| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 1'inci maddede grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
Size bugün Sudanlı Zenci Musa'dan bahsetmek istiyorum, Sudanlı Zenci Musa'nın fotoğrafını da şöyle sizlere göstereyim. Sudanlı Zenci Musa'yla niye konuşmama başladım, önce onu ifade edeyim. Sudanlı Zenci Musa -Aydın milletvekillerimiz bilir, Sudan kökenli birçok Türk vatandaşımız var orada, oralarda yaşayan, onların atası denilebilir- Girit doğumludur, 1916 yılında Kuşçubaşı Eşref'le tanışmıştır. Kuşçubaşı Eşref'le beraber ondan sonra onun yaverliğini yapmıştır. Trablusgarp'ta, Çanakkale'de, birçok cephede Kurtuluş Savaşı'nda önemli mücadeleler vermiştir fakat bir süre sonra Yemen'de bir sıkıntı olduğu, Tevfik Paşa komutasındaki askerlerin desteğe ihtiyacı olduğu ortaya çıkar. Enver Paşa Kuşçubaşı Eşref'i yanında Sudanlı Zenci Musa'yla beraber gönderir fakat Arabistan çöllerinde İngilizler yollarını keser, Kuşçubaşı esir alınır, Sudanlı Zenci Musa bir şekilde 300 bin altını Yemen'e ulaştırır. Hani "Mızıka çalındı düğün mü sandın/ Al beyaz bayrağı gelin mi sandın/ Yemen'e gideni gelir mi sandın/ Döngel ağam döngel dayanamirem/ Uyku gaflet çöktü uyanamiram" diyor ya işte o Yemen'e Sudanlı Zenci Musa 300 bin altını ulaştırır. Sonrasında İstanbul'a döner, 1919'da İstanbul işgal altındadır. İşgal altındaki İstanbul'da Karaköy gümrüğünün etrafında dolaşırken Ali Sait Paşa bunu görür ve Ali Sait Paşa der ki: "Senin devlete çok hizmetin dokundu, millete çok hizmetinde okundu, gel biz sana devletten maaş bağlayalım." O da der ki: "Ben bu fakir milletten maaş almam." Sonrasında İngiliz komutan, işgal komutanı General Harington görür. Harington der ki: "Senin kahramanlıkların dillere destan, istersen bizimle çalış, her türlü imkânı ayaklarının altına sereriz." Zenci Musa der ki: "Her şey herkese teklif edilir mi? Sizinle daha işimiz bitmedi." Ve sene 1919'dur, sonra Ali Sait Paşa görür, o maaş teklif eden Ali Sait Paşa der ki: "Karaköy gümrüğünde seni kâhya yapalım." Der ki: "Onu fakir bir Müslüman'a verin, ben ancak hamallık yapabilirim." Bunları niye anlatıyorum biliyor musunuz? Maaş kabul etmeyen, o şartlar altında işgal altındaki ülkeden kendisine maaş teklif edilen, bu şartları kabul etmeyen Zenci Musa sonrasında Özbekler tekkesinde hayatını kaybeder, veremden hayatını kaybeder. İşte, bugün şehit ve gazileri konuşuyoruz, şehit ve gazileri konuştuğumuz bir ortamda o günün işgal altındaki devletinden kendisine verilen maaşı kabul etmeyen, üzerine düşeni yapan Zenci Musa'nın takipçileri, şehit aileleri ve gaziler bugün yirmi sekiz günden beri şurada, Güvenpark'ta devlete seslerini duyurmaya çalışıyor. Diyorlar ki: "Bizim sesimizi duyun, işgal altında bir ülke değiliz, bizi ele güne mahkûm etmeyin. Geçinmekte zorlanıyoruz, sıkıntılarımız var, maddi olarak ayakta kalamıyoruz." Hâl böyleyken, yirmi sekiz günden beri -her ne kadar iletişim kurulduğu söylense de- o insanları orada tutmaya devam etmek bu devlete yakışmıyor arkadaşlar. Şartlar ne olursa olsun, içerikten bağımsız söylüyorum, insanların talepleri ne olursa olsun, ne istiyorlarsa istesinler, bu devlete düşen, bu Parlamentoya düşen, beş yüz metre ötede, bu millet için, bu devlet için gözünü, kolunu, ayağını kaybetmiş, evladını şehit vermiş ailelerin sesine kulak vermektir. Burada yapılması gereken, onların psikolojisini anlamaktır, onların dertleriyle hemhâl olmaktır. O hemhâl olmak demek yani bazen insanla oturur, birlikte ağlarsınız, ağladığınızı görürse, samimiyetinizi bilirse inanır samimiyetinize "Elinden bir şey gelmiyor." der ama siz hem bu koşullar altında onları yaşamaya mecbur eder hem de onların sıkıntılarını yirmi sekiz günden beri hâlâ orada duymamaya devam ederseniz bu, şehit ve gaziler için doğru bir yaklaşım olmaz.
Değerli arkadaşlar, tabii, çok uzun konuşulması gereken konular var ama şu konuyu da ifade etmek istiyorum: Şu anda, mesela, bir asteğmen gazi olduğu zaman özlük hakları albaylığa kadar gazi maaşı artarak devam ediyor, er ve erbaşlarda ise aynı kalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Ayrıca, gaziler açısından sosyal tesis ve kamplardaki ayrımcılığa da son verilmesi gerekiyor. Er ya da erbaş gazi olduğunda ise astsubaylıktan başlatılarak astsubay kıdemli başçavuş rütbesine kadar emekli maaşı değişkenlik göstermek kaydıyla ilerletilebilir, beklenen, asıl olan şey bu aslında. Konuştuğumuz gazi albaylar, değerlendirme yapanlar şunu söylüyorlar, onlar er ve erbaşları takdim ederken diyorlar ki: "Çocukların durumu vahim. Subaylar için bir sorun yok ama er ve erbaşlar için gerçekten durum iyi değil." Onların sesine kulak verilmeli.
Sudanlı Zenci Musa'nın şu anda vazifesini devam ettiren şehitlere, gazilere kulak verilmeli diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)