| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Değerli milletvekilleri, şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimizin haklarıyla ilgili bir kanun teklifini görüşüyoruz. Teklifte bazı doğru adımlar da vardır; aylıklar artırılıyor, yıllarca gazi sayılmadan bekletilen bazı kahramanlarımız için haklar getiriliyor fakat asıl mesele şudur: Bu düzenleme neden şimdi yapılmaktadır? Şehit ailelerimiz yıllardır kapınızı çalarken neredeydiniz? Gazilerimiz Güvenpark'ta günlerce nöbet tutarken neden duymadınız? Daha vahimi, haklarında kanun yaptığınız gazilerimizi Komisyon salonuna dahi almak istemediniz; arkadaşlarımızın ısrarıyla yalnızca bir temsilci içeri girebildi. Biz "Şehit annesiyle babasına aylığı bölüştürmeyin, ayrı ayrı hak tanıyın. Bakıma muhtaç gazilerimizin desteğini üç asgari ücrete çıkarın. Aynı fedakârlığı yapanlar arasında rütbeye, diplomaya, statüye göre ayırım yapmayın. Fiziksel yaranın yanında psikolojik travmayı da görün ve şehit yakınlarının istihdam hakkını genişletin." dedik fakat reddettiniz ama aynı günlerde başka bir meselede, maşallah, hiçbir yorgunluğunuz yoktu! PKK/KCK mensubu teröristleri affedecek düzenlemeyi sabahlara kadar büyük bir şevk ve heyecanla çalışarak Komisyondan geçirdiniz! Gazi hakkına gelince bütçe hesabı yapıyor, teröriste kolaylığa gelince süreç hesabı yapıyorsunuz. Şehit ailesinin talebini yıllarca bekletiyor, terör örgütünün beklentisine sıra gelince Meclisi gece gündüz çalıştırıyorsunuz. Bir tarafta gazinin bedenindeki şarapneli hesaplayıp gösterge belirleyeceksiniz, diğer tarafta terör hükümlüsünün çekmediği cezayı çekilmiş sayacaksınız. Bunun adı adalet değildir, bunun adı vefa hiç değildir.
Bugün Sayın Mehmet Ali Çelebi de çıkıp bize vefadan bahsetti. Sayın Çelebi, siyasi safınızı kaç kez değiştirdiğiniz sizin tercihiniz ama dün karşı çıktığınız anlayışın bugün sözcülüğünü yaparken bize vefa dersi veremezsiniz. Gaziyle fotoğraf çektirmek vefa değildir, kulise almak hak teslim etmek değildir. Asıl vefa gaziyi hakkı için yıllarca kapı kapı dolaştırmamaktır.
Bir de şehidimiz Eren Bülbül'ün annesinin sözünü yarım okuyarak bu sürece destek çıkarmaya çalıştınız. Evet, Eren'in annesi Ayşe anne "Başka anneler ağlamasın!" dedi ama aynı anne bakın ne dedi?
(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)
HAVVA SİBEL SÖYLEMEZ (Mersin) - Dinletemezsin! Yasak, yasak!
YAVUZ AYDIN (Devamla) - Duyun, duyun diye açıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAVVA SİBEL SÖYLEMEZ (Mersin) - Yasak! Yasak!
BAŞKAN - Devam edin lütfen.
YAVUZ AYDIN (Devamla) - Duydunuz mu Sayın Çelebi? "Bunların silah bırakacağına inanmıyorum." dedi, "'Bırakacağız.' deyip bırakmayacaklar." dedi "Bunların kalleşliğine akıl ermez." dedi.
Eren'in ağabeyiyle de görüştük, onun sözü de çok açık, sizlere söylüyor Sayın Çelebi "Eren'i bu işe alet etmesinler." diyor. Şehit annesinin sözünün yarısını alıp diğer yarısını saklamak, şehidin hatırasını siyasi sürece dayanak yapmak Anadolu irfanı değildir.
Şimdi, Cumhur İttifakı sıralarına söylüyorum: Gazinin hakkı yıllarca bekliyor, teröriste kolaylık için Meclisi sabahlara kadar çalıştırıyorsunuz. Gazinin yarasını cetvelle ölçüyor, teröristin cezasını silmeye kapı açıyorsunuz. Şehit ailesine şart, kriter, kapsam koyuyor; teröriste "toplumsal bütünleşme" diyorsunuz. Bunun adı "vefa" değil hukuka, adalete ve vicdana vedadır çünkü devlet, gazisine minnet borçludur. Türkiye Cumhuriyeti adaleti, suç ve suçluyla mücadeleyi asla bırakamaz diyor, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, kahraman gazilerimize şükranlarımı sunuyor, aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)