GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:125
Tarih:10.08.2026

MAHMUT ARIKAN (Kayseri) - Sayın Başkan, Değerli Divan, siyasi partilerin Kıymetli Genel Başkanları, muhterem milletvekilleri; hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Yaptığımız görüşmelerin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye büyük bir devlet; büyüklüğümüz yalnızca yüz ölçümümüzden, nüfusumuzdan, ordumuzun gücünden ibaret değil. "Türkiye" binlerce yıllık devlet geleneğinin, Anadolu'da asırlardır birlikte yaşama iradesinin, çok büyük acılardan sonra yeniden ayağa kalkabilmek kudretinin adıdır. Cumhuriyetimizin 2'nci yüzyılındayız, bir yüzyılı geride bıraktık. Büyük başarılarımız, büyük birikimlerimiz, büyük imkânlarımız var ancak geçmişten bugüne taşıdığımız, hâlâ çözmek zorunda olduğumuz meseleler de var.

Bugün Türkiye'nin hem geçmişini hem de geleceğini ilgilendiren bir kanun üzerine konuşuyoruz. Onun için, bugün kurulacak her cümlenin, atılacak her adımın, verilecek her oyun siyasi hesapların çok üzerinde bir anlamı var.

Değerli milletvekilleri, her şeyden önce bilinmesini isterim ki 56 yıllık millî görüş hareketi olarak bizler, ilk günden itibaren Türk'üyle Kürt'üyle bu milletin kardeşliğinin güçlü bir şekilde tesisi için çalıştık. Terörün çözümü için çok büyük çabalar harcadık. Bunun için tarihimizde 1991 ve 1994 yıllarında iki ayrı rapor yayınladık. Kimsenin cesaret edemediği bir dönemde Erbakan Hocamız Bingöl'de o müthiş konuşmayı yapmış, bunun için DGM'de yargılanmış, siyasi ceza almıştır. Yine, 2009 yılında bu kez Saadet Partisi olarak bu meselenin çözümüne yönelik rapor hazırladık. Bu raporun ismine özellikle dikkat çekmek istiyorum, "Gönüllü Birliktelik ve Kardeşlik" başlığıyla bu raporumuzu kamuoyuyla paylaştık. Yani bizler ne tek tipçi jakoben anlayışa teslim olduk ne de küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki oyunlarını görmezden geldik. Millî görüş hareketi bütün bu çabayı ortaya koyarken birçok iftiraya maruz kaldı. Buna rağmen ne küstük ne geri adım attık ne kınayanın kınamasına aldırdık. Milletimizin kardeşliğine, birlik ve beraberliğe katkı sağlayacak bütün hakikatleri en güçlü şekilde haykırmaya devam ettik.

Saadet Partisi olarak terörsüz Türkiye adı verilen süreçte kaygılarımızla birlikte beklentilerimizi de şeffaf bir şekilde hem muhataplarımızla hem de milletimizle paylaştık. Başından beri söylediğimiz bir şey var, "Terörsüz Türkiye müphem bir ifade. İhtiyacımız olan yaşanabilir bir Türkiye'dir." dedik. "Bizim için mesele yalnızca kanun teklifine 'evet' veya 'hayır' demekten ibaret değildir." dedik. "Asıl mesele Türkiye'nin kendi sorunlarını, kendi insanlarıyla, kendi Meclisiyle, kendi hukuk düzeni içerisinde çözebilme iradesidir." dedik. Elbette kaygılarımız var, elbette çekincelerimiz var, dikkatle takip ettiğimiz hususlar var. Bunları söylemekten, yanlış gördüğümüz noktaları ifade etmekten vazgeçmeyeceğiz ancak kaygılarımızın bizi yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine sürüklemesine de izin vermeyeceğiz. Bu nedenle, toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla bu sürece destek veriyoruz. Bu destek herhangi bir siyasi aktöre koşulsuz bir destek değildir, iktidarın bütün uygulamalarına verilmiş bir onay da değildir, kanun teklifinin her maddesine bir kefalet de değildir. Bizim desteğimiz Türkiye'nin meselelerini Türkiye'nin iradesiyle çözebilme çabasınadır. Bu "evet" Türkiye'nin iç işlerine hiçbir küresel gücün, hiçbir emperyalist odağın müdahale etmemesi için verilmiştir. Bu "evet" Filistin'i kana bulayan, bölgemizin geleceğine göz diken siyonist yayılmacılığa karşı Türkiye'nin daha güçlü, daha bağımsız, daha dirençli olması için verilmiştir. Biz, terörün sona ermesine "evet" diyoruz, silahların susmasına "evet" diyoruz, kardeşliğe "evet" diyoruz, hak ve özgürlüklere "evet" diyoruz, hukukun üstünlüğüne "evet" diyoruz, Meclis iradesine ve istişareye "evet" diyoruz. Ancak şiddetin meşrulaştırılmasına "hayır" diyoruz, millet iradesinin devre dışı bırakılmasına "hayır" diyoruz, kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlere "hayır" diyoruz, yeni vesayet anlayışlarına "hayır" diyoruz, Türkiye'nin geleceğinin başka hesaplara teslim edilmesine "hayır" diyoruz.

Değerli milletvekilleri, millî görüşün terör, devlet, kardeşlik, adalet, toplumsal bütünlük üzerine ortaya koyduğu yaklaşım ele alınmadan bugünkü tartışmalar içerisinde doğru yönü tayin etmek mümkün değildir. Terör meselesinin çözümü bir partinin seçim hesabı değil Türkiye'nin kazanması meselesidir. Silah bırakma ve tasfiye bu süreç için sadece başlangıç noktası olarak görülmelidir. Türkiye adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışması üzerinden bir düzene devam ederse yeni yeni sorunlar üretilecektir. Saadet Partisi sürece daha başından, en başından kategorik biçimde karşı çıkmayı, kâhinlik yapmayı, millî görüş müktesebatıyla bağdaştırmamıştır. Çözümün adresi Erbakan Hocamızın sürecin en karanlık dönemlerinde yaptığı konuşmalar, çağrılar ve çözüm önerilerindedir. Evet, bugün bir kez daha yüksek sesle tekrar ediyoruz: Kalıcı çözüm adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir. Saadet Partisi "Çerçeve yasaya karşı mıyız veya destekliyor muyuz?" ikilisine hapsedilemez. Burada mesele sadece bir terör örgütünün tasfiyesi değil, terörü yeniden üreten zeminin bütünüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Hâlihazırda yürüyen süreçle ilgili olarak Saadet Partisinin değerlendirme süreci silahların tamamen bırakılmasına dönük yöntem ve usuller, terör örgütünün tasfiyesini gerçekleştirme potansiyeli, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğünün tartışmaya açılıp açılmadığı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çözümün merkezi statüsünün devamlılığı, şiddete bulaşmamış insanların topluma yeniden kazandırılmasının nasıl mümkün olacağı etrafında şekillenmektedir. Saadet Partisi, yalnızca çerçeve yasayı destekliyoruz veya çerçeve yasaya karşıyız noktasında değildir, bundan daha büyük bir teklifi Saadet Partisi olarak biz ortaya koyuyoruz. Mesele, yalnızca terörü bitirmek değil, mesele, terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye'yi inşa edeceğimizdir. O nedenle, partimiz çerçeve yasaya şartlı bir destek sunmaktadır.

Birincisi, terörü ortadan kaldırmak devletin asli görevidir. Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz, devletin egemenliğine alternatif bir silahlı otorite kabul edilemez. Dolayısıyla, silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi, devlet otoritesinin ülkenin her noktasında tartışmasız biçimde tesis edilmesi konusunda taviz verilemez.

İkincisi, terörü meydana getiren şartlar ortadan kaldırılmadan yalnızca silahlı unsurlara odaklanmak hastalığın kendisini değil, belirtileri tedavi etmektir. Bu çerçeve yasa terörü mü tasfiye ediyor, yoksa terörü meydana getiren sebepleri ortadan kaldırıyor mu? Bunun cevabını vermeliyiz. Biz, millî görüşün terör meselesine ilişkin yaklaşımında güvenliği meselenin tek unsuru olarak hiçbir zaman görmedik. Ekonomik geri kalmışlık, işsizlik, bölgesel eşitsizlikler, adalet duygusunun, temel hak ve özgürlüklerin zedelenmesi, devlet ile vatandaş arasındaki mesafe, toplumsal kardeşliğin zayıflaması aynı bütünün birer parçasıdır. Dolayısıyla, Saadet Partisinin çerçevesi kapsamlı bir kardeşlik, adalet ve toplumsal bütünleşme programıdır.

Üç, toplumsal barış yalnızca bir tarafın beklentileriyle kurulamaz; on yıllardır terör nedeniyle evladını, eşini, kardeşini kaybetmiş insanların yaşadığı acı yok sayılamaz. Millî görüşün kardeşlik anlayışı, Türkiye hedefinin şehit ailelerinin ve gazilerin adalet beklentilerinden bağımsız ilerleyemeyeceğini vurgulamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MAHMUT ARIKAN (Devamla) - Çünkü adalet duygusunun olmadığı yerde kalıcı toplumsal barış asla kurulamaz. Devlet bir yarayı kapatırken başka yaralar açmamalıdır.

Dört, terörsüz Türkiye hedefinin en büyük taşıyıcısı ekonomik kalkınma olmalıdır.

Beş, terörsüz Türkiye hedefi Amerika ve İsrail'in soykırım, bölgesel yayılmacılık ve işgal politikalarından bağımsız düşünülemez. Bölge ülkeleri, Amerika ve İsrail ikilisinin bölgenin etnik ve toplumsal meseleleri üzerinden, nüfuz üretme girişimlerinden daha dayanıklı olmalıdır, daha akıllıca bir tutum almalıdır. Bölge ülkelerine olan saldırılar işgal girişimlerinin ölümcül sonuçları, geçmişte yaşananlar herkes için ibret olmalıdır. Terörsüz Türkiye süreci terörsüz bölge sürecine dönüştürülmelidir. Amerika ve İsrail'in bölgedeki emperyal politikalarını boşa çıkaracak bir zemin bu Meclis tarafından sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, meselenin bir başka önemli tarafına dikkat çekmek istiyorum. Bugün toplumumuzun önemli bir kesimi bu süreci umutla takip ettiği kadar önemli bir kesim de şüpheyle yaklaşmaktadır. İnsanlarımız "İnşallah terör biter." diyor, "İnşallah, bir daha evlatlarımızın burnu kanamaz." diyor, "İnşallah kardeşliğimiz güçlenir." diyor ama hemen ardından bir soruyu soruyor, "Bugünkü iktidara güvenebilir miyiz?" sorusunu. Bu soruyu küçümsemeyin, bu soruyu soran insanları sürecin karşısında olmakla suçlamayın, terörün devamını arzulayan insanlar olarak yaftalamayın çünkü bu şüphenin onlarca sebebi var. Bu sebeplerin önemli bir kısmı yirmi dört yılda sizin yaptığınız icraatlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Başkan.

MAHMUT ARIKAN (Devamla) - Yıllardır bu ülkede hukukun üstünlüğü tartışılıyor, yargının bağımsızlığı tartışılıyor, uzun tutukluluklar tartışılıyor, seçilmişlerin hukuk yoluyla görevlerinden uzaklaştırılması tartışılıyor, ifade özgürlüğü tartışılıyor, toplantı ve gösteri hakkı tartışılıyor, mahkeme kararlarının uygulanıp uygulanmadığı tartışılıyor. Biz bugün bunları bir siyasi polemik çıkarmak için söylemiyoruz, çok daha önemli bir sebeple söylüyoruz, toplumsal barışı sağlayacaksanız güveni tesis etmeniz gerekir. Güven sadece kanun maddeleriyle kurulmaz, güven siyasetin davranışıyla inşa edilecektir.

Bir taraftan "Türkiye'de yeni bir dönem başlatıyoruz." diyeceksiniz, diğer taraftan eski dönemin hukuk anlayışını devam ettireceksiniz; bu olmaz. Bir taraftan "kardeşlik" diyeceksiniz, öbür taraftan siyasi rakiplerinizi düşmanlaştıracaksınız; bu da olmaz. Bu çelişkiyi ortadan iktidar olarak kaldırmak zorundasınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT ARIKAN (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN - Son bir dakikayı veriyorum Sayın Başkan.

MAHMUT ARIKAN (Devamla) - Değerli milletvekilleri, sözlerimin başında söyledim, Türkiye'miz çok büyük bir devlettir, büyük devlet olmak en zor meseleleri aklıselimle, adaletle, hukukla, millî iradeyle çözebilmektir. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler ortadadır; milletimizin bir kez daha hayal kırıklığına uğramasına müsaade edilmemelidir. Bu millet çok acılar yaşadı, çok bedeller ödedi, çok kez umutlandı, çok kez de hayal kırıklığına uğradı; artık aynı hataların tekrarına tahammülümüz yoktur. Biz söylememiz gerekeni söylemekle, uyarmamız gerekeni uyarmakla, doğru adıma destek vermekle yükümlüyüz; siz de üstlendiğiniz sorumluluğun gereğini eksiksiz bir şekilde yerine getirmekle yükümlüsünüz. Biz istiyoruz ki cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, geçmişin kavgalarının tekrarlandığı değil, kardeşliğin güçlendiği, adaletin hâkim olduğu yeniden büyük Türkiye Yüzyılı olsun diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)