GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:125
Tarih:10.08.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak 51 milletvekilinden müteşekkil Komisyon çalışmalarına ağustos ayı itibarıyla başladı ve şubat ayı itibarıyla çalışmalarını sonlandırdı. O çalışma ekibinin içerisinde grubu bulunan 5 siyasi parti vardı ve 5 siyasi parti olarak, diğer katılımcı milletvekili arkadaşların da onayıyla bu metni hep beraber oluşturduk ve bu metnin her satırında, her kelimesinde 5 siyasi partinin de katkısı ve oluru vardı. Bunu siz de bir övünç kaynağı olarak dediniz, 5 siyasi grup ve 51 milletvekili olarak bu çalışmayı hep beraber ortak akılla ortaya koyduk. Peki, geliyorum buna. Bunu niye tek başına siz hazırlıyorsunuz da diğer 5 siyasi parti grubunun katkısına açmıyorsunuz? Yani bunu hep beraber yapıyoruz ve çok doğru bir iş olduğunu söylüyorsunuz ama bunu yapmaya gelince kapalı devre çalışıyorsunuz, diğer parti gruplarının katkısını almıyorsunuz. Peki, buna da katkılarımızı alsaydınız, bunun gibi övünç duyacağınız, bütün grupların katkısına açık bir kanun ortaya çıkmış olmayacak mıydı? Niçin bu ortak akıldan, niçin bu hep beraber elimizi taşın altına koyma olayından geri duruyorsunuz? Bunu bence öncelikle kendinize sormanız lazım.

Bir diğeri de şu: Bu kanun ne diyor? Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi. Değerli arkadaşlar, kanunla tek başına toplumsal güven oluşmaz. Kanun, toplumsal güvene giden bir yol başlangıcıdır. Toplumsal güvenin olduğu yerde de toplumsal bütünleşme, toplumsal destek olur. Bugün bu kanun teklifinin en zayıf yönü şu: Toplumsal destek olmasına rağmen toplumsal güven zayıf. Niye? Çünkü hep kapalı devre gidiyorsunuz. Bakın, çıktı değerli Grup Başkanınız, ne ifade etti? "Zaten kanunun gizli saklısı yoktu ki, bu Komisyon raporunda hepsi vardı." dediniz. E, siz niye bu Komisyon raporunun sadece 6'ncı kısmını okuyorsunuz? 7'nci kısmı da var. Ona dair kanunu ne zaman getireceksiniz?

Evet, bu kanunun 1'inci maddesi amaç ve kapsamı belirliyor. Bizler de hep beraber konuştuğumuz zaman, bu sürece dair müstakil, geçici bir yasanın olması gerektiğini ve bu örgütün tasfiyesini sağlayacak bir müstakil yasaya da "evet" diyebileceğimizi ama Türkiye'deki hukuksuzlukları, Türkiye'deki adaletsizlikleri ve diğer 450 bini aşkın adli mahkûmun da eşitlik duygularını rencide etmeyecek bir infaz düzenlemesini de hep beraber ele almamız lazım dedik. Dolayısıyla, siz toplumsal güveni oluşturmak istiyorsanız, bu raporun sadece 6'ncı bendini buraya getirerek bu toplumsal güveni inşa edemezsiniz. O açıdan, bu 6'ncı bölüm, her ne kadar bu örgütün tasfiyesini sağlayacak bir güvenlik kanunuysa bu toplumun bir demokrasi paketine ihtiyacı var. Onun için, 7'nci bölümdeki demokratikleşme adımlarıyla ilgili hususları bir an önce getirin ki bu toplum size güven duymaya çalışsın. Aksi takdirde, sadece ve sadece stratejik değil, taktiksel düşündüğünüze bu toplum hükmeder ve bu sürece olan toplumsal destek azalmış olur. Onun için, bu sürecin başarıya ulaşabilmesinin en önemli hususlarından bir tanesi örgütün kendini feshetmesi, bütün silahlarını teslim etmesi ve bütün örgütsel varlığına son vermesi ise bir diğer önemli sacayağı da toplumsal güven ve toplumsal beklentilerin yönetilmesidir. Onun da yolu kayyumlar, onun da yolu Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması, onun da yolu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının behemehâl uygulanması. Bunların bir kısmının kanuna da ihtiyacı yok. Değerli AK PARTİ'li arkadaşlarımız kendi hükûmetlerine baskıda bulunarak bu idari adımların bir an önce atılmasını temin edebilirler. Sayın Devlet Bahçeli ısrarla Meclis kürsüsünde "Ahmetler göreve..." diyor ve diğer hususlarda talepte bulunuyor. Bu sürece bu kadar emek koymuş bir Sayın Genel Başkanın taleplerini niçin görmemezlikten geliyoruz? Çünkü o bu sürece toplumsal desteğin artması için sizden bu adımların atılmasını istiyor. Kulağınızın üstüne yatıyorsunuz, hiçbir demokratik talebi duymamazlıktan geliyorsunuz.

Yargı hâlâ bağımsız değil ve hâlâ yargı... Geçen gün burada İYİ Parti Grup Başkan Vekilimizin bir kürsü konuşması üzerinden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı resen soruşturma başladığını söylüyor. Ya, Meclis Başkanının ortalığı ayağa kaldırması lazım. Bir kürsü dokunulmazlığı var ve mutlak dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığı. "Sen yargı olarak Meclisin mutlak dokunulmazlık alanındaki bir hususa hangi hadle bu soruşturmayı başlatıyorsunuz?" niye diyemiyor Meclis Başkanı? Niye itiraz edemiyor AK PARTİ'li arkadaşlar? İşte, toplumsal güveni oluşturmanın yolu bu kitabın tamamına uymakla olur. Sadece işinize gelen kısmı apar topar bir an önce getirerek bu süreci olan toplumsal güveni sağlayamazsınız. Onun için buradan net bir şekilde ifade etmeye çalışıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - Tamamlayayım.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Evet, bu kanunun amaç ve kapsamı raporda da ifade edildiği gibi müstakil, örgütün tasfiyesini sağlamaya dönük, geçici ve bir güvenlik kanunu ama bu ülkenin sadece bu güvenlik kanununa değil, bir demokratikleşme adımına ihtiyacı var. Eski alışkanlıklarınızı devam ettirerek toplumsal huzuru ve barışı sağlayamazsınız; siyasi rakiplerinize operasyonu yaparak toplumsal barışı sağlayamazsınız. Her şey seçim kazanmak değil, milleti tarihî ve devleti kazanmak emin olun seçim kazanmaktan çok çok daha önemli ve kıymetlidir. Bunun yolu bellidir: Siz zaten demokratikleşmeyi sağladığınız zaman, zaten hukuk ve adalette herkese eşit davrandığınız zaman seçimi kazanacaksanız zaten kazanırsınız ama taktiksel adımlarla, sadece ayak oyunlarıyla seçimi kazanabilirsiniz, önümüzdeki seçimi de kazanabilirsiniz ama toplumsal huzuru sağlamadıktan sonra o seçimin ne size ne millete ne de bu devlete faydası var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (Devamla) - O açıdan, bu kapsamla ilgi sınırlı da olsa derhâl ve behemehal önümüzdeki süreçlerde yeni demokratikleşme kanun tekliflerini getirmenizi talep ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)