| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 125 |
| Tarih: | 10.08.2026 |
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok değerli bir coğrafyada omuz omuza mücadele ederek, şehitler vererek tarihî bir birikimle vatan toprağı hâline getirdiğimiz bir ülkede hep birlikte yaşıyoruz. Ülkemiz kırk yılı aşkın bir süredir çatışmalı bir sürecin, silahlı bir örgütün silahlarını bırakacağı ve örgütün tasfiye edileceği bir sürece doğru giriyor; bu sürecin hem devletimiz hem de milletimiz lehine sonuçlanacağına inanıyorum ve bu imkâna kavuşacağımıza yürekten inanıyorum. Bu süreci 22 Ekim itibarıyla başlatan Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye ve bu çağrısından sonra da sürece sürekli, her kritik aşamada verdiği destek için şahsım adına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu sürece devlet adına desteğini açıklayan Sayın Cumhurbaşkanına ve bu süreçte devlet adına ortaya koymuş olduğu katkılara ve süreci yönetiminden dolayı da çok teşekkür ediyorum. Sürece olumlu katkılarıyla destek veren başta Saadet Partimizin Sayın Genel Başkanı Mahmut Arıkan'a ve tüm siyasi partilerin genel başkanlarına da ayrıca teşekkür ediyorum. Bu sürecin çok kolay bir süreç olmadığını, fırsatlarla birlikte tarihî riskler taşıdığını hep beraber biliyoruz ama elbette fırsatların çok olduğu yerde de tehditlerin olmaması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır. Dolayısıyla, bu fırsatları olumluya döndürmek risklerden de kaçınarak uzun bir yol yolculuğunun belki de bugün ilk adımını hep birlikte atmış olacağız. İlk yapmamız gereken, vatanımızın ve ülkemizin bir tehdit altında olmaktan çıkarılmasına dair süreci hep birlikte yönetmek, daha sonra da bu silah bırakmanın bir gereği, bir şart değil ama ülkemizin hukukla, adaletle, demokrasiyle, ekonomik kalkınmayla, şahsiyetli bir dış politikayla mutlaka ama mutlaka belli bir tarihî mecraya doğru girmesi için hep beraber adımlar atmamız lazım. Çünkü bugüne kadar silah, terör, şiddet bir şekilde bu ülkeye özgürlük ve demokrasi getirmek isteyenlerin önüne sürekli bir engel olarak çıkarıldı, hep özgürlükler güvenliğe feda edilmeye çalışıldı. İşte, tam da şiddetin, çatışmanın, terörün sahneden çekildiği bir dönemde üzerimize çok büyük sorumluluklar var. Bunu bir galibiyet, bir yenilgi olarak görmekten daha öte, bu ülkenin temel değerleri olan adalet, hukuk, yargı bağımsızlığı güçlü bir yasama, güçlü bir yürütme ama birbirlerinin ayağına basmayan, kuvvetler ayrılığına sahip bir ülkeyi hep beraber inşa etme gibi bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Dolayısıyla, evet, "Bir örgüt silah bıraktı, her şey bitti, hadi eski gündemlerimize dönelim." dersek bu ülkeye çok büyük kötülükler yapmış oluruz. Bu sürece dair kaygıları olanları da anlayarak, bu süreçte, dediğim gibi, bu fırsatları ve bu riskleri birlikte aşabilmenin iradesini ortaya koymamız lazım. Bunları birlikte aşabilmenin yolu tek olmaktan geçmiyor. Elbette her partinin demokratik siyasal rekabet içerisinde birbirinden ayrılacağı noktalar olacak, milletin önüne koyacağı programlar olacak ama artık bu çatışmalı ve kutup siyasetinden vazgeçerek gerçekten memleketin meseleleri üzerine kafa yoran, siyasal eleştirilerini ya da önerilerini itiraz üzerinden değil, bu memleketin ihtiyaç duyduğu programlar üzerinden yani hizmet, eser ve gerçekten Türkiye'nin program siyasetine dönmesi lazım. Bu bağlamda baktığımız zaman, bugünkü bu yasadan sonra her ne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi 1 Ekime kadar Genel Kurul çalışmalarına ara veriyor olsa da 1 Ekimden sonra bahsettiğim gibi özellikle demokratikleşme, yargının bağımsızlığı, güçlü ve Türkiye Cumhuriyetine yakışır, tıpkı cumhuriyetin kuruluşundaki gibi ülkenin ana meselelerinin tek karargâhı olan bir Türkiye Büyük Millet Meclisine olan ihtiyacı hep beraber ortaya koymak zorundayız. Yine, ifade ettiğim gibi, bir diğer önemli husus, bu memlekette yaşayan her kim olursa olsun işi yargıya düştüğü zaman, gönül rahatlığıyla yargının bağımsızlığına inanacağı bir süreci de hep beraber inşa etmek zorundayız. Dolayısıyla, ben sözlerimi bu tarihî günde çok da uzatmadan, bir an önce gündeme geçmesini de temin etmek adına, bu sürecin tekrar başarıya ulaşmasını ama önümüzde çok uzun ve meşakkatli bir yol olduğunu, bu uzun ve meşakkatli yolun siyasal kamplaşma ve kutuplaşmalarla değil; tam tersine demokratik siyasal bir düzeni inşa etmekle açılabileceğine inanıyor, tekrar sürece katkısı olan herkese teşekkür ve saygılarımı sunuyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.