| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yalnız birtakım göstergeleri, katsayıları ve aylıkları konuşmuyoruz, devletin kendisi için canını ve bedenini ortaya koyan insanlara karşı sözlerin tutulup tutulmadığını konuşuyoruz. Önümüzdeki metinde kimi aylıkları ve bakım ödemelerini artıran, yeniden muayene imkânını genişleten düzenlemeler var. Gazilerimizin lehine olan hiçbir kazanımı küçümsemeyiz ancak eksik hakkın tam hak gibi sunulmasına da ortak olamayız. Birkaç kalemde iyileştirme yapmak yıllardır süren statü, emsal aylık ve sosyal hak eşitsizliğini çözmüş olmak değildir. İktidar bu teklif için "İki yıldır çalışıyoruz." diyor, peki, iki yıllık hazırlığın sonunda Mecliste ne oldu? Teklif 3 Ağustosta sunuldu, 5 Ağustosta Komisyona getirildi, görüşmeler yalnız üç saat sürdü, İçişleri, Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonları rapor vermedi, Komisyon kapısında bekleyen şehit yakınları ve gazilerden yalnız bir temsilci içeri alındı, alt komisyon kurulması talebimiz reddedildi, sunduğumuz değişiklik önergeleri ve 15 yeni madde önerimiz ne yazık ki kabul edilmedi, iki yıllık hazırlık iddiasının Meclise düşen payı iki gün, gazilere düşen payı yalnızca birkaç dakika oldu, dağ fare doğurdu çünkü gaziyi masaya oturtmadan gazi kanunu yazdınız. Güvenpark'taki nöbetin ilk gününde Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'le gittik, bu hak mücadelesini Meclise taşıdık, teklif Komisyondan geçtikten sonra da Genel Başkanımızla birlikte yeniden gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın yanına gittik, ilk gün de yanlarındaydık Komisyon sonrasında da yanlarındaydık hakları eksiksiz teslim edilinceye kadar da yanlarında olacağız. Gazilerimizin çok açık bir talebi var "Para değil, insan yerine konulmak istiyoruz." Çünkü talepleri yalnız maaş artışı değil, emsal özlük hakkı, kira desteği, istihdam, eğitim desteği, askerî, sosyal tesislerden yararlanma, sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerine eşit erişim istiyorlar. Terörle mücadelede yaralandığı hâlde malul sayılmayanlar adı ve hakları kanunda açıkça yazılı bir onur gazisi statüsü istiyor, bunların önemli bir bölümü ne yazık ki bu teklifte yok. Biz, Komisyonda bu eksikleri giderecek önergeler sunduk, er şehit yakınları ile er gazilerin rütbe nedeniyle geride bırakılmamasını, seyyanen artışın emsal aylık alamayanlara da yansıtılmasını, kira ve istihdam desteğinin genişletilmesini, Kıbrıs gazilerimize madalyalarının verilmesini, şehit ve gazi çocuklarının eğitim ve istihdam haklarının güçlendirilmesini istedik; ne yazık ki kabul edilmedi. Haziran 2024'te iki gün süren Kahramanlara Vefa Çalıştayını yaptık. Sahadan gelen taleplerle 18 kanunda değişiklik öngören kapsamlı teklifimizi hazırladık. Yirmi dört ay boyunca 170'i aşkın il ve ilçede 270'i aşkın şehit ve gazi derneğiyle görüştük. 3 Ağustosta teklifimizi yeniden Meclise sunduk. Mesele, teklifin kimin imzasını taşıdığı değil, hangi yaraya gerçekten merhem olduğudur, bizim itirazımız tam da budur. Hazır ve kapsamlı bir çözüm varken dar bir metinle mesele çözüldü görüntüsü veriliyor. Anayasa’nın 61'inci maddesi devlete bir görev yükler: Şehit yakınlarını ve gazileri korumak, onlara yaraşır bir hayat seviyesini sağlamak. Bu görev bütçe elverdiği kadar hatırlanacak bir iyi niyet cümlesi değildir. Gazilerimizin ortez ve protez sorunu da bu eksik yaklaşımın en somut örneklerinden biridir. Rapor ve üretim işlemlerinin fiilen Ankara'daki Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinde toplanması ülkenin dört bir yanındaki gazilerimizi tekrar tekrar Ankara'ya getirmek zorunda bırakmaktadır. Bu tespit Komisyon raporuna da girdi fakat çözüm kanun metnine yansımadı. Vücudunda şarapneli millî taşıyan, uzvunu kaybeden, travma sonrası stres bozukluğuyla mücadele eden bir insanı rapor, ölçüm, bakım ve yenileme için kilometrelerce yola düşürmek yanlıştır. Güvenpark'ta gözlerini çatışmada kaybeden bir gazimiz 2 protez gözü için 90 bin lira kredi çektiğini anlattı, kızı ise babasının karanlığını bütün ailenin paylaştığını ifade etti. Gözlerini bu vatana veren bir gaziye protez gözünü krediyle aldıran düzenin adı sosyal devlet olamaz. Çözüm bellidir: Belirlenecek bölgesel eğitim ve araştırma hastanelerinde rapor verme yetkili birimler ve nitelikli ortez, protez merkezleri kurulmalı, gazilerimizin, rapor işlemleri için ikamet ettikleri yere en yakın üçüncü basamak sağlık kuruluşuna başvurması yeterli sayılmalıdır. Sağlık hakkı ikamet adresine göre eziyete dönüşmemelidir.
Değerli milletvekilleri, bugün gazilerimizin haklarını konuşurken askerî sağlık sistemini ayrıca ele almak zorundayız çünkü gazimize karşı sorumluluğumuz, yaralandığı gün başlamıyor, taburcu edildiği gün de sona ermiyor. İlk müdahaleden ameliyata, rehabilitasyondan ortez ve proteze kadar kesintisiz ve uzmanlaşmış bir sağlık zinciri gerekiyor. Askerî hastane meselesi doğrudan doğruya ordunun hareket kabiliyeti ve personelimizin hayatıyla ilgili bir ihtiyaçtır. 2025 yılı sonunda açıklanan rakamlara göre Gülhane'de 744 askeri tabip adayı eğitim görmekte, aynı yıl mezun olan 147 tabip, birliklere gönderilmiş bulunmaktadır. Elbette birliklere tabip atanması gereklidir ancak bu tek başına askerî sağlık sistemi kurulduğu anlamına gelmez. Harp cerrahisi, patlama, havacılık, dalış ve su altı hekimliği yalnızca tıp diplomasıyla değil sürekli klinik eğitim, vaka deneyimi, tatbikat ve kurumsal birikimle gelişir. Askerî hastaneler işte bu birikimin üretildiği klinik üslerdir. Hastane altyapısı olmadan askerî tabip yetiştirebilirsiniz fakat sürdürülebilir bir askerî tıp ekolü oluşturamazsınız.
Askerî sağlık sisteminin gazilerimiz açısından taşıdığı önem de göz ardı edilemez. Gazinin tedavisi protezin teslim edilmesiyle tamamlanmış olmaz, cerrahi kontroller, uzuv kaybından sonra kalan bölgenin sağlıklı biçimde iyileştirilmesi, protezin kişiye uygun hâle getirilmesi, yürüme analizi, fizik tedavi ve zaman içinde cihazın yenilenmesi gerekebilir. Gazilerimizin bu süreçlerde hastane hastane dolaştırılmadığı, uzman hekimlerin ve ilgili sağlık birimlerinin birlikte çalıştığı, sürekli takip sağlayan bir yapıya ihtiyacı vardır. Askerî sağlık sistemi, yaralanan personeli yalnızca hayatta tutan değil onu yaşamının geri kalanında da yalnız bırakmayan bir sistem olmalıdır. Yeni Parti olarak sözümüzü metne de döktük, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve Grup Başkan Vekillerimizin imzasını taşıyan askerî sağlık sisteminin yeniden tesisi ile GATA ve askerî hastanelerin yeniden kurulmasını öngören teklifimizi 3 Ağustosta Meclise sunduk, teklif Komisyonda beklemekte. Bir de rütbeli vazife malulleri konusu var, er vazife malullerine tanınan haklar bu gruba da aynen tanınmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ordunun gücü yalnız sahip olduğu araçlarla değil o araçları kullanan personelin adalet duygusuyla da ölçülür. Astsubaylarımız yıllardır aynı talepleri tekrar ediyor; emekliliğe yansıyan adil bir ilave tazminat, ek gösterge mağduriyetinin giderilmesi, görevdeki maaş ile emekli aylığı arasındaki ağır kaybın azaltılması ve meslek eğitimlerinin lisans düzeyine çıkarılması. Astsubaylarımız yeni bir vaat istemiyor, yıllardır verilen sözlerin tarihini soruyor. Artık her bütçe döneminde "Çalışıyoruz." her seçim öncesinde "Çözeceğiz." denilmesini de kabul etmiyorlar. Tazminatın göstergesi, ek göstergenin seviyesi ve emekliliğe yansıma usulü açıkça kanuna yazılmalı, yürürlük tarihi de belirsiz bir geleceğe bırakılmamalıdır.
Uzman çavuşlarımızın sorunları da ortadadır; sözleşme baskısı ve kadro güvencesizliği, sağlık nedeniyle meslekten ayrılma riski, kıdemlerinin rütbeden sayılmaması, sosyal tesislerden eşit yararlanamama, emeklilikte derece ve ek gösterge kaybı, görev sonrasında kamuya geçiş ve istihdam sorunu. Görevini tamamladığı hâlde kamuya atanamayan uzman çavuşların gerekli şartları taşıyan gazilerimizle birlikte Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde okul güvenliğinde istihdam edilmesini önerdik. Bu, hem okullarımızın güvenliğine hem de yıllarca güvenlik eğitimi almış personelimizin hayatına kalıcı bir çözüm olur. İktidar bu öneriyi de reddetti.
Şimdi, seçim bölgem Kayseri'den Ankara'ya uzanan bir hak yürüyüşü var. Türkiye Emekli Uzman Erbaşlar Derneği çatısı altında yürüyen emekli uzman çavuşlarımız "kahramanlara hak yürüyüşü"nü sürdürüyor. Uzman çavuşlarımızdan birisi 45 yaşında resen emekli edildiğini, bugün 57 yaşında olduğu için iş bulamadığını anlatıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Yetmedi süre.
BAŞKAN - Yetmedi.
AŞKIN GENÇ (Devamla) - Peki, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)