| Konu: | KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER |
| Yasama Yılı: | 5 |
| Birleşim: | 8 |
| Tarih: | 20.10.2026 |
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim değerli arkadaşlar: Bu fon krizi bir kaza değildir, bu fon krizi birkaç ahlaksız adamın yaptığı iş olarak da küçümsenemez; bu fon krizi baştan aşağı bir yönetim sisteminin iflasıdır. Bu fon krizinin varsa eğer bir sorumlusu her kararnamenin, her atamanın altında imzası olandır. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Çok net bir şekilde bunu ortaya koymak lazım.
Sonra, değerli arkadaşlar, bu kriz böyle giderse ne sondur ne de ilktir. Bakın, ben sayayım: Bu ülke kripto para, Thodex skandalını yaşadı mı? Yaşadı. Çiftlik Bank skandalını yaşadı mı? Yaşadı. Gümrük ve Ticaret Bakan Yardımcısının özel kalemi VIP odasında 60 kilogram altınla yakalandı mı? Yakalandı. Bu ülke rüşvet evlerini icat etti mi sayenizde? Etti.
Değerli arkadaşlar, bu ülke sporda şike, hakem skandallarını yaşıyor mu? Yaşıyor. Bu ülkede Çorlu tren kazasında yaşanan onca katliama rağmen sorumluları ilan ettiniz mi? Etmediniz. Devam edelim. Orman yangınlarının sorumlusunu buldunuz mu? Bulmadınız. Yenidoğan çetesinin sorumluları nerede? Bolu'daki sorumlular nerede? Arkadaşlar, bunların hepsini saya saya bitiremeyiz ve bütün bunların hepsi sizin döneminizde oluyor ve hepsini de biz "Birkaç sorumsuzun işi." diye geçiştiriyoruz. Ne birisini görevden alıyorsunuz ne siz istifa ediyorsunuz. Her şeyde yetkilisiniz ama hiçbir sorumlulukta yoksunuz. Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu, baştan aşağı bir sistemin iflası meselesidir, bu olaya böyle yaklaşmak lazım.
Benim, tabii, bu yasayla ilgili de birkaç şeyi söylemem lazım. Bir kere bu yasa sorunları çözen değil, sadece tasfiye etmek üzere kurgulanmış bir yasa. Bu yasa fonzedelerin problemleri çözmüyor, bu yasa mağdurların mağduriyetini gidermiyor. Bu yasa sadece fonzadeleri koruyan, kollayan bir yasa ne yazık ki. Dolayısıyla, bakın, olağanüstü net kazanç... Nasıl tanımlıyorsunuz? Bu yasa hangi kuralları alıyor? Sorsanız kim biliyor arkadaşlar? Var mı böyle bir müessese? Ne yazık ki yok.
Değerli arkadaşlarım, peki, bu yasada gönüllü iade var, gönüllü iadeden az önce bahsetti Ümit Başkan, gönüllü iade. Sonra Bakan açıklıyor, diyor ki: "Eski Bakanla beraber 3 kişi daha ödedi." Soruyoruz Komisyonda: "Kim ödedi?" Bilmiyoruz, niye bilmiyoruz? Ucu kime dokunuyor? Ucu kime dokunuyor da bilmiyoruz arkadaşlar. Diyorsunuz ki "3 kişi daha ödedi." Ne kadar ödedi? Bilmiyoruz. Bürokratlar söylemiyor, kime söyleyeceksiniz? En yukarıya, Meclise söylemeyecekler. Peki, bu yasa, bu yasa, bu yasa oluşturulan tasfiye sürecini denetleme hakkını kime veriyor, Meclise veriyor mu arkadaşlar? Biz Yeni Parti olarak Meclise verilmesini önerdik yasa teklifiyle. Meclise veriyor mu? Hayır. Kime veriyor? SPK'ye. Hangi SPK'ye? Olup biteni seyreden SPK'ye veriyor yani kuzuyu kurda emanet ediyoruz değerli arkadaşlar. Biz diyoruz ki bağımsız bir kurul, tasfiye kurulu oluşturalım, bunun niteliklerini beraber tanımlayalım, on yıl tecrübesi olsun, bağımsız olsun, SPK'nin bağımsızlığını güvence altına alalım diyoruz, siz "Hayır." diyorsunuz, "Bağımsız olmasın." "Yine bildiğimizi yapalım." diyerek bu olayları çözemezsiniz. Sonra manşetler vermeye devam ediyorsunuz. İlk manşet ne? "Herkese 1 milyon vereceğiz." Yani 450 bin mağdur varsa herkese 1 milyon verecekmiş gibi bütün televizyonlarda böyle anlatıyorsunuz ve herkes böyle anladı değil mi? Sonra yasa geliyor ki dağ fare doğurmuş, öyle bir şey yok, herkese 1 milyon yok, fon payının o günkü değeri kadar var hatta ondan daha da az olabilir, fonda o kadar para yoksa daha da az olabilir. O zaman, değerli arkadaşlar, Türkiye'nin en büyük sorununu manşet atarak çözmeye kalkmak nedir, hangi sorumlu siyaset anlayışının karşılığıdır bu ya? Bu kabul edilebilir mi değerli arkadaşlar?
Şimdi, devam edelim, metin ile farklar konusunda. Şimdi, ilişkili kişiler... Bir kişi var, suçlu gözüküyor ama arkasında onlarca ilişkili kişi var, onlarca ilişkili kişi var. Tespiti konusunda bir yaptırım var mı? Hayır, yok çünkü şunu herkes söylüyor, sizin arkadaşlarınız söylüyor, "Bilseydim ben de başkalarının üzerine yapardım." diyen kişiler yok mu? Var. Peki, o başka kişiler kim, o başka kişiler kim değerli arkadaşlar? O zaman soru şu: Sizin savcılarınızın icat ettiği bir örgüt şeması oluşturma mantığı var, nasıl yapıyorlar Başkanım? Önce bir baz, sonra bir HTS. Bakın, şu fonlar alınıp satılırken yani haksız kazançlar elde edilirken kimler kimlerle konuşmuş, bir çıkartın, yapay zekâda yerleştirin.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yapamazlar, yapamazlar.
ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Sonra bir HTS koyun, sonra bir baz koyun, vallahi suçun coğrafi merkezi de ortaya çıkar, hiyerarşik yapısı da ortaya çıkar. (Yeni Yol sıralarından alkışlar) İşte orada örgütlü yapı var değerli kardeşlerim, işte burada bir örgüt var. Bu örgütlü bir suç, öyle sıradan bir suç değil, bilerek, kasten işlenen örgütlü bir suç ve haritasını, bırakın bize -otuz gündür çözemediniz- otuz dakikada size verelim, bize yetkiyi verin, otuz dakikada, otuz dakikada verelim değerli arkadaşlar.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Kim kimin çantacısı...
ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Peki, başka bir yalan ne değerli başkanlarım: "Kamu kaynağı harcanmayacak." Harcanmayacak mı? Ben şimdi size soruyorum: Katılımevim, Birevim; bunların Teradaki hisselerini kim aldı? Emlak Katılım Bankası aldı. Emlak Katılım Bankası kimin? Yüzde 99'u Hazine Bakanlığının. Peki, buradan verdiğiniz 24 milyar para -yalanlamadınız da- kamu parası değil mi değerli arkadaşlar? Peki, bu kanunda kamu kaynağının harcanmayacağını güvence altına alan bir madde var mı? Hayır, yok. O zaman niye siz milleti kandırıyorsunuz ya? Niye "Kamu parası harcanmayacak." diye milleti kandırıyorsunuz?
Devam edelim arkadaşlar: Burası bir kalıcı rejim öneriyor mu? Yani bu krizi aştık, bir kere aştık, sonrasını çözüyor mu öncesini çözüyor mu kalıcı bir rejim öneriyor mu yoksa sadece 17/9/2026 kararıyla tasfiye altına alınan fonları mı çözüyor? Biz diyoruz ki arkadaşlar, sorun sadece bu fonlar değil, bakın, sorun sadece bu fonlar değil, başkası da çıkacak. Dolayısıyla, kalıcı bir rejim üretme ihtiyacı var ve bu yasa teklifiniz ne yazık ki bunu da içermiyor, bunu da içermiyor değerli arkadaşlar.
"Tasfiyeyi kim yürütür?" konusuna değindim. Şimdi, arkadaşlar, mesele şu: Bilgi veriyor musunuz? Hayır. Raporlama var bu kanunda? Hayır. Kamu kaynağı kullanıyor musunuz? Evet. Peki, ne diyorsunuz? "Hızlı tasfiye etmemiz lazım, hızlı çözmemiz lazım." Peki, hangi mahkemelerde nasıl hızlı çözeceğiz, nasıl tanımladınız bunu? Bizim kanun teklifimiz, bir mahkemeye görev verilmesini, karar sürelerini, itiraz sürelerini, hepsini bağıtlıyor. Sizde var mı bu? Hayır, yok. Bir mahkeme beş senede karar verebilir, diğeri beş ayda karar verebilir ama eşit çözüm olmaz o zaman da. İşte, bizim kanun teklifimiz bunu da içeriyor değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, bakın, ben size şunu söylemek isterim: Bunu eğer çözmek istiyorsanız, bir kere araştırma komisyonuna "evet" diyeceksiniz. Bakın, bir, araştırma komisyonuna "evet" diyeceksiniz, "evet", neden kaçıyorsunuz? (Yeni Parti sıralarından alkışlar) İki, zarara uğratan kamu görevlileri varsa onların görevden alınması ayrı, zararı da rücu edeceksiniz, bunu da önüne koyacaksınız; bu milletvekili ise, bu bakansa, bu bürokratsa onlara zararı rücu edeceksiniz.
Arkadaşlar, başka bir konu, bir atama rejiminiz var; genellikle eski bakan oğlu, eski milletvekili kardeşi ya da bakan yakını, hepsini atıyorsunuz. Sonra onun görevi bitince "Ya yetmez, sana da bir aşağıda başka bir genel müdürlük verelim." diyorsunuz; SPK'dan alıyorsunuz, Devlet Denetleme Kuruluna gönderiyorsunuz, sonra adama "Devlet Denetleme Kurulundayken SPK'da yaptığın suçları denetle." diyorsunuz. Ya, böyle bir dönerli sistem olabilir mi? İşte başka bir yasal düzenlemeyi de burayla ilgili yapmanız lazım. Bu dönerli atama rejiminden vazgeçmeniz lazım.
Ayrıca, Tera Portföy varken Tera Yatırım Bankası varsa ve o banka şüpheli işlemi bildirmiyorsa -ki bildirmez kendi bankası- MASAK da "Bana şüpheli bildirim olmadan ben bunu yakalayamam." diye Komisyonda itiraf ediyorsa -MASAK Başkanı- o zaman, şu verdiğiniz lisansları kimin verdiğini sorgulamanız lazım. Tera Yatırım, Adil Kalkınma, hedef yatırım, destek; bunlara lisansı kim verdi, nasıl verdi, sorgulamanız ve hesap sormanız gerekir değerli arkadaşlar. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Bunu sormazsanız eğer şebekeyi birbirinden ayıramazsınız çünkü şebeke bunlarla bütünleniyor.
Değerli arkadaşlar, ben başka bir tehlikeye işaret etmek isterim -zamanım az kaldı- o da şu: Sayın Bakan, özel kesim tahvilleriyle ilgili, tahvil senetleri ve ihraçlarıyla ilgili "Çok küçük bir miktarı 26,5 milyar, yıl sonuna kadar toplamda 1 trilyon." diyor, bunun ekonomiye fazla etkisi olmayacağını söylüyor. Bakın, buradan uyarıyorum; böyle değil, bütün şirketler yüksek maliyetli faizden kredi kullanamıyor, limit zaten yok. Sonra kendisi özel alternatif alanlar yaratmak istiyor borçlanmayla ilgili, sermaye ihtiyacıyla ilgili. Orada da bu özel tahvil senetlerine ihtiyaç duyuyor ama ne yazık ki sayenizde güven kalmamış ve bu konuda sorun yaşıyor, bir dönerli kriz yaşıyoruz. Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, gerçekten büyük bir krizin eşiğindeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZGÜR KARABAT (Devamla) - Bu sadece fon krizi değildir, borsada yoksullaşmadır aynı zamanda ve değişik ödeme, borçlanma alternatiflerinin yok olmasına yol açan, ekonomide başka krizleri tetikleyen bir krizdir. Bu mesele, devleti baştan aşağı sarsacak bir krizdir. Sadece Tera'nın ödeme temerrüde düşen borçları 6 milyarı aşkın; 6 milyarı aşkın arkadaşlar, bu öyle küçük işler değil. Dolayısıyla bu özel kesim tahvilleriyle ilgili borçların temerrüde düşme riski var, ayrıca yeni tahvil çıkartamama riski var; buna aracılık etmek istemiyor kurumlar, böyle bir risk var.
Son olarak, değerli arkadaşlar, Şubat 2025'te bu bahsettiğimiz fonların büyüklüğü 297 milyarken 28 Ağustos 2026'da 1 trilyon 233 olmuş. Yani, göz göre göre günaha ortak olmuşsunuz, bu fonların değeri tam 1 trilyon şişmiş. Dolayısıyla, bu yasayı böyle geçirseniz günaha ortak olmaya devam edersiniz.
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)