| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Değerli milletvekilleri, sözlerime bu teklifle hiçbiri karşılanmayan haklarını talep etmek üzere Güvenpark'ta tuttuğu hak nöbeti sırasında rahatsızlanan ve sonrasında da şehadete yürüyen kahraman gazimiz Erdal Özdemir'i rahmetle anarak başlıyorum. O gazimiz ki 1993'te Bingöl'de 33 askerimizin şehit edildiği o ateş çemberinden çıkmış, o alçak saldırıda aldığı yaralarla nöbet tutuyordu Güvenpark'ta. Hem teklifte o kahraman gazimizin canı pahasına arkasında durduğu haklarını karşılayamamanın utancı hem de gazi olduğu vatan müdafaasının bütün kazanımlarının yerine onu gazi, silah arkadaşlarını şehit eden terör örgütüne imtiyaz ikame etmenin utancı, bütün şuuraltınızı itiraf edercesine yarın, Sevr'in yıl dönümünde görüşmeye çalıştığınız o ihanet yasasının bütün imzacılarının üzerine olsun.
Er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş sınırını düzenliyor bu madde. Görev nedeniyle ortaya çıkabilecek herhangi bir hastalığın, rahatsızlığın 55 yaşından sonra belirgin hâle gelmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığına göre, tıbbi illiyet bağı kurulabildiği sürece yeniden muayene yaş sınırına tabi olamaz. İYİ Parti olarak biz bu maddenin hem hak kaybını yaşa bağlamayacak, benzer durumdaki diğer personel için de ortak ve eşit başvuru sistemi kuracak ve geçmişte şehitlik veya gazilik talebi reddedilen kişilere daha lehe hükümler çerçevesinde yeniden başvuru hakkı tanıyacak şekilde genişletilmesini teklif ediyoruz. Maddeyle ilgili teknik itirazımızı söylüyorum ama inanın, gazilerimiz artık işin hiç buralarında değiller. Onlar ne diyorlar biliyor musunuz? Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu'nun Güvenpark'ı her ziyaretinde -Allah hepsinden razı olsun- divan üyelerimizin, milletvekillerimizin, gençlik kollarımızın, Ankara teşkilatlarımızın Güvenpark'taki nöbete eşlik ettikleri her gün ve gece, ayrıca tek bize de değil itile kakıla hakaretamiz ifadelere uğrayarak girdikleri Gazi Meclisin çatısı altında, Komisyonda bu teklifi hazırlayanların yüzlerine de ne dediler ve hâlâ ne diyorlar biliyor musunuz? "İki buçuk senenin sonunda gelen bu teklif er şehit aileleri ve er gazilerin hiçbir sorununu, hiçbir sorunumuzu çözmüyor. Biz sizin lütuf gibi sunduğunuz cep harçlığına, üç kuruşa tenezzül edecek insanlar değiliz. Biz sıvasız evlerimizden çıkıp da ölüme yürüyenleriz. Biz sizden para pul istemiyoruz, biz insan yerine konulmak istiyoruz." diyorlar. Bir gaziye gazi olduğunu, devleti nezdinde insan yerine konulmadığını hissettirmenin ayıbı da umarım, dilerim, dert olur yüreğinize; tabii eğer varsa. Çok memnun olduklarını iddia ettiğiniz bu teklif için diyor ki gazilerimiz: "Koca koca adamlar utanmadan üç kuruş parayı tartışıyorsunuz, asla kabul etmiyoruz bunu. Aynı üniforma içinde, aynı şartlarda yaralandığımız arkadaşlarımızdan hiçbir farkımız yok. Dikey geçişli özlük hakkımızı istiyoruz. Biz uzuvlarımızı, organlarımızı, hayatımızı bu aşağılanma için vermedik; protezlerimizi alın, madalyalarımızı alın, bize uzuvlarımızı verin, kollarımızı, bacaklarımızı, gözlerimizi verin. Bizi ya öldüreceksiniz ya hakkımızı vereceksiniz, bunun başka yolu yok." (İYİ parti sıralarından alkışlar) Hakikaten dalga mı geçiyorsunuz? Aynı üniformanın içinde, aynı şartlarda, hatta aynı gün, aynı yerde, aynı saatte, aynı terörist kurşunuyla aynı şekilde yaralanan gazileri, can veren şehitleri nasıl ayırırsınız, nasıl ayırabilirsiniz? Söyleyin şimdi, kararınız nedir, niyetiniz nedir? Öldürecek misiniz haklarını mı vereceksiniz?
Son söz olarak, bugün pazar, Türk milletinin kahramanlarının hayat şartlarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde ziyaret yasağı olan bir günde âdeta onlardan kaçırarak görüşülüyor olmasını da kınıyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)