| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 125 |
| Tarih: | 10.08.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumumuzun tamamını ilgilendiren, 86 milyon vatandaşımızın gözünün, kulağının Gazi Meclisimizde olduğu bugünlerde bu sürecin karşısında olanların da haklı gerekçeleri var; bu acının, bu çatışmaların bitmesini isteyenlerin de haklı gerekçeleri var. "Endişelerimiz var." diyenler var, "Umudumuz var." diyenler var ama hepimizin de vazifeleri ve ödevleri var arkadaşlar. Geçen gün bu kürsüde şöyle bir şey anlatmıştım hatırlarsanız eğer, buna istinaden söyleyeyim: Nasrettin Hoca'ya iki kişi gelir ve derdini anlatır şahıs "Haklısın." der, diğeri derdini anlatır, ona da "Sen de haklısın." der. Oradan vatandaşlar der ki: "İkisine de haklısın." diyorsunuz. "Peki, siz de haklısınız." ifadesini kullanır. Bugün Türkiye'de hemen hemen herkese çok rahat bir şekilde haklısınız diyebileceğimiz bir iklimdeyiz.
Değerli arkadaşlar, geçmişten günümüze kadar çeşitli hükûmetler bu meselenin çözümü için çalıştılar ve çaba sarf ettiler ve bedel ödediler. Bu çabaların kıymetini biliyoruz ancak bir kanun teklifini değerlendirirken niyetle yetinemeyiz, onu Anayasa’nın süzgecinden geçirmek yasama erki olarak bizlerin en asli görevidir. Silahların susması iyidir ve doğrudur ve desteğimizi de esirgemiyoruz, mutlaka silahlar bırakılmalıdır ama "Nasıl?" sorusu da en az "Neden?" sorusu kadar önemlidir. Bu Meclisin görevi yürütülen bu sürece hukuki bir kılıf bulmak değil süreci hukukun içinde tutmak ve adaletin gereğini mutlaka yerine getirmektir.
Teklif devam eden soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesini, kesinleşmiş mahkûmiyetlerin infazının durdurulmasını ve sürenin sonunda cezanın infaz edilmiş sayılmasını öngörüyor. Teklifin yalnızca PKK/KCK bağlantılı suçları kapsaması da ayrıca değerlendirmelidir. Cezada adalet, infazda eşitlik temel ilkedir. Millî Güvenlik Kurulunun teyidine yeni soruşturma açılmasının mümkün olması ise yargı bağımsızlığı açısından ciddi bir meseledir. Cumhuriyet savcısının suç şüphesi karşısında harekete geçmesi idari bir makamın iznine bırakılamaz, yargının son sözü yine yargının olmalıdır. Görevini hukuka uygun yapan kamu görevlisini koruyalım ancak yetki aşımını, ağır kusuru ve kötü niyeti koruma altına almayalım; güvence başka şeydir, dokunulmazlık zırhı ise başka bir şeydir. Hukuk devleti, adalet ve eşitlikten taviz vermeden barışı aramak hepimizin sorumluluğudur. Ancak bir elinizle demokratikleşmeden söz edip öbür elinizle siyasi rakiplerinizi yargı eliyle tasfiye ederseniz bu ülkeye huzur getiremezsiniz. Terörsüz Türkiye, hukuksuz bir Türkiye'de kalıcı hâle getirilemez değerli milletvekilleri. Bu Meclis millet iradesinin tecelli ettiği yerdir, hiçbir sürecin baypas edilebileceği bir yer değildir. Kapalı kapılar ardında kurulan mutabakat, mutabakat değildir, milletin önünde, bu çatı altında açık ve şeffaf kurulmayan hiçbir uzlaşı da kalıcı olamaz. Türkiye'nin meseleleri çözümsüz değildir çünkü bu kavga, değerli arkadaşlar, bir Kürt ile Türkmen'in veyahut da Kürt ile Zaza'nın veya Kürt ve Arap'ın kavgası veya o bölgede yaşayan etnisitelerin kavgası değildir. Bu kavga asla ve asla bir etnik kavga değildir. Bu kavga asla ve asla bir mezhepsel kavga değildir. Bu kavga terör örgütü ile güvenlik güçlerinin mücadelesiydi bugüne kadar değerli arkadaşlar. O nedenle, bu soruna birileri "Kürt sorunu" diyebilir, birileri buna "bir terör sorunu" diyebilir, birileri buna "Kürt sorunu endüstrisi" diyebilir veyahut da birileri de "demokratikleşme sorunu" diyebilir ki herkes kendi cephesinden doğru olarak görebilir ki ben demokratikleşme sorunu olduğunu açık ve şeffaf bir şekilde söylemek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, bizim meselemiz birbirimizle değil, milletimizin arasına fitne sokan, dışarıdan desteklenen terör yapılarının tamamıyladır. Dün olduğu gibi bugün de birliğimizi koruyacak, teröre ve terör üzerinden siyaset yapanlara karşı ortak irademizi ortaya koyacağız ancak barış için sözümüzü söylemekten de vazgeçmeyeceğiz. Türkiye ne kadar saldırı altında olursa olsun, biraz önce söylediğim gibi, el-cüzi lâyetecezzâ devlettir yani parçalanamayan parçadır.
Bizim birliğimiz, kardeşliğimiz ve vatandaşlığımız farklılıklarımızı yok sayarak değil, onları bir zenginlik olarak görerek demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, denetlenebilirlik, hesap verilebilirlik ve özgürlükler içerisinde yaşatarak güçlenecektir.
İktidar geçmişte de demokratik bir Türkiye için önemli adımlar altmıştı, biraz önce Hüseyin Yayman, bunların hemen hemen hepsini söyledi yani Kürtçenin kamusal alanda kullanılması veyahut da Kürtçenin eğitimde öğretilmesi, aynı zamanda Kürtçe radyo, televizyon, gazete gibi yayınların serbest bırakılması, propagandalarda kullanılması, enstitülerin kurulması, bölümlerin açılması, öğretmenlerin yetiştirilmesi ki uygulamalarda eksiklik olabilir ama TRT Şeş'in TRT Kurdî olarak yayın yapması değerli demokratik çalışmalardı, o çalışmaların uygulanabilirlik alanında da değerli olması için azami gayret sarf edilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Şimdi ise aynı cesareti geleceğe taşımak zorundayız. Türkiye'nin meselelerini konuşmaktan, toplumsal talepleri tartışmaktan, demokratikleşme ve hukuk alanında yeni adımlar atmaktan korkmamalıyız. Tabuları konuşulamaz ilan ederek değil, konuşarak; sorunları görmezden gelerek değil, çözerek aşabiliriz. Elbette bütün bunları yaparken devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, idari bütünlüğünden, toprak bütünlüğünden ve siyasi bütünlüğünden birbirimize karşı düşürmeye çalışanlarla mücadeleden ve ortak vatandaşlık hukukundan asla taviz vermeden hareket etmeliyiz çünkü başka Türkiye yoktur çünkü bizim meselemiz birbirimizle kavga etmek değil, birlikte daha adil, daha güçlü, daha özgür, daha zengin, daha müreffeh bir Türkiye inşa etmektir. Eğer bu ülkede çocuklarımız daha huzurlu, gençlerimiz daha umutlu, insanlarımız daha adil bir düzen içerisinde, bolluk ve bereket içinde yaşayacaksa bunun sorumluluğu hepimizindir. Siyasetçinin de aydının da devletin de vatandaşın da sorumluluğu aynıdır: Taşın altına elini koymak. Çeşitli iktidarlar bugüne kadar bu meseleyi çözmek istediler, çözemediler, kısmen çözdüler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Türkiye hepimizin ortak vatanı, kardeşliğimiz ise hepimizin gücüdür diyor, hepinizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)