GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
Yasama Yılı:5
Birleşim:8
Tarih:20.10.2026

YENİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT ÖZLALE (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, tabii, ilk akla gelen sorulardan bir tanesi bu fon vurgunun sorumlusu kim? Bu ekonomik krize kadar gidebilecek olan bu vurgunun sorumlusu kim? Burada elimizde önemli bir ipucu var, 28 Mart 2019'da Sayın Erdoğan'ın Haymana'da şöyle bir açıklaması var: "Ekonominin, Türkiye ekonomisinin sorumlusu benim, ben!" Dolayısıyla bu yönetim sistemine girdikten sonra bu fon skandalı başta olmak üzere Türkiye ekonomisinin bir türlü kurtulamadığı bütün skandalların; Kombassan, Yimpaş, Çiftlik Bank, Taşkesenlioğlu, daha sonrasında da bu, şimdiki konuştuğumuz fon vurgununun tek bir sorumlusu vardır; Sayın Erdoğan ve Sayın Erdoğan'ın bize layık gördüğü yönetim sistemi. O yüzden ilk sorunun cevabı "Bu işin sorumlusu kim?" derseniz Sayın Erdoğan ve yönetim sistemidir.

İkinci soru şu: Bu fon vurgununu kim, ne zamandan beri biliyordu? Bununla ilgili de elimizde çok somut şeyler var, cevaplar var. Geçen sene Kasım 2025 yılında Sayın Mehmet Şimşek "Piyasada manipülasyon olduğunu biliyoruz." dedi. Daha sonra o dönemi SPK Başkanı, o da daha sonrasında kamu gözetiminden sorumlu kişi oldu, o da piyasa manipülasyonu olduğunu kabul etti. Dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, şimdiki Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek de "Evet, Borsa İstanbulda bir manipülasyon vardı fakat bize soruşturma izni verilmedi." dedi. Yani bir seneden beri aslında bizzat sadece biz değil yani Meclis tutanaklarına, Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarına geçecek açıklamalarınız değil, bizzat AK PARTİ'li bakanların, bürokratların piyasada manipülasyon olduğuna dair açıklamaları vardı ve hiç kimse hiçbir şey yapmadı. O şarkıyı biliyorsunuz, Leonard Cohen'in "Herkes biliyordu zarların hileli olduğunu." Herkes biliyordu gerçekten de. Yani bu işte piyasa manipülasyonu olduğunu biz bu fon vurgundan önce de biliyorduk. Birkaç tane hisse söyleyeyim size, işte Vişne Maden, ondan sonra Kontrolmatik, onun öncesinde SASA; bütün bunlarda fon manipülasyonu yok muydu, hisse senedi manipülasyonu yok muydu? Bal gibi vardı, herkes biliyordu, bizler bunu açıklıyorduk. Peki, bunun sonucunda herhangi bir şekilde bir bürokrat ya da bu manipülasyonu yapan birisi gerçekten cezalandırıldı mı? Hayır, cezalandırılmadı. Hiç kimseye hiçbir şey olmadı, hâlâ da olmuyor. Sadece 3 kişiyi siz görevden aldınız, istifa ettirdiniz, oysa ortada koskocaman 800 milyar liralık bir vurgun var ve bu vurgunun hâlâ sorumluları ortaya çıkmıyor. Şimdi, geçen sefer biz bu işin siyasi sorumlularından bahsetmiştik, AK PARTİ'nin bizzat MKYK'sındaki 3 kişiden bahsetmiştik. Bunlardan biri Fatma Betül Sayan Kaya'ydı, diğeri Sayın Hayati Yazıcı'nın oğluydu, kendisinin şirketiyle ilgili zaten şu andaki durumu biliyorsunuz, bir diğeri de bizzat bize sanayiye yatırım yapmamızı tavsiye eden fakat kendisi TERA'nın para piyasası fonlarında parasını değerlendiren Sayın Nihat Zeybekçi'ydi. Bu, işin siyasi tarafı, bir de işin bürokrat tarafı var. Burada bir liste hazırladık. Şimdi, bu bürokrat tarafını biz ortaya çıkarmadan, buradaki gerçek sorumluları ortaya çıkarmadan, tespit etmeden hiçbir şeyi çözemeyiz arkadaşlar. Şimdi, burada Borsa Yönetim Kurulu Başkanı var, Sayın Erişah Arıcan, Profesör Doktor. Sayın Erişah Arıcan o kadar kıymetli birisi ki aynı zamanda Türkiye Varlık Fonunun Yönetim Kurulu Başkan Vekili yani Sayın Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin en büyük anonim şirket olan Türkiye Varlık Fonuna Başkanlık etmediği zaman kendisi yerine Başkanlık eden bir hanımefendi, bir akademisyen. Eğer AK PARTİ dönemindeyseniz Erişah Arıcan'la tez yazmanız sizi ya Bakan ya Merkez Bankası Başkanı ya da çok önemli bir kurumun başına getirebilir. Neden? Çünkü kendisi aynı zamanda eski Hazine ve Maliye Bakanı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın tez danışmanı. Sadece Berat Bey'in mi tez danışmanı? Hayır. Kendisi aynı zamanda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının eski Başkanı ve 128 milyar dolarlık vurgundan sorumlu ve bu vurgundan sorumlu olduğu yetmiyormuş gibi daha sonrasında da böyle bir dönemde BDDK'nin başına getirilen Şahap Kavcıoğlu'nun da tez danışmanı. Şimdi, bu isim önemli. Neden? Çünkü Şahap Kavcıoğlu'nun döneminde bir Başkan Yardımcısı var: Taha Çakmak. Taha Çakmak'a birazdan geleceğim ama o dönemde, yine Şahap Kavcıoğlu döneminde bütün nitelikli Merkez Bankası çalışanlarını, uzmanlarını, ekonomistlerini canından bezdiren, mobbing uygulayan bir isim daha var: Doğan Başar. Doğan Başar da -biraz sonra bahsedeceğim gibi- Taha Çakmak gibi Türkiye Sigorta AŞ'nin yani Türkiye'nin en büyük sigortacılık şirketinin başındaki önemli isimlerden biri.

Erişah Arıcan'ın bağlantılarıyla devam ediyorum. Erişah Arıcan aynı zamanda JCR Eurasia'nın Yönetim Kurulu Başkanı, Sayın Feyzullah Yetgin'in de tez danışmanı. JCR Eurasia neden önemli? Çünkü son üç dört sene içerisinde, siz şirket tahvili çıkarmak istediğiniz zaman, bir şirket olarak kredi derecelendirme talebinde bulunmak istediğiniz zaman neredeyse piyasayı tamamıyla domine eden bir şirket var: JCR Eurasia. Bunun Genel Müdürü Feyzullah Yetgin. Kimin tez öğrencisi? Erişah Arıcan'ın. Peki, burada yönetim kurulu üyelerinde kim var? Server Demirci. Kimin çalışma arkadaşı ve beraber makaleleri var? Erişah Arıcan'ın.

Buradan devam ediyoruz, şimdi Borsa İstanbula geliyoruz. Borsa İstanbulun Yönetim Kurulu Başkanı zaten Erişah Arıcan. Peki, Borsa İstanbulda Genel Müdür Yardımcısı kim? Güzhan Gülay. Bu Güzhan Gülay Erişah Arıcan'ın doktora öğrencisi. Şimdi, bize devamlı Spaces odalarında fon mağdurları şu soruyu soruyor: "Bütün bu borsada manipülasyon olurken, hisse senedi fiyatları yüzde 150, yüzde 200 artarken, bu volatilite olurken Borsa İstanbul ne yapıyordu?" Şimdi, tabii, Borsa İstanbulun bununla ilgili bir birimi var, onun adı da Denetim ve Gözetim Kurulu. Başındaki kişi kim? Filiz Demirkıran. Filiz Demirkıran kim? Erişah Arıcan'ın eski özel kalemi yani bütün bu Borsa İstanbulda piyasa manipülasyonunu tespit etmekle görevli olan Denetim ve Gözetim Kurulu Başkanı Filiz Demirkıran kendisi yakın bir zamana kadar Sayın Erişah Arıcan'ın özel kalemi, şimdi de bu kurulun başında. Burada tabii bir de Borsa İstanbulun içerisinde İç Kontrol ve Risk Yönetimi biriminin başında olan bir başka hanımefendi var, Elvan Altıkulaç. Bu birim de çok önemli. Neden? Çünkü Borsa İstanbulun risk yönetiminden sorumlu bir birim. Elvan Altıkulaç'ın tez danışmanı kim? Erişah Arıcan. Peki, Elvan Hanım'ın bir eşi var, Ertan Altıkulaç, Ziraat Bankasında Uluslararası Bankacılığın başındaki kişi. Doktora tez danışmanı sizce kim? Erişah Arıcan. Şimdi, bütün bunlara baktığınız zaman eğer bu bürokratik bağlantıyı Erişah Arıcan üzerinden kurmazsanız, hisse senedi manipülasyonlarında Erişah Arıcan ve bütün bahsettiğim bu isimlerin bağlantısını, sorumluluğunu ortaya çıkartmazsanız bu işin bürokratik ayağını çözemezsiniz arkadaşlar, çok net.

Şimdi, buradan başka bir yere geliyoruz, burası daha bitmedi. Bir de tabii ki hissedarı Borsa İstanbul ve Türkiye Varlık Fonu olan Türkiye Sigorta AŞ var, Türkiye Hayat Emeklilik ve Türkiye Sigorta AŞ var; Türkiye'nin uzak ara en büyük sigorta şirketi bu. Bütün kamu kurumlarının sigortasını bunlar yapıyor ve Türkiye'de kendi alanında neredeyse bir tekel. Bunun başındaki kişi Taha Çakmak. Taha Çakmak'ı biliyorsunuz, biraz önce söylemiştim, eski Merkez Bankası Başkan Yardımcısı. Harika bir kariyeri var, İstanbul'da enerji bürokratlarıyla beraber kariyerine başlayan, Ziraat Bankasında bir şubede çalışarak Merkez Bankası Başkan Yardımcısı ve sonrasında Türkiye'nin en büyük sigorta kurumunun başına gelen kişi Taha Çakmak. Peki, hissedarı Varlık Fonu ve Borsa İstanbul olan Türkiye Sigorta AŞ'ye üç hafta önce neden tedbir konuldu? Ben size söyleyeyim: Çünkü Türkiye Sigorta AŞ'nin Tera Yatırım fonlarında bir sürü parası battı, bunu açıkça biliyoruz. Şimdi, üç gün önce Taha Çakmak bildiğiniz gibi geldi ifade verdi ve istifaya zorlandı. Taha Çakmak öyle sıradan birisi değil arkadaşlar, Taha Çakmak gördüğünüz gibi, burada Sayın Cumhurbaşkanımızdan "Türkiye Sigorta bu sene iyi kâr etti." deyip "Aferin" alan birisi. Peki, bu neden önemli? Çünkü Türkiye Sigorta AŞ bu devasa kârları elde ederken aslında çok şaibeli fonlara da yatırım yapıyordu, Tera gibi. Peki, son dönemlerde Türkiye Sigorta AŞ'yle ilgili biz neyi biliyoruz? Bilançolarını açıklayamadılar. Ben de şimdi buradan soruyorum: Türkiye'nin en büyük sigorta şirketi olan Türkiye Sigorta AŞ bilançosunu niye açıklayamadı? Taha Çakmak bu işin neresinde? Taha Çakmak Türkiye Sigorta AŞ'nin fonlarını Teranın yatırım fonlarına yatırdı mı? Bunları bilmeden bizler bu krizin boyutuna erişemeyiz. Taha Çakmak'ın kendisinin Tera Yatırım fonlarında bir yatırımı var mı? Bize gelen haberlerde devasa bir yatırımı olduğu yönünde. Şimdi, bunu araştırmadan yani geçenlerde sadece istifası istenen ve daha sonrasında da "Hadi gidebilirsin." dediğiniz Taha Çakmak araştırılmadan bu fon vurgununu, özellikle kamu tarafındaki siz bağlantılarını tespit edemezsiniz arkadaşlar, buradan sizlere bu isimleri sunuyoruz. Peki, bu Türkiye Sigorta, Taha Çakmak kendisiyle beraber çalışanlarını da zengin etti mi? Bir kısmını, üst yönetimde bulunanları işte, burada size KAP formları. Burada önemli bir şey var, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu üyelerinden biri -geriye dönüyoruz şimdi- Cem Demiroğlu, Cem Demiroğlu'nun eşi Şahika Hanı, Şahika Hanım Türkiye Sigorta AŞ'nin yan kuruluşu olan Türkiye Hayat Emeklilikin de şu anda üst düzey yönetiminde. Peki, bu Taha Çakmak yönetiminde Türkiye Sigorta AŞ ve Türkiye Heyet Emeklilik bizler burada emekli zamlarını konuşurken, bizler burada asgari ücrete zammı konuşurken bakın neler yapmış. KAP formu arkadaşlar, bakın, Türkiye Sigortanın 2023-24'teki ücret artışı üst düzey yöneticilere yüzde 118,54; 2023-24'te Türkiye Sigorta AŞ'nin Taha Çakmak marifetiyle üst düzey yöneticilere yaptığı ücret artışının KAP formu. Devam edelim, 2024-25 yüzde 104 ücret artışı. Devam ediyoruz, Türkiye Hayat ve Emeklilik, buradaki 2023-24'teki artış üst düzey yöneticilere yüzde 102; 2024-25'te yüzde 122.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - E, o kadar çalışıyorlar yani (!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yiyin efendiler, yiyin! Yiyin efendiler!

ÜMİT ÖZLALE (Devamla) - Şimdi, sizler Türkiye Sigorta AŞ'yi, Türkiye Sigorta AŞ'nin hangi şaibeli fonlara yatırım yaptığını, bu şaibeli fonlara yaptığı yatırımlardan sonra bizim sigorta primlerimizin nasıl riskli bir şekilde yönetildiğini burada tespit etmeden bu fon vurgunun esas maliyetini çözemezsiniz arkadaşlar. Bakın, burada size isimleriyle veriyoruz, KAP formlarıyla beraber veriyoruz. Ziraat Bankası ile Tera arasındaki ilişki çözülmeden, Türkiye Varlık Sigorta AŞ ile Tera arasındaki ilişki çözülmeden biz bu sorunu, biz bu fonun esas maliyetini, bunlarda sorumluluğu olan bürokratları hiçbir şekilde bilemeyiz. Burada başka ilginç şeyler de var Türkiye Sigorta AŞ'yle ilgili. KAP kayıtlarına göre Türkiye Hayat ve Emekliliğin VES kodlu borçlanma araçları fonunu İstanbul Portföy yönetiyor. İstanbul Portföy şu anda sıkıntıda ve burada AK PARTİ'li Samsun Milletvekili Sayın Ersan Aksu -Plan ve Bütçe Komisyonundan da arkadaşımız- Komisyon görüşmelerinde bizzat Türkiye Hayat Emekliliğin portföyünü yöneten İstanbul Portföy Yönetim AŞ hakkında 2 ayrı kurul kararıyla 4 milyon 590 bin lira idari para cezası uygulandığını söylüyor. Yani arkadaşlar, bütün her şey herkesin gözü önünde oluyor. Gerçekten bir kamu denetimi olsaydı, bir kamu otoritesi olsaydı o zaman bizler bütün bu rezilliğin hiçbirini yaşamazdık.

Şimdi, biraz da şundan bahsetmek istiyorum: Bizim kanun teklifimizden. Bu fon vurgunu ortaya çıktığı zaman, 28 Eylülde bizler grup danışmanlarımızla beraber bir kanun teklifi yaptık ve sizin bu kanun teklifinden yani bizim bundan üç hafta önce yaptığımız kanun teklifinden daha iyi bir kanun teklifi, daha kapsamlı bir kanun teklifi getirmenizi beklerken geçen hafta getirdiğiniz kanun teklifi bir sürü hukuki sorunlara yol açabilecek olan, oldukça da sınırlı bir kanun teklifi. Buradan size soruyoruz, AK PARTİ'li arkadaşlara soruyoruz: Toplanan parayı kime, hangi hesapla, hangi takvimde ödeyeceksiniz, belli mi? Hayır, belli değil. Vatandaş hesabına nasıl itiraz edecek, belli mi? Hayır, belli değil. Varlıkları nasıl satacaksınız, belli mi? Hayır, belli değil. Süreci kim denetleyecek, belli mi? Hayır, belli değil. Burada da bir şey daha söyleyeyim size: Borsa İstanbulu denetlemekle yükümlü olan Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, oranın yönetim kurulu üyesiydi. Yani öyle bir sistem kurmuşsunuz ki Devlet Denetleme Kurulu, Borsa İstanbulu denetlemekle yükümlü kişi ama aynı zamanda oranın yönetim kurulu üyesiydi. Şimdi, bu Devlet Denetleme Kurulu Başkanı kendisinin yönetim kurulu üyesi olduğu döneme gidip kendisinden randevu alıp oradaki usulsüzlükleri mi tespit edecek? Böyle bir dünya var mı? Bütün bunlardan sonra o zaman bu fon vurgununun nasıl geldiğine hayret etmeyeceksiniz AK PARTİ'li arkadaşlar.

Şimdi, bu teklifte en büyük problemlerden bir tanesi fazla kazançların geri alınması. Bugün Sayın Mehmet Şimşek'i ben televizyonda dinlerken şöyle bir cümle kurduğuna rastladım, daha sonrasında da geriye aldım, gerçekten bunu kurmuş, diyor ki: "Fon mağdurları paralarını nasıl alacaklar? Çok büyük ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecekler." Tekrarlıyorum, Sayın Şimşek, Hazine ve Maliye Bakanı, kendisi fon mağdurlarının... Binlerce insanla konuşuyoruz, her gün sohbet odalarında binlerce insanla konuşuyoruz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten ilk duydukları açıklama bu. Cümleyi tekrar okuyorum size: "Çok büyük ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecekler." Ne anlıyorsunuz burada? Çok büyük ihtimalle bir ihtimal alıyorlar. Daha sonrasında burada bu haksız kazanç meselesinde öyle bir terim tanımladınız ki gerçekten Türkiye Cumhuriyeti devletine yakışmıyor. Dediniz ki: "Gönüllü iade." Aynı röportajda Sayın Şimşek şunu söyledi: "Gönüllü iade ettikten sonra bizler paralarını iade etmeyen ve fazla kazanç sağlayanların hakkında hukuki işlem başlatacağız. Hepsinin bizde kayıtları var, algoritmadan tespit ettik." O zaman ben burada Sayın Bakan Yardımcıma ve sizlere soruyorum: Madem haksız kazanç sağlayanları algoritmayla tespit ettiniz, elinizde haksız kazanç sağlayanlar var, neden gönüllü iadeye başvuruyorsunuz? Yoksa acaba aranızda bazı AK PARTİ'li arkadaşlar haksız kazanç sağlayıp gönüllü iade opsiyonunu kullandıktan sonra o haksız kazanç sağlayanlar listesinden çıkarılacak mı? Bir hukuk devletinde şunun bana bir cevabını verin, bir hukuk devletinde sizler "Biz haksız kazanç sağlayanları tespit ettik." diyorsanız eğer -bunu Hazine ve Maliye Bakanı bugün canlı yayında söyledi- tespit ettikten sonra gönüllü iadeye ne gerek var? Neden haksız kazanç sağlayanlara hemen hukuki işlem başlatmıyorsunuz? Bunun bir sebebi de niye insanlara bir çıkış kapısı gösteriyorsunuz? Bu insanlar, binlerce fon mağdurunun bir aydan beri haklarını yemişler, binlerce fon mağduruyla konuşuyoruz, bu insanlar Hazine ve Maliye Bakanının ağzından çıkacak bir cümleye bakıyorlar ve Hazine ve Maliye Bakanı diyor ki: "Çok büyük ihtimalle kişiler yatırdıkları parayı bir ihtimal alabilecekler."

Daha sonrasında, AK PARTİ Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler bu konuya giriyor ve yüksek getiri elde edenlere kendi vicdan muhasebelerini yapmalarını, vicdanlarında bu kazancı haksız buluyorlarsa gelip iade etmelerini öneriyor. Arkadaşlar, siz Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetiyorsunuz, bir devleti yöneten bir partiye bu kadar ciddiyetsiz bir yaklaşım yakışmıyor, gerçekten yakışmıyor. (Yeni Parti ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Yani şöyle: Fon mağdurlarına ihtimal, fazla kazanç elde edene bir vicdan muhasebesi öneriyorsunuz yani benim buradan anladığım bu. "Eğer haksız kazanç elde etmişseniz bir vicdan muhasebesi yapın içinizde, gönlünüzden ne kopuyorsa..." Öbür türlü, gerçekten mağdur olanlara da diyorsunuz ki: "Bir ihtimal paranızı alabileceksiniz." Allah aşkına soruyorum: Devlet ciddiyeti bu mudur arkadaşlar ya? Hangi kanun teklifinde gönüllü iade diye bir şey olur haksız kazanç sağlayanları madem tespit edebiliyorsunuz? Yani göreviniz vatandaşa sadece, yalnızca ihtimalleri söyleyip ondan sonra şu ana kadar bu haksız kazanç sağlayanların delilleri karartmasına, paralarını yurt dışına çıkarılmasına izin vermek midir? Yani vatandaşın bütün birikimi devletin ağzında yalnızca bir ihtimal olarak mı kalacaktır? Biz bir kazancın hukuka aykırı olup olmadığını o kazancı elde eden kişinin vicdanına mı bırakacağız arkadaşlar? Kişi, "Benim vicdanım rahat." dediğinde ne yapacağız? "Hayır, senin vicdanın demek ki rahat değil, sen haksız kazanç elde ettin." deyip ona soruşturma mı açacağız? Böyle bir kanun teklifi mi olur arkadaşlar? Neyse, biz burada gerçekten vicdanına çağrı yapan bir temenni metninin ötesinde bir kanun teklifi bekliyorduk, sizler de kanun teklifi yazmada mahirsiniz ama hakikaten bu bir temenni metninin ötesine geçmiyor.

Bunun dışında bazı mağduriyetlerden bahsetmek istiyoruz sürenin de sonuna gelirken. Bizler diyoruz ki: Bir sürü mağduriyet yaşayan insanlar var. Mesela, burada PBLK mağdurları var, bu mağdurların biraz sesini duyurmak istiyorum size: Vatandaş TEFAS üzerinden aldığı fon için yasal işlem saatlerinde satış talimatı veriyor, talimat sisteme alınıyor, payları işlem için bloke ediliyor, vatandaş da ödeme gününde parasını hesabı geçmesini bekliyor ama o ödeme bir türlü gelmiyor ve Hazine ve Maliye Bakanlığına soruyorum: Arkadaşlar, siz neden PBLK mağdurlarına bir açıklama yapmıyorsunuz?

Bakın, bu kişiler direkt olarak satış emrini vermişler, karşı taraf onaylamış, para orada bloke; bunlarla ilgili neden herhangi bir açıklama yapmıyorsunuz, bu insanları mağdur etmeye ne hakkınız var?

Bir sürü mağduriyet var, bunları söyleyeyim size: Mesela, "TMV" diye tasfiye dışında kalan fonlardaki yatırımcılar var. Dün "Space" odasında bunlarla beraber konuştuk. Bu insanlar da... TERA bünyesinde 21 fondan 6'sı tasfiye ediliyor, 15'i kapsam dışında, bunlar 15 tane kapsam dışında kalan fonlar. Burada 15 bin kişi ve 45 milyar büyüklük var. Bunlar için ne öneriyorsunuz mesela? Ee, bu da yok, bunu da kapsamıyorsunuz, bunun için de bir şey söylemiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.

ÜMİT ÖZLALE (Devamla) - Şöyle bir şey söylemek gerekiyor: Bizler burada Yeni Parti milletvekilleri olarak her gün X odalarında bu fon mağduriyetini dinliyoruz ve bu fon mağdurlarının gerçekten bir intiharın eşiğine geldiğini görüyoruz; içlerinde çok büyük sıkıntı yaşayanlar var, eşiyle boşanmak üzere olanlar var, intihar etmeyi düşünenler var ve ondan sonra, bugün bu işlerden sorumlu Hazine ve Maliye Bakanı aynen şu açıklamayı yapıyor: "Bir musibet bin nasihatten iyidir." Ya ne zaman bu kadar empati yoksunu oldunuz? Allah aşkına, bir an önce devleti yönetme ciddiyetine kavuşun ve karşımıza çok daha ciddi; fon mağdurlarını, fonzedeleri fonzadelerden ayıran bir kanun teklifiyle gelin diyorum, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (Yeni Parti ve CHP sıralarından alkışlar)