK PARTİ hükûmetleri dönemlerinde, açlıkla terbiye edilmek üzere ölüme terk edilen Somalili mazluma bir umut, sahilde oynayan masum Filistinli çocukları öldüren İsrail'in zulmünü tüm dünya kamuoyuna duyuran bir dost, zalim Suriye rejiminden kaçan Suriyeli kardeşlerine bir ensar, başta Doğu Türkistan ve Arakan olmak üzere dünyanın herhangi bir yerinde inancı gereği zulme tabi tutulan halklara bir dayanak olmuştur. İcra ettiği politikalarının merkezine insanı koyan ve ortaya koyduğu ilkelerle hareket eden AK PARTİ anlayışının zalimlerle sorunsuz olmasını kimse bizden beklemesin. Türkiye, uygulanan bu politikalarla dost-düşman herkesin takdirini kazanmış, hem bölge hakları hem de dünya haklarıyla sıfır sorunlu bir ülke hâline gelmiştir. Birilerinin bir türlü anlayamadığı sıfır sorun politikamızın temelinde herhangi bir aidiyet dikkate alınmaksızın halklarla kurulan dostluk ve kardeşlik bağı bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, askerî kuvvet katkısında bulunduğumuz tek Birleşmiş Milletler barış gücü harekâtı niteliğindeki UNIFIL'e iştirakimizin sürdürülmesi, bir yandan uluslararası barışın korunmasına yönelik çabalar kapsamında görünürlüğümüzün artırılmasını sağlarken kapsamlı sivil asker iş birliği faaliyetleri vasıtasıyla Lübnan toplumunun her kesimi nezdinde mevcudiyetimizin perçinlenmesine de hizmet etmektedir. Şüphesiz Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstlendiği bu misyon bölgemizde barış ve istikrarın korunmasına yönelik politikalarımızın sürdürülmesine de önemli katkılar sunmaktadır. Bu anlayışla hareket eden Hükûmetimiz, uluslararası meşruiyeti haiz olan ve uluslararası toplumun ortak iradesini yansıtan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı Kararı'nda öngörülen amaçlar doğrultusunda Lübnan'da görev yapan Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü UNIFIL'e kuvvet katkısında bulunmaya devam edilmesinin uygun olacağı görüşünü muhafaza etmektedir.

Yukarıda kaydettiğim hususlar ışığında, başta Suriye'deki çatışmaların yol açtığı güvenlik zafiyeti yansımaları olmak üzere, DEAŞ tehdidinin ortaya koyduğu bölgesel barış ve istikrara yönelik risk ve tehditler mülteci sorununun bölge ülkeleri üzerinde giderek artan baskısı ve bölgesel ölçekte bir mezhep çatışmasının ciddi emarelerinin belirdiği mevcut ortamda Lübnan devleti ve halkıyla dayanışma içerisinde olduğumuzun ve desteğimizin sürdürüleceğinin vurgulanması önem arz etmektedir.

Bu bağlamda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL'in görev süresinin uzatılması yönünde karar alması durumunda hudut, şümul ve miktarı Hükûmetçe belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı ve 880 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı'yla tespit edilen ilkeler kapsamında 5/9/2015 tarihinden itibaren bir yıl daha UNIFIL Deniz Görev Gücüne iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükûmet tarafından yapılması için Anayasa'nın 92'nci maddesi uyarınca izin verilmesini yüce Meclisimizin takdirine sunuyor, hepinizi AK PARTİ Grubu adına saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)