| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 125 |
| Tarih: | 10.08.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, siyasi partilerimizin Saygıdeğer Genel Başkanları, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Yürütmekte olduğumuz Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi hakkında grubumuz adına 5'inci maddede söz almış bulunuyorum.
Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Yaşanan sürecin yani terör örgütünün, terörün tasfiyesiyle alakalı dünyadaki tek örnek biz olmadığımızı, bundan önce çeşitli zamanlarda İrlanda'da, Sri Lanka'da, Kolombiya'da, Filipinler'de bu tür tartışmaların olduğunu, terör örgütleri ile iktidarların, devletlerin müzakereler yaptığını ve son tahlilde bu müzakereler neticesinde de bazı adımların atıldığı gerçeğini hep beraber bilmemiz gerekir. Dolayısıyla biz bu noktada ilk değiliz, daha doğru, geniş bir perspektiften bakmamız gerektiğine inanıyorum.
İkincisi: 7 Ekim 2023 itibarıyla Türkiye'de, daha doğrusu bölgede çok önemli gelişmeler oldu, güvenlik mimarisi baştan sona değişti diyebiliriz. 2025 yılında On İki Gün Savaşları, 28 Şubat 2026 ABD-İsrail'in İran'a saldırıları, Aksa Tufanı Operasyonu, İsrail'in yayılmacılığı bütün bunlarla beraber bölgedeki bütün dengelerin değiştiğini, aslında bu dengelerle beraber sosyolojinin de değişme tehdidiyle karşı karşıya kaldığını bilmemiz lazım. Tam da bu noktada aidiyet duygusunun güçlendirilmesi, 86 milyon vatan evladının birliğinin ve beraberliğinin yeniden tesisi, kardeş olduklarının bir kere daha hatırlatılması adına yapılan bu sürecin, yürütülen bu sürecin önemli olduğunu ifade etmek isterim. En büyük endişemiz, endişelerimizden biri neydi? Bölünme tehdidi, bölünme korkusu, daha doğrusu 784 bin kilometrekarelik bir alan içerisinde acaba tekrar bir tehditle karşı karşıya kalır mıyız ve terörle mücadelede hiçbir zaman zafiyet göstermeden adımlar attık, bu mücadeleyi verdik. İşte, tam da bugün biz bu bölünme korkusunun, tehlikesinin, tehdidinin ortadan kalktığını; özerklik, bağımsızlık gibi herhangi bir talebi olmadığını ve neticede 40 binin üzerinde 50 bine yakın şehidimizin, insanımızın hayatını kaybettiği bir ortamda bir barış ortamının, bir huzur ortamının olması gerektiğini, olmaya dönük adımlar atıldığını görüyoruz. Şunu net olarak bilelim: Terör meselesi uluslararası güçlerin elinde maalesef yapılan kimi yanlış uygulamalarla beraber bir karta dönüştü. Tam da bu zamanda, kritik dönemde, güvenlik mimarisinin değiştiği bu ortamda bu kartın uluslararası güçlerin elinden -alma fırsatı diyorum- tam olarak alınabilmesi için daha yapılması gerekenler var. Bir fırsat doğdu, bu fırsat için biz zaten bu sürece önemli bir yaklaşım içerisinde olduk ve bu fırsatın mutlaka heba edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu meseleye siyah, beyaz olarak yaklaşmak sorunu tam olarak anlamamıza yetmeyebilir. Belki biraz gri alana çekilmek, gri alanda da olumlu tarafa doğru bir bakış sergilemek ve bu gri alandaki bakışımızla birlikte fotoğrafı daha geniş çekmeye çalışmak, böyle uç örnekler üzerinden değerlendirme yapmamamız daha doğru olur. Ayrıca, bu çerçeve yasa teklifine sihirli bir değnek muamelesi yapmak da belki bulunduğumuz noktayı farklı bir noktaya taşıyabilir, doğru bir yaklaşım olmaz, teenniyle, itidalli bir yaklaşım içerisinde olmamız gerekir.
Bölgede tabii, Amerika'nın hedefleri, Amerika'nın bölgedeki Büyük Orta Doğu Projesi, bütün bunların ne amaçla kurgulandığını biliyoruz. Şimdi, tam da bu dönemde Amerika'nın müdahil olmak isteyeceği, Amerika'nın işin merkezinde olmak için bazı adımlar atacağı gerçeğiyle de yüzleşmek ve bunu engellemek adına adımlar atmamız, buna göre tedbir almamız gerekir diye düşünüyorum. İnancımız, aynı zamanda iç kargaşayı, iç savaşı, olası -Allah korusun- farklı iç huzursuzlukların olmasını engeller. Niye? Çünkü biz 86 milyon bir ve beraberiz, kardeşiz. Bin yıllık tarihimizde biz birçok bedeller ödedik, birçok imtihanlardan geçtik, bu imtihanları başarıyla verdik. Allah'ın izniyle bu terör imtihanını da başarıyla vereceğimize yürekten inanıyorum. Bizim inanç birliğimiz var, inancımız bizi kardeş kılmış dolayısıyla etnik kimliklerimizin, mezhepsel farklılıklarımızın bu noktada bizi herhangi bir olumsuzluğa sürüklememesi gerektiğini de ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, Halil Cibran'ın -yani bilirsiniz, Lübnanlı şair, önemli bir düşünür- çok güzel bir sözü var: "Bölük pörçük olmuş, her parçası kendisini ayrı bir millet sanan millete yazık." diyor. Halil Cibran bu değerlendirmeyi çok önemli yapmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Hemen bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - İşte, bu terör yüzünden; bu zamana kadar, kırk yılın üstünde yaşadığımız acı tecrübeler yüzünden, maalesef, parça parça olma riski olduğu bir ortamda, işte, Türk'üyle, Kürt'üyle, farklılıklarıyla tek bir millet olmanın yol haritasını doğru bir şekilde hazırlamamız gerekir diye düşünüyorum.
Son olarak da şunu söyleyeyim değerli arkadaşlar, bunu sizin vicdanlarınıza bırakarak söylüyorum: 2023 seçimlerinden önce seçim değerlendirmelerinde, miting meydanlarında bizi değerlendirirken PKK'yla iş birliği yaptığımıza dair bin bir türlü, birçok cümle kullandınız. Biz şimdi nefsî davransak bu cümlenin farklı boyutlarıyla size mukabelede bulunmamız lazım ama sizin popülizm adına yaptıklarınızı, sizin o gün bu duyguları istismar ederek yaptıklarınızı biz yapmayacağız yani sözüm şu ki sizin bize yaptığınızı, biz ülkemize, milletimize yapmayacağız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)